25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

15 Temmuz 2016: Münafıkça Bir Darbe Girişimi

15 Temmuz 2016: Münafıkça Bir Darbe Girişimi

Tarifsiz bir öfke içindeyim. 15 Temmuz gecesi , Gülenci kadrolarınintihar bombacılığı yaparak, vahşi darbe girişimine öfkem durmak bilmiyor.Savaş uçaklarının bu ülkenin insanına hemen yanı başımıza ateş açmasına mı öfkelenmeyeyim, hilekar bir adamın bu kadar insanı mankurtlaştırmasına mı? İlk anda bile PR’a odaklanan ve basına “uluslararası komisyon” çağrısı yapan bu iki yüzlülüğe her dakika öfkelenmemek elde değil. Hayatı boyunca askeri darbelere karşı olduğu yalanını dahi söyleyebilen bir utanmazlık bu. Ya da tam adıyla her kesimden demokratları bile kandıran profesyonel bir şarlatanlık.

 

Millet hangi kesimden olursan olsun elbirliğiyle dayanışıp, bu sinsi darbe girişimini bozdu. Kendini meydanlara attı. Milletin parasıyla alınmış o savaş uçakları ve silahlar adeta robotlaşmış askerler ve polisler (ki asker veya polis demek yerine terörist demek daha isabetlidir), yüzlerce insanı acımadan öldürdü ve binlercesini yaraladı. Böyle bir terörizm, İslam’a bakan yönüyle de IŞİD teröründen daha vahimdir.O kadar münafıkça gelişen bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalındı ki, bu darbeciler sadece üst yapısı ve bürokratik kadroları organize hareket eden bir suç örgütünden ibaret zannedilirken karşımızda son derece vahşi bir terör örgütü olduklarını tescillediler.  Gülen mahkemelerde yargılanıp, cezasını çekmezse artık onu iade etmeyenler de bu terörizme ortaktır.

 

Burada hakim ve savcılara parantez açmakta fayda vardır. Bahse konu hakim ve savcılardan örgütle emir-talimat ilişkisi olanların el attıkları tüm davalar şaibelidir ve yeniden yargılama konusu yapılmalıdır. Özellikle yakın geçmişte İstanbul’daki sulh ceza hakimliklerinin tamamını lağvetmeye teşebbüs ettikleri hatırlanırsa,  soruşturma ve yargılamalara engel olmaya çalışacakları açıktır. Hakim ve savcı olmaları kimseye ayrıcalık tanıyamaz.

 

Millet meydanlara sokaklara atılmasa idi ne olacaktı? Günlerdir meydanlarda nöbetle tutulmasa ne olacaktı? İlk andan itibaren tiyatro, mizansen diyenlerin de bunu düşünmesi gerekir.Tecavüz edene karşı ama kız da mini etekliymiş denilebilir mi? Allah’a şükürler olsun ki, feraset ve basiretle ilk andan itibaren sokağa atılanlardan olduk, çocuklarımıza ve torunlarımıza medar-ı iftihar bir direniş bıraktık. 15 Temmuz gece yarısından önce kardeşimi aradığımda, “askerlerin ateş açtığını” söylemesiyle bir an nefesimin kesildiğini düşündüm ve ara sokaklardan eve ulaştığında, sıkıca sarılıp doya doya öptüm onu. Henüz gece yarısı olmamıştı. Evde ekmek bitmiş, su bitmişti. Ne yapacağımıza karar verdik ve belki geri dönemeyiz diye abdestlerimizi alıp sokağa çıktık. Bu defa Menderesler, Zorlular ve Polatkanlar’ınhikayesi yaşanmayacak, onların mirasına sahip çıkacaktık.Kardeşime önce ekmek ve su almalıyız desem bile, yaşından beklenmeyen bir olgunlukla ekmeksiz yaşanıp hürriyetsiz yaşanamayacağını hatırlattı. Ve ilk geceden kendimizi Şişli’de meydana attık. 16 Temmuz’da Taksim Meydanı’nda, 17 Temmuz’da Şehzadebaşı İBB önündeydik, 19’da ise yine Taksim Meydanı’nda. Zira bu nöbetin en baştan itibaren sıkı tutulması için karşımızda Mısır örneği dün gibi tazeydi.

 

Elbette darbe namussuzluğunda bulunanlara karşı, şu özeleştiriyi yapmak gerekir. Bugüne kadar Ak Parti’ye yapılan ve adalet-i mahza çerçevesindeki ikaz ve eleştirilerin bir kısmı hükümsüzleşti. Yaklaşık iki yıl önce yazdığım ve Gülen Cemaati’nin bir kısmının bürokratik bir organizasyon içinde olduğuna dair çok sayıda örnek olduğundan bunların kurunun yanında yaş yanmadan yargılanması gerektiği tespitimi bile artık yetersiz görüyorum. Karşımızda apaçık bir terör örgütü var ve haşhaşilik tam olarak budur, buna FETÖ ismi layıktır.Dolayısıyla münafıkça ve sinsice terörist olmayan; açık, şeffaf ve dürüst şekilde siyasi eleştiri sahiplerinin de mutlaka özeleştiri yapması gerekir. Bu ülke solcusu sağcısı, Türk, Kürt, Arap, Çerkez ve Laz, Sünni-Alevi, Nurcu, Nakşi , Yahudi, Hristiyan fark etmeksizin demokrasisine sahip çıktı. Dolayısıyla 15 Temmuz darbesinin püskürtülmesi bu millet ve bu topraklar için bir şükür vesilesidir. Bundan sonrası adaletin tecellisinden ibarettir.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

03.Ağustos.2015 Pazartesi
05.Mart.2015 Perşembe
25.Şubat.2015 Çarşamba
18.Şubat.2015 Çarşamba
20.Ağustos.2014 Çarşamba
05.Ağustos.2014 Salı
03.Ağustos.2014 Pazar