21 Eylül 2018, Cuma

Üst Menu

28 Şubat sendromu!

28 Şubat sendromu!

Neredeyse üç haftadır süren Gezi olaylarında, eylemcilerin hükümetle anlaşamaması sonucu eylemler devam ediyor. Seçilen bir heyetin geçtiğimizÇarşamba günü Başbakan’la görüşmesiyle yeni bir aşamaya girildi. Referandum ihtimalinin konuşulduğu bu görüşme sonrasında Gezi eylemcilerinin önemli bir kısmının bu kararı tanımadığı görülmekte. Cumartesi akşamı parkın polis zoruyla boşaltılması ve ardından yaşanan çatışmalar eylemlerin kolay kolay bitmeyeceğini gösteriyor.

 

Öte taraftaneğer yeni bir karar alınmazsa yapılması muhtemel bir referandumun keskin bir siyasal ve kültürel kutuplaşmanın gölgesinde gerçekleşeceğini ve bunun da sağlıklı olmayan sonuçlar getireceğini söylemek mümkün.Parkın hukuksuz bir şekilde yıkılmasına karşı bir defans hareketi olarak başlayan eylemlerin gelinen aşamada, hükümet muhalifleri olarak görülen eylemcilerle hükümet ve hükümetin safında yer alan muhafazakar kesimler arasında bir tür siyasal kutuplaşmayı ve “kültür savaşı”nı güçlendirdiğini de söyleyebiliriz. Polis şiddetindenBaşbakanın tutumuna, medyanın tutumundan muhafazakar reflekslere kadar birçok değişkenin farklı kesimlerin bu siyasal pozisyon alma durumunu belirlediği görülmekte.

 

‘Muhafazakar paranoya’

 

İktidara yakın medya organlarınca terörize edilen, CNN İnternationalve Rauters tarafından canlı yayınlandığı için uluslararası bağlantıları olduğu iddia edilen eylemler, “Faiz lobisinin desteğiyle uluslararası operasyona dönüştürüldü” gibihaberlerle manipüle edilmeye çalışıldı ve eylemcilerin kriminalize edildiği ölçüde hükümetin tavrının olağan görüldüğü bir atmosfer oluşturuldu. Bu atmosferi yaratan en önemli dinamik ise hükümete yakın muhafazakar medya oldu. Eylemler boyunca söz konusu medyanın retoriğinde görülen şey, bu olayları uluslararası komplolarla ilişkilendirmekve eylemcileri marjinalleştirmek oldu. Son 15 gündür Muhafazakar kamuoyunun dili neredeyse tamamen “uluslararası komplo”, “Kemalizm”, “Askeri müdahale”, “Cumhuriyet mitingleri” gibi kavramlarla bezeli bir biçimde, yer yer polisin sert tavrını meşrulaştıran bir ruh halini de besleyen paranoyayla şekillendi. Eylemcilerin “başörtülülere saldırdığı”na ve “camide fuhuş yapıp bira içtikleri”ne dair söylenceler de muhafazakar kamuoyunda en çok rağbet gören ve eylemcilere karşı nefreti besleyen haberler olarak yer aldı.

 

28 Şubat’tan 28 Mayıs’a

 

Muhafazakar medyada daha bariz okunabilen ve hükümette de görülen bu retoriğin, Türkiye’de son on yılda yaşanan dönüşümlerin ve dolayısıyla muhafazakar-demokrat bir politikayla şekillenen kurumların tekrar Kemalist-militarist bir muhalefetle ortadan kaldırılacağı kaygısıyla yakından ilişkisi olduğunu söylemek mümkün. Dolayısıyla denilebilir ki,Gezi olaylarında da bariz olan ve soldan yükselen her itiraza karşı geliştirilen muhafazakar refleksin gösterdiği gerçek, hükümete karşı her itirazın muhafazakar toplumsal ve siyasal kesimlerin aklına Kemalizmin tekrar “hortlaması” tehlikesini getiriyor olması. Buna engel olmak isteyenMuhafazakar akıl, Soldan gelen her itirazı28 Şubat'ı tekrar yaşayacağı korkusuyla iktidarı ve polisi yardıma çağırmak suretiyle öteliyor.Diğer bir ifadeyle Muhafazakar iktidara her itiraz, muhafazakar kesimin aklına 28 Şubatı getirdiği için bu itirazlar polis şiddetine maruz kalıp kolaylıkla marjinalleştirme operasyonlarına maruz kalabiliyor. Bu sağlıklı bir akıl değil ve eleştiri tahammülünü yok ediyor.İktidara yöneltilen eleştirilerin bu şekilde Kemalizmle, 28 Şubat’la veya uluslararası komplolarla ilişkilendirilmesi Türkiye’de siyasal muhalefet kültürünü paranoyak bir refleksle karşı karşıya bırakıyor. Bu sebeple muhafazakar kamuoyunun bu paranoyakça tutum ile ilgili bir özeleştiriye girip daha aklı selim bir tavır almasının gerekliliğine şiddetle ihtiyaç var. Aksi halde 28 Şubat’lar yaşanmasın diye geliştirilen refleksler, 28 Mayıs’larda yeni mağdurlar üretiyor.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.