19 Ocak 2018, Cuma

Üst Menu

8 Maddede Kürtler’in AKP’yi Terkedişi

8 Maddede Kürtler’in AKP’yi Terkedişi

AKP medyasının, Kürtler'in Türkiye’nin her tarafında büyük oranda AKP’yi terk edip HDP’ye geçişini neredeyse “din elden gidiyor” yorumu ile vermesini siz “Kürtler malum sistemden kopuyor” olarak anlayın. HDP “fenomenal” olarak Türkiyelilik savında olsa da Kürtler açısından “numenal” olarak Kürdistanileşiyor.

 

AKP’li Kürtler’in HDP’ye geçişini “sekülerleşme” üzerinde okumanın kendisi seküler ve de problemli bir yaklaşımdır. Çünkü bu yaklaşım “dindar Kürtler AKP’ye oy veriyordu ve dindar olmayan Kürtler de HDP’ye veriyordu” varsayımına dayanır ki bu varsayım bütünüyle yanlıştır.  AKP’den kopuşu dinden kopuş olarak yorumlamak da seküler bir yaklaşımdır ve sanırım büyük din sosylogu MaxWeber’in kulağını ciddi bir şekilde çınlatıyordur.

 

Kürtler'in büyük bir kısmı HDP’ye geçti. Örneğin Diyarbakır’da HDP’nin aldığı %79’luk oranı; asker, memur ve Kürt olmayan seçmenleri de çıkarırsanız %85 olarak da okuyabilirsiniz. Seçim gözlemcilerine göre ve de benim de kanaatime göre yüzde 13’lük oranın 11’ini Kürtler teşkil ediyor. Bana kalırsa siyasi tercih itibariyle bu tarihi bir tablodur. HDP ciddi bir hata yapmadığı veya Kürt siyasetinde HDP’ye ciddi bir rakip çıkmadığı sürece de bu çıtanın düşeceğini tahmin etmiyorum.

 

Hem HDP’nin Kürtleşmesi hem de Kürtlerin HDP’lileşmesi olarak okuyabileceğimiz tabloyu ortaya çıkarak hususlara kısaca değinelim:

 

1- Kürtler’in Kobani süreci ile de zirve yapan milli hassasiyetleri önemli ölçüde belirleyicidir. Buradaki “milli”likten kasıt bir halk ve hak olarak milliliktir. Kürtlerin toprağına, namusuna göz diken barbarlara karşı verilen mücadele ve de buna karşı AKP hükümetinin lakayt tavrı önemli bir değişken olmuştur. Her ne kadar AKP, pêşmergenin Kobani’ye geçişine izin verdiği iddia edip aslında destek verdiğini salık verse de mesele bundan ibaret değildir. Çünkü Kürtler, evvelinde AKP’nin sair muhalif gruplara defalarca silah yardımı yaptığını, Kürtler ateş içindeyken “Türkmenleri” düşündüğünü, Kürtler ile savaşan gruplara açık lojistik yardım yaptığını gördüler. 50 kişinin hayatını kaybettiği Ekim olaylarından sonra AKP’nin dünya siyasetinin de basıncı ile pêşmergenin Kobani’ye geçişine izin verdiğini gördüler. Bu olaylardan birinci derece AKP’yi sorumlu gördüler.  “Kobani düştü düşecek “ ifadesini altına yatan korkunç umarsızlığı hissettiler.

 

2- AKP, Recep Tayyip’in şahsında korkunç bir öfke dili üretti. Açık ve seçik olarak hukuku ihlal etti. Yani Kürtler'in AKP’ye güveni sarsıldı. Onu,  daha önce Kemalist otokrasiye karşı mücadele veren bir siyasi program olarak görenler, AKP’nin kendi otokrasini kurduklarını gördüler.

 

 

3- AKP medyasının ölçü tanımayan HDP karşıtı yayınları bütünüyle ters tepti. Kürtler, Ortadoğu’da siyasi bilinç ve hafıza itibariyle en duyarlı halktır. Bu yayınların, tıpkı doksanlı yıllarda Kemalsit medyanın ölçü tanımayan yayınlarının taklidi olduğunu hissettiler.

 

4- AKP, vaktiyle iyi şeyler yaptı. Fakat gelinen nokta bir tükeniş noktası idi. Recep Tayyip’in çelişkili ve yalan ifadeleri, saldırganlığı, Kur’an propagandası, “Zerdüşt” teranesi , “Ka’be-Taksim salvoları”, “Selahattin” polemiği Kürtler’de ters tepti.

 

5- HDP daha fazla Kürtleşti. Hem siyasi program olarak ve hem de aday profili olarak yeni şeyler ortaya koydu. Daha önce değişik dini hassasiyetler ile HDP’den uzak kalan Kürtler bir biçimde ikna edildiler. Mela’ların önemli bir kısmı HDP için çalıştı. Dindar ve başörtülü adaylar gösterdi. Selahattin Demirtaş daha güven veren bir lider oldu. Olgunlaştı. Kürt hareketinin uzun bir dönemden bu yana din ile barışık olarak geliştirdiği söylem ve siyaset karşılık buldu. Bu Kürtler, Kürt hareketinin egemen olduğu bir siyasada dini yaşam ve söylem itibariyle sıkıntı yaşamayacaklarına kanaat getirdiler. Ve ama aynı zamanda bu Kürtler HDP’yi bir ölçüde değiştirdi.

 

6- HDP’ye destek veren, onunla kolasyina giden  Azadi Hareketi, Öze Dönüş Platformu ve Nûbihar/Zehra cemaati gibi Kürdi/İslami çevreler birer denge unsuru oldular. Bu sembolik destek, Kürdistan’da öteden beri sistemin yedeğinde işlev gören sair hareketlerin kulvarını değiştiren bir itici güç oldu. Bu vesile ile “kardeşlik” söyleminin altında yatan yalan AKP’nin şahsında görünür kıldılar.

 

7- AKP medyası ve takipçileri, açık veya dolaylı olarak Kürtler’i nankörlükle suçluyor. Bu durum, meseleyi çözümleyebilme irade ve ufkundan hâlâ mahrum olduklarını gösteriyor. Kürtler'in azımsanmayacak bir kesimi üç dönem boyunca AKP’ye destek verdi. Ama anlaşılıyor ki bu destek önemli ölçüde geri çekildi. Örneğin AKP’nin Kürdistan’da “derin” infazlar yapmadığına ve yapamayacağına inanan seçmenin bu güveni sarsıntı geçirdi. Buna tam olara güven kaybı diyebiliriz.

 

8- HDP daha güven veren ve de daha derli toplu bir parti vizyonu ortaya koydu. Verilecek oyların boşa gitmeyeceği kanaati perçinleşti. 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
29.Temmuz.2015 Çarşamba
21.Temmuz.2015 Salı
25.Mart.2015 Çarşamba
11.Ekim.2014 Cumartesi
12.Ağustos.2014 Salı
28.Temmuz.2014 Pazartesi
05.Mart.2014 Çarşamba
23.Haziran.2013 Pazar