25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Aa, Başbakan da Bir İnsanmış!

Aa, Başbakan da Bir İnsanmış!

Seçilmişler, 90 yıllık cumhuriyetimizin üvey evlâdı oldu hep. Çünkü kurucu irade, yasalarıyla, eğitimiyle, yarattığı ideolojiyle tam 90 yıl bunu böyle tahkim etti.

 

Sözde demokratik dönemleri bölen darbelerle, bu anlayış derinleştirildi. Siyasetçiler kötüydü, suiistimalciydi, birbirleriyle anlaşamıyordu, ülkeyi uçuruma götürüyorlardı. Darbe kaçınılmazdı.

 

Bu ideolojik bombardıman, yapılan anketlerle, Ordu'nun en sevilen kurum, siyasetçinin en güvenilmez kesim olduğu sonuçlarıyla, kendini yeniden üretiyordu.

 

Yönetenler, bir kendileri için, bir de yönetilenler için ideoloji oluşturmakta mahirdir!

 

Bu makus talihi dönüştüren 3 lider var: Menderes, Özal, Erdoğan.

 

İlki ve ikincisi öldürüldü. Çünkü, halkın üstünlüğünü ön plana alan "kötü" tasarruflarda bulunuyorlardı!

 

Ve nihayet Erdoğan. 2013'ten beri de onun defteri dürülmeye çalışılıyor.

 

Kurucu ideolojinin oluşturduğu bu statüko; ordu, yargı, üniversite ve resmî ideolojiyle formatlanmış elit aydınlar tarafından hep kollandı.

 

Türkiye yargısı! Ne zaman bağımsız oldu? Ne zaman hukuku, sadece hukuku, tarafsız olarak uyguladı? Ve en önemlisi, Türkiye anayasal hukuk sistemi, zaten statükonun çerçevesini çizdiği bir sistem değil mi?

 

Ve işte, bu hukuk sisteminin temsilcisi 2 hukukçu, Haşim Kılıç ve Metin Feyzioğlu, yine bir seçilmişe, elbette rölatif olarak, Türkiye'nin en demokrat atılımlarını yapmış bir seçilene, siyasî salvolar yaptı!

 

Yargı bürokratik bir kurumdur. Görevi yasalarla belirlenmiştir. Yargının esas olarak görevi, yasama ve yürütmeyi, mevcut kanunlar nezdinde şekil olarak denetlemektir.

 

Hayır efendim, bu böyle değilmiş de, programını sunmuş, halktan onay almış bir Parti ve Başbakanını yerden yere vurabilirlermiş!

 

"Yüce yargı" diyorlar ya!

 

Sizin demokrasi konusundaki görüşlerinizin, seçilmişin demokrasi konusundaki görüşlerinden daha önemli olduğunu size kim söyledi? Hem sonra size seçilmişe hakaret etme hakkını kim verdi?

 

Kanunlar size böyle bir yetki vermiyor beyler!

 

Siyaseti aşağılayarak, türlü türlü vesayete göz kırpan bu yargı adamı tavrını kim yargılayacak peki?

 

Hele de Metin Feyzioğlu! Konuşma protokolünde misafir olarak yer aldığı halde, Başbakanı hizaya sokmaya çalışıyor? Üstelik de 15 dakikalık süresini, 1 saate yayarak! Ve som siyaset yaparak!

 

Feyzioğlu, 1 saatte 42 paragraf okuyor. Bunun sadece 4 paragrafında meslekî konulara değiniyor.

 

Barolar, avukatların meslekî sorunlarını çözmek, dile getirmek için kurulmuş bir organizma. Ama, ne zaman meslekî sorunlarla uğraştılar? Baro kongreleri, her zaman siyasetler arenası olmuştur. Kazananın diskuru da "yönetimi ele geçirdik"tir. Bize, asla, siyaset üstü, som hukukçuyuz demesinler!

 

Kılıç ve Feyzioğlu, sadece hukukçu değil, aynı zamanda da, adları Cumhurbaşkanlığı için geçen iki kişi. Peki, şimdi nasıl inanacağız ki, bu kişiler, hukuk, demokrasi aşkına bu konuşmaları yaptılar! Üstelik de oraya misafir olarak gelmiş, konuşma hakkı olmayan bir kişiyi, yukarıdan aşağıya fırçalayıp, etik olmayan bir tavrın içine girerek!

 

Birincisinde, bozulsa da rengini belli etmeyen Başbakan, ikincisinde haklı olarak patladı. Haklıydı. Hem kendi adına, hem de kendisine milyonlarca oy vermiş seçmeni adına galeyana geldi.

 

Seçmeni, sosyal medyada Başbakanı alkışladı. Seçmen, bu hakaretlerin sadece Başbakan'a değil, kendisine de yapıldığının farkında. Daha dün, %45.5 oy verdiği Başbakana yapılan hakaretin karşılıksız kalmaması da onları sevindirdi.

 

Protokolmüş. Nezaketmiş. Soğukkanlı olmak gerekirmiş.

 

Statüko kalemşörleri kaleme sarıldılar. Ah efendim, devlet protokolü alt üst olmuş, Başbakan öfkesine hakim olmalıymış. Üstelik de, protokolde üçüncü kişi olduğu halde, salonu önde terk ederek, birinci kişiyi, yani Cumhurbaşkanını arkasında bırakmış.

 

Hanımlar, beyler! İnsan insandır. Damarlarında kan akar. Bu kan tepeye çıktığında da hâkim olamaz! Ki, Başbakanın kanını tepeye çıkarmak için de epeyce uğraşan var. Yine de, performansı, muhalefeti kıskandıracak kadar nasıl bu kadar yüksek kalabiliyor hayret! Bu da tıbbın konusu.

 

Yani, tıbbın incelemesi gereken, statüko kalemşörlerinin söylediği gibi, Başbakan'ın asabiyeti değil! 2013'ten beri, onu düşürme kararı verenlerin negatif bombardımanına rağmen, ayakta kalan performansı!

 

Başbakan biyonik bir varlık mı? İnsan. Nokta.

 

Kaldı ki, Başbakan, profesör torunu değil, ona duygularını gizlemesi öğretilmemiş. Halk çocuğu. Halkın kendisi gibi yani. Rezervleri yok. Direkt davranıyor.

 

Başbakan'a, centilmence, hoşgörülü davranmadı diyen, statüko takımına soru: İstanbul Barosu, Fransız barosuyla gelen 3 Ermeni avukatı kabul etmediğinde, hoşgörülü ya da centilmence mi davrandı?

 

İsmet İnönü, buz gibi bir adamdı. Statükonun "tam bir devlet adamı" tanımına cuk oturuyordu. Kafasında 88 tilki kuyruklarını birbirine değdirmeden dolaşırdı ve o bunu sezdirmezdi. Ah! Ama lütfen, tarihteki feci vukuatlarına bakın!

 

Buz gibi adam, aristokrasinin olmadığı Türkiye'de, adeta bir "aristokrat" İnönü, Dersim katliamını yaptı. Rumları sadece 20 kg yükle Türkiye'den sürdü.

 

Öfkeli Erdoğan ise Dersim'den kişisel olarak özür diledi, Hıristiyanların, statüko tarafından gasp edilmiş haklarını veriyor ve Ermenilere taziye gönderdi.

 

Siz zarf diyorsunuz monşer, ama halk mazruf diyor!

 

Sentetik nezaketçiler, duygularını açık etmezler, duyguyu da anlamazlar. Açıkçası, sinsi bir mesafeliliktir bu!

 

Olduğu gibi olandansa, korkulmaz!

 

Bu protokoller, soğukkanlı olmalar, hesaplı kitaplı devlet adamlıkları da bir ezber değil mi? Bütün siyasîler neden öyle olmalıymış!

 

Samimiyet niçin kötü?

 

Başbakan, olduğu gibi görünen, zaaflarıyla, zekâsıyla, fevriliğiyle bizden biri. İnsan. Hakikî.

 

Sahte, hakikînin yanında parıldayabilir mi?

 

Aa, Başbakan da bir insanmış, demenin zamanı gelmedi mi?

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.