20 Ağustos 2018, Pazartesi

Üst Menu

Ahmet Sevim: Anadilde eğitim hakkı tüm siyasi mülahazaların üzerindedir

Ahmet Sevim: Anadilde eğitim hakkı tüm siyasi mülahazaların üzerindedir
PKK’nin silahlı mücadeleye başlaması Kürtler için Kürt meselesinin varlığı/sonucu, Türkler için ise başlangıcıdır
09 Haziran 2013
-A +A
''Çözüm Sürecindeki Türkiye ve Kader Birliği'' Yazı Dizisi
 
Hazırlayan: Behmen Doğu
 
Binlerce insanın yaşamına mal olan bir iç savaş nihayet bitiyor.
 
PKK ve devlet arasında 30 yılı aşkın süredir devam eden düşük yoğunluklu savaş Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Newroz’unda yaptığı çağrıyla sona erdi.
PKK, liderinin çağrısına önce ateşkes sonra da geri çekilme ile olumlu yanıt verirken Hükümet de Akil insanlar projesiyle çözüm sürecinin ilerlemesi için destek sundu.
Hükümet, geri çekilen PKK gerillaları ile bir temas/çatışma yaşanmaması için son derece dikkatli davrandı. Aylardır bir can kaybının yaşanmaması, Ak Parti ve BDP’li politikacıların çözüm sürecine uygun tavır takınmaları toplumda kalıcı bir barış adına umut ve heyecanla takip edilmekte. Hür Bakış internet gazetesi olarak, içinde bulunduğumuz Çözüm sürecini, Akil insanlar projesini, PKK’yi, anadil hakkını ve yapılması düşünülen yeni anayasayı konuklarımıza sorduk. ‘’Çözüm sürecindeki Türkiye ve kader birliği’’ yazı dizimizin barışa, çözüm sürecine katkı sunması dileğiyle…
 

  Ahmet Sevim - Hukukçu (Batman Baro Başkanı)

 

Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Değişik biçimlerde ve görünümde bu topraklarda bir sorun olarak var olagelmiş ve ülkenin son 30 yılında Türkiye toplumunun tüm kesimlerine ağır bedeller ödetmiş olan Kürt meselesi bugün Türkiye’de temel hak ve hürriyetler sorunundan, adalet sistemine, ekonomiden, dış siyasete kadar hangi sorun başlığını tartışırsak tartışalım sorunun varlığı ya da çözümünde direkt ya da dolaylı ulaşacağımız en temel sorundur. Gerek devlet düzeni gerekse toplum yaşamı için bu sorunun geleceğe taşınmasının mümkün olmadığı vicdan sahibi herkesçe kabul edilmektedir. Ülkedeki “barış” ihtiyacı tüm toplumsal ihtiyaçların önüne geçmiştir. Çağa uygun bir yaşamın tesisi için bu meselenin artık çözülmesi gerekmektedir. Tam da bu nedenle başlatılan süreç toplumun tüm kesimlerinde büyük bir heyecanla kabul görmüştür.

 

Toplumsal meseleler doğası gereği zaman içinde karmaşıklaşır, dönüşür ve farklı şekillerde tezahür eder. Dolayısıyla meselenin çözümü de aynı süreçlerden geçecektir. Bu nedenle, birçok hükümet eskitmiş olan bu sorunun çözümü de uzun sürece yayılacaktır.  100 yıl öncenin “Kürtlük mefhumu” 30 yıl öncekinden farklı idi, 10 yıl sonra da bambaşka bir noktaya gelecektir. Bu nedenle uzun bir sürece yayılacak olan çözüm için ortaya konan irade, samimiyet ve ısrar ile anlam kazanacaktır. Bugün için taraflarda ortaya çıkan irade önemlidir ve umut vericidir. 

 

Akil insanlar Projesi’nin çözüm sürecine etkisi nedir sizce?

 

Akil insanlar projesi, sorunun “resmi” taraf1arı dışındaki kişilerce tartışılması, farklı algıya sahip toplumsal kesimlerin tartışmaya dâhil etmesi açısından önemli bir işlev görmüştür. Ayrıca bugüne kadar bahsi geçen toplumsal kesimlerde daha çok “karşıtlık” olarak ortaya çıkan duygusal yaklaşımların yerine toplumun akılcı bir zemininde tartışmasını sağlama anlamında da eğitici bir tarafı olmuştur. Sorunun çözümüne ilişkin en küçük katkıyı ilkesel olarak önemli bulmakla birlikte, somut olarak bu çalışma sonucunda hazırlanacak raporlarla farklı toplumsal hassasiyetleri bağdaştırmak/barıştırmak yönünde siyasi iradeyi de etkileyecek bir sonuç çıkması durumunda ciddi bir fonksiyon icra ettiklerini değerlendirebiliriz.

 

PKK silahları ebediyen nasıl gömebilir, bunla ilgili PKK ve devlete düşen sorumluluklar nelerdir?

 

PKK’nin silahlı mücadeleye başlaması Kürtler için Kürt meselesinin varlığı/sonucu, Türkler için ise başlangıcıdır diyebiliriz. Bu konuda ciddi bir algı ve bakış farkı vardır. Dolayısıyla algıdaki bu farklılığın kapanması, bunun hukuk düzenine ve dolayısıyla toplumsal yaşama yansıması ile silahların gömülmesi çok daha rahat olacaktır. Bunu sosyolojik bir tespit olarak söylüyorum. Ancak bu gerçeklikten bağımsız olarak değerlendirdiğimde silahlı mücadelenin günümüz dünyasında ve Türkiye’sinde rasyonel bir karşılığı kalmamıştır. Temel hak ve hürriyetlerin, bireysel ve toplumsal özgürlüğün savunulması konusunda insan ve toplum yaşamı için çok daha az bedel ödeten, etkili yöntemler ve araçlar vardır. Bugün için silahlı mücadele vermiş ve dağlarda silahlı unsurları olan bir PKK olmasa idi, PKK’nin bu koşullarda silahlı mücadale yöntemi seçeceğini düşünmüyorum.  Bu nedenle silahlı mücadele ve şiddet yöntemlerinin Kürt meselesinin geçmişinden bugüne kalan bir sorun olduğunu ancak geleceğe dair bir sorun olmayacağını düşünüyorum, umuyorum.

Bu konuda PKK açısından bakıldığında uzunca bir sürece yayılacağını düşündüğüm çözüm çabalarında tıkanma yaşanması durumunda kendisi için alışık olduğu dolayısıyla daha kolay sonuç alabileceğini düşünebileceği bu yönteme başvurmaması ve şiddet dışı çözüm yollarında konusunda ısrarcı olmasıdır. Devletin de buna mukabil olarak sivil siyasetin kanallarını sonuna kadar açması, yargısal olağanüstü hal uygulamalarından vazgeçmesi ve meseleyi salt bir güvenlik sorunu olarak görmeden temel hak ve hürriyetler, kişi ve toplum özgürlükleri konusunda çağa yaraşır yasal düzenlemeler yapması idari pratikler sergilemesidir.

 

Kürtlerin anadilde eğitim talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Kürtlerin anadilde eğitim hakkı Kürtlerin talebine ve bu konuda mücadele etmesine ihtiyaç duymayacak kadar doğal bir haktır. Bugün bu konunun tartışılması bile Kürtleri ciddi bir şekilde yaralamaktadır. Kürtleri ya da herhangi bir toplumu dilinden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Kürt dili olmadan Kürtler nasıl var olacak? Kürt dilini tanımadan Kürtleri nasıl tanımış olursunuz? 

Ana dilde eğitim hakkı bütün siyasi mülahazaların üzerinde bir konudur. Vazgeçilebilecek bir hak da değildir. Kaldı ki, Başbakan’ın göçle Almanya’ya gitmiş, son tahlilde misafir olan bir Türk için anadilde eğitimi hak olarak kabul edip bin yıllardır kendi topraklarında yaşayan Kürt’ler için siyasi kaygılarla kabul etmemesi anlaşılabilir değildir. 

Kürt dilinin yaşaması için eğitim diline dönüşmesi, kamusal hayatta bir karşılığının olması gerekmektedir. Kaldı ki,  Kürtlerin makul bir başka talebi de kamu hizmetlerinde Kürtçe’nin kullanılmasıdır. Bu iyi ve kaliteli bir kamu hizmeti için de zorunludur. Ana dilde eğitim olmadan kamu hizmetlerinin Kürtçe verilmesi nasıl olacak?

 

Kalıcı bir barış ve huzur ortamı için nasıl bir anayasa yapılmalı?

 

Nasıl bir Anayasa?  Sorusu sadece Kürtleri ilgilendiren bir soru değildir. Bütün Türklük vurguların rağmen Türkler bu anayasa ile mutlu mudur? Hayır. Dolayısıyla Mevcut Anayasadan en fazla zarar görmüş olan kesimler arasında Kürtler var ancak Türkiye toplumunun tamamının yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. Ortalama Türk algısı Kürtlerin meşru hak ve taleplerini kendisi için tehlike görüp kötü bir Anayasayla yaşamayı kader olarak benimsemiştir.

Sorunuza gelecek olursak, yeni bir anayasa Kürtler için etnik vurgularından soyutlanmış, hakları ile donatılmış bireyi esas alan aynı zamanda her etnik, dini, sınıfsal farklılığı gözeten, haklarını güvence altına alan bir nitelikte olmalıdır. Kürtler için, Kürtlükleri ile var olabilecekleri siyasal örgütlenmeler, anadilin eğitim ve kamusal hizmetlerde kullanılmasının sağlayan ve yine kendini yönetme duygusunu tatmin eden yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin yolunu açan bir anayasa olmalı.