22 Şubat 2018, Perşembe

Üst Menu

Ak Parti Kürt Sorununda kutuplaşmayı aşarken başka konularda kutuplaşma oluşturdu

Ak Parti Kürt Sorununda kutuplaşmayı aşarken başka konularda kutuplaşma oluşturdu
Ferhat Kentel: Ak Parti Kürt Sorununda kutuplaşmayı aşarken başka konularda kutuplaşma oluşturdu. Toplumun Kürt nüfusu için iyileştirme sağlarken, Barzani ile el sıkışırken BDP ile de el sıkışmak gerekliydi
03 Aralık 2013
-A +A

Röportaj: Halil Kurbetoğlu

 

Yaptığı tespitlerde topluma, insana dair empati dolu analizleri ile beğeni toplayan hakperest bir akademisyen...Bu haftaki röportajımızı İstanbul Şehir Üniversitesinden Profesör Ferhat Kentel ile yaptık. Kendisi Türkiye'nin en önemli Sosyologlarından biri. 

Ferhat Kentel'le 'gezi süreci'ni, ''kızlı-erkekli'' tartışmalarını, Ak parti-Cemaat/Hizmet hareketi gerginliğini ve Kürt meselesini konuştuk.

 

Yazılarınızda konuşmalarınızda, Türkiye’deki siyasal kültürü hep “travmatik siyasal kültür” olarak nitelendiriyorsunuz. Ve Gezi Parkı sürecinde özellikle bu travmatik siyasal kültüre tepki olduğunu da vurguladınız. Türkiye’de var olan sizin de ifadenizle “travmatik siyasal kültür” nedir? Bu Gezi’den sonra nasıl değişime uğrayacak ve özellikle seçimlerde ne gibi etkileri olabilir?

 

Dünyanın hiçbir yerinde devlet-halk mekanizması birbirinden kopuk değildir. En kestirme ifade ile devleti biz üretiyoruz. Militarist mantık, milliyetçi mantık tümüyle bizim ürünümüz aslında. Bu devletin kurucu felsefesinden inanılmaz bir ötekileştirme öğretildi. Düşmanlar temizlenmesi gereken gereksiz varlıklardı. Fransız devriminde bile devrim önce kendi çocuklarını yemeye başlamıştı. Bugünlerde ötekileştirilenler Kürtler, Ermeniler, Gezi, Kızlı-erkekli tartışmalarında taraf olanlar… Bu devletin kurucu felsefesinin bize öğrettiği kutuplaşma kültüründen ileri geliyor. Bu kültür eninde sonunda aşılmalıdır.

 

Muhafazakârlığın tek çeşidini yaşamıyoruz!

 

“Kızlı-Erkekli” dediniz de son günlerde öğrenci evleri tartışmaları sürüyor. Siz nasıl yorumluyorsunuz bu tartışmaları?

 

Bu toplumun muhafazakâr bir damarı var. Evet, bir takım insanlar yaşadıkları apartmanda kızlı-erkekli öğrencilerin aynı evde kalmasını istemiyor olabilir. Ama bu toplum sadece bir çeşit muhafazakârlığı içinde barındırmıyor. En azından kafasında her zaman korkularla yetişen bu toplum apartmanında Ermeni’de istemiyor, Çingenleri de istemiyor olabilir. Galiba bu tür muhafazakâr bir düşünde Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılmak istendi. Nedenini ben de çözemiyorum. Sanıyorum Ak Parti seçimlere kadar kendi kitlesini kemikleştirmeye ve kimlikleştirmeye çalışıyor. Kendi kitlesini “Ak Partliyim ben” diyerek tanımlayan bir kitle yaratmaya çalışıyor. Fakat bu sağlıklı bir dil değil.

 

Barzani ile el sıkışırken BDP’yi unutmamak gerekirdi!

 

Hükümetin barış sürecinde yaptıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz. Barış için atılan adımlar nefret dilini yenmeye yardımcı olacak mı?

 

Ak Parti Kürt Sorununda kutuplaşmayı aşarken başka konularda kutuplaşma oluşturdu. Toplumun Kürt nüfusu için iyileştirme sağlarken, Barzani ile el sıkışırken BDP ile de el sıkışmak gerekliydi. Niçin bu ülkedeki Kürtler el sıkışmayalım ki? Ak Parti Güneydoğu’da çok reel-politik adımlar atıyor. Çünkü bu toplumun barışa ihtiyacı var. Kürdistan deyip BDP ile el sıkışmamak siyasetin, Ankara Kültürü’nün ya da milliyetçilerin tepkisini almamak için yapılmıştır. BDP yumuşak ve savaşçı olmayan bir politika izledi son dönemde. Bu tavrı göz önüne almak gerekiyordu.

 

Seçimlerde İttifak mümkün gözüküyor mu? Olası HDP-CHP İttifakına nasıl bakıyorsunuz?

 

HDP’nin oy potansiyeli nedir? Batı’da Kürt nüfus olacaktır. Hem Kürt meselesinin dışında bir konuya dikkat çekememesi onun oy potansiyelini zayıflatıyor. İttifakın olacağını düşünmüyorum. Çünkü HDP’nin oyları da CHP’ye gider. HDP diye bir parti kalmaz. Ak Parti karşıtlığına dönüşür ve marjinalleşir. Çünkü mevcut oluşum şuanda bir Ak Parti alternatifi gibi asla durmuyor. HDP kendi partisindekilere bile henüz tam saygı duymuyor. Levent Tüzel’in başörtüsü konusunda yaptığı açıklama bunun örneğidir. Yani bu partiye Hüda Kaya gibi bir başörtülü demokrasi konusunda çok radikal düşünebilen bir kadın gelmiş. Sen bu konuşmayı yapabiliyorsun. Hüda Kaya bizzat özgürlüğün kendisi olarak geliyor ve seninle aynı saflara giriyor fakat sen aynı duyarlılıkla cevap vermiyorsun! 

 

Suriye’ye Türkiye’nin menfaatleri ile bakılmamalı!

 

Kürt Meselesine girmişken Rojava’da gelişen olaylara nasıl bakıyorsunuz? PYD’nin durumu Suriye’nin içindeki kriz...

 

Suriye tam bir kabus. Suriye’deki duruma Türkiye için, Türkiye’nin âli menfaatleri için bakılmamalı. Orada çocuklar, yaşlılar, masum insanlar ölüyor. Suriye’ye insanlık adına bakılmalı. PYD için ise bir devrim olduğunu düşünmüyorum. Daha doğrusu artık devrim gibi keskin lafları kullanmak istemiyorum. Mesele Ak Parti’de bu ülkede bir devrim yaptı. Ama bir süre sonra karşı devrimcilerine de üretti. Tıpkı Kemalistlerin, Bolşeviklerin, Jakobenlerin yaptığı gibi. Gezi örneğin Ak Parti’nin kurduğu karşı devrim dilidir. Rojava’ya gelince biz galiba Türkiye mantığı gereği için oralara bakıyoruz. Ya orada insanlar ölüyor, birbirleri ile çatışıyor. Biz de acaba biz buradan nasıl kazançlı çıkarız diye düşünüyoruz? Halbuki oradaki insanları nasıl bu durumdan kurtarabiliriz diye neden bakamıyoruz?

 

Kürtler için neden “Biz Tek millet Üç devletiz” demiyoruz!

 

Nasıl ki Azeriler için tek millet iki devlet diyoruz, niçin Kürtler için Tek millet iki devlet, tek millet üç devletiz diyemiyoruz! İşte o zaman Kürtlere de soydaşlarımız gibi bakabiliriz. Türk ırkı dediğimiz ırk bu topraklarda harman olmuş, Ermeni’den, Kürt’den, Çerkes’den, bir çok etnik kökenden yeni bir ırk oluştu aslında. Biz biyoloji hesabını bırakıp, vicdanı konuşturalım.

Rojava’da Kürtler Suriye rejiminden bugüne kadar çok çektiler. Artık ellerine gelen bu fırsatı bırakalım da değerlendirsinler. En azından orada katliam olmasın. Türkiye’nin çıkarlarını bir kenara bırakalım orada insanlar nasıl kazanır onu düşünelim. Ayrıca bu siyaset Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’nun devamlı söylediği genel prensibe de uyar. “Biz kendi menfaatleri doğrultusunda değil insanlık için bir dış politika izliyoruz” demiyor mu her fırsatta?

 

Üçüncü yolu öğrenmeliyiz!

 

Biraz iç siyasete dönersek, Cemaat-Ak Parti arasındaki Krize nasıl bakabiliriz?

 

Ben Ak Parti ve cemaatin uzlaşmak zorunda olduklarını düşünüyorum. Kürt meselesinde nasıl anlaşmak zorundaysak bu konuda da anlaşmalıyız. Dershaneler mevcut eğitim sisteminin bir sonucu. Hastalığın semptomlarına değil köküne inmeliyiz. Çocukları çoktan seçmeli yanıta zorlayan sistem bitmeli. Bu sistem nedir? Sana birkaç şık sunarlar birini seçmek zorundasındır. Arada ilişkiler ağı ise yoktur. Öğrencilerin yorum yapma potansiyelleri çok zayıftır. Her şey siyah-beyaz değildir. Üçüncü yolu ve yolları artık öğrenmeliyiz. Buradaki sorumluluk yine Ak Parti’ye düşer zira uzlaşma kapasitesi daha yüksek bir parti. Devletin ağırlığı vakarını Ak Parti yansıtmalı.

 

Türkiye siyaseti için Ak Parti’nin geleceği ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Alternatifsiz mi hala sizce?

 

Ak Parti liberal bir dille geldi.Kitlesine baktığnızda çok karışık grupların oy verdiğini görürsünüz. Hem yerli hem evrensel bir partiydi ak parti. Hiçbir siyasal parti durduğu yerde durmaz. Ak Parti’de şuan bu topraklardaki kutuplaşmalardan biri haline geldi. Ya Ak Parti tekrar o eski Liberal diline dönücek yahut başka bir parti çıkıcak ve gri alanları anlatacak parti çıkacak. Ancak yakın vadede böyle bir partinin çıkacağı gözükmüyor. Gezi’den de bir parti çıkmaz. Gezi insanların kimlik olması değil, kimliklerin sıyrılmasını öğretti. Bir Kemalist, BDP’li ve MHP’li yanyana gelip mücadele ettiler örneğin. Gezi post bir ruh halini yakalamamız için bir fırsat. Belki Gezi sayesinden hepimiz Kemalizm’den kurtulucaz.

 

Gülen’i Bitirme Planı devlet içindeki çatışmanın yansımasıdır!

 

Taraf’ın 'Gülen’i Bitirme Planı' adında yayınlanan MGK kararını nasıl yorumladınız?

 

2004 yılı Ak Parti’nin henüz elini kolunu rahat rahat oynatabildiği dönem değildi. Muhtemelen devlet içindeki çatışmaların bir tür yansımasıdır. İslami hassasiyetlere sahip bir iktidarın zayıflatılması için eski devletin verdiği bir karardır. Ben de bu kararların uygulanmadığını düşünüyorum. Çünkü uygulanmadığına yönelik bir dünya emare var