17 Ekim 2018, Çarşamba

Üst Menu

Akel: Hükümet, paketle bir yandan değişim vaat ederken, diğer yandan değişime ayak sürüyor

Akel: Hükümet, paketle bir yandan değişim vaat ederken, diğer yandan değişime ayak sürüyor
Ali Akel: Pakete bakıldığında, başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarına cevap veren, sorun çözen bir ruh taşıdığını söylemek mümkün değil.
03 Ekim 2013
-A +A
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ: BEKLENTİLER, TEPKİLER... RÖPORTAJ DİZİSİ
 
Hazırlayanlar: Behmen Doğu, Zeynep Yüncüler
 
Türkiye'nin günlerdir merakla beklediği "Demokratikleşme Paketi" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Eylül 2013'de açıklandı. Pakette atılan adımları kimileri olumlu karşılarken, kimileri eleştirdi veya tamamen karşı çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan pakette atılan adımları açıkladıktan sonra, bunların sadece demokratikleşmeye yönelik bir başlangıç olduğunu söylemesi, paketin devamının olacağı düşüncesini yarattı.
Ak Parti'nin hazırladığı pakette şimdilik atılan adımların başlıkları şöyle; mevcut seçim sistemi, siyasi partilere devlet yardımı, beldelere teşkilat kurma zorunluluğu, eş genel başkanı sistemi uygulama imkanı, siyasi partilere üyelikteki engeller, farklı dil ve lehçelerde siyasi propoganda yapma imkanı, nefret,ayrımcılık, yaşam tarzına müdahala gibi suçlar, klavyelere özgürlük, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim, köy isimlerinin değiştirilmesi, Nevşehir Üniversitesi'nin ismi Hacı Bektaş-ı Veli olacak, yardım toplamada kısıtlamalar, kamu kurumlarında başörtüsü yasağı kaldırılacak, öğrenci andı uygulaması kaldırılıyor, Midyat'taki Mor Gabriel Manastırı Süryanilere iade edilmesi ve Roman dil ve kültür enstitüsü kurulması... 
 
Dün açıklanan paketin içeriğinde bulunan neredeyse tüm bu başlıkları, farklı kesimlerden birçok yazar, gazeteci ve akademisyen Hür Bakış için değerlendirdi.
 
Ali Akel - Gazeteci
 
Demokratikleşme paketini genel olarak nasıl buldunuz?
 
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın uzun sunumundan sonra içeriğini açıkladığı demokratikleşme paketi için doğrusu ilk anda aklıma gelen, “Paketi, açıklayanlar yeterli buldu mu?” sorusu oldu. Başbakan’ın, “Bugün açıklayacağımız demokratikleşme paketi, bir ilk değildir, bir son da olmayacaktır” cümlesini birkaç kez altını çizerek vurgulaması, gelecek için umut verse de açıklanan paket “vay canına!” dedirtecek bir heyecan dalgası üretmekten uzak kaldı.
Pakette bana göre en önemli madde, ‘ulus devlet’ zihniyetinin aşılmasında psikolojik bir eşik teşkil eden ‘Andımız’ın kaldırılması olurken, en önemli eksik ise ‘bölünme paranoyası’nın devam ettiğini göstermesi açısından ‘anadilde eğitim’in özel okula indirgenmesi oldu.
Siyasi düzlemde, seçim sisteminin tartışmaya açılması, eş başkanlık, hazine yardımı, farklı dillerde siyasi propaganda siyasi partilere üye olma önündeki engellerin kaldırılması ve özellikle de siyasi partiye üye olmayı engelleyen kısıtlamaların kaldırılması altı çizilmesi gereken hususlar. Pakette yer alan maddeleri burada tekrar sıralamanın anlamı yok. Kamuda başörtüsünün serbest bırakılması, ayrımcılıkla mücadele, nefret suçlarının ağırlaştırılmasından Deyrulumur Manastır arazisinin manastır vakfına iadesine, Nevşehir Üniversitesi’nin adının Hacı Bektaş Veli olarak değiştirilmesine varan bir dizi önemli maddeler var pakette. Ancak bir bütün olarak pakete bakıldığında, başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarına cevap veren, sorun çözen bir ruh taşıdığını söylemek mümkün değil. 
Özetle söyleyecek olursak, AKP hükümeti bu paket ile bir yandan değişim vaat ederken, diğer yandan değişime ayak süren bir görünüm veriyor.
 
Pakette yer alan “Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi” maddesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Çok basit bir şekilde cevap verecek olursak, burada kastedilen anadilde eğitimin özel okullara indirgenmesidir ki, bunun kabul edilebilir bir tarafı olamaz. Kürtlere, anadillerinde eğitim olarak özel okulların adres gösterilmesi ‘demokratım’ diyen bir devletin uygulaması olamaz. Kürtlerin bugün yüzde 100’e yakın bir oranda ittifak ettiği en önemli konunun bu olduğu gözetildiğinde, devletin, ‘eşit vatandaşlarım’ dediği vatandaşları arasında bu tür bir eşitsizliğe gitmekten, ayrımcılık yapmaktan şiddetle kaçınması gerekir. Kürt sorununun çözümünü önüne koyan devletin bu tür dolambaçlı yolları başvurmasının Kürtler üzerinde uyandıracağı tek etki devletin sorunu çözmede samimiyet sorgulaması olacaktır.
 
Seçim barajı ile ilgili üç seçeneği nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Pakette yer alan, mevcudu korumanın - yüzde 10 barajı ki, siyasette bunun savunulabilir bir tarafı kalmamıştır- dışında iki alternatif tartışılmaya açılmıştır. Siyasetçiler, konun uzmanları kuşkusuz bu alternatifleri önümüzdeki günlerde her yönüyle tartışacaklardır. Barajın yüzde 5’e çekildiği ve 5’li gruplandırmalı daraltılmış bölge seçim sistemiyle, barajın kaldırıldığı dar bölge seçim sistemi ilk bakışta MHP ve CHP’yi olumsuz etkilerken AKP’ye ve BDP’ye daha çok yarayacağını akıllara getiriyor. Temsilde adalet sağlama arayışına giderken bu iki sistemin ortaya çıkardığı en önemli soru tam da bu. Bu iki sistem temsilde adalet makasını daraltacak mı, yoksa daha da açılmasına sebep mi olacak?
Başbakan Erdoğan, bu tür alternatifler yerine direk olarak barajı yüzde 7, yüzde 5 veya başka bir orana çekmeyi önerseydi, sonuca gitmek kuşkusuz çok daha kolay olacaktı. Konunun teknik detayları belli olmadığı için varsayımlar üzerinden bu konuda fikir yürütmek bugün için pek sağlıklı olmayacaktır. Ancak önümüzdeki günlerde önerilerin seçim sistemi alternatiflerinin ‘başkanlık sistemi’ ile birlikte tartışılacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. 
 
TCK ve TMK’nın değiştirilmemesini nasıl tanımlarsınız?
 
Barış sürecinin sağlıklı bir şekilde yürümesi için ‘olmazsa olmaz’ konuların başında geliyor bu. Yol yürümenin ön şartı, yol temizliğidir. TMK’nın kaldırılması/değiştirilmesi ve TCK’nın bazı maddelerinde değişikliğe gidilmesi pakette değil öneri, tartışma konusu bile yapılmamıştır. KCK davalarında binlerce kişinin tutukluluk hali, süreci bu şekliyle ‘rehin’ almaya devam edecektir. 
 
Eğer paket genişletilirse atılacak önemli adım(lar) ne olmalı sizce?
 
Paket her ne kadar beklentileri karşılamadan uzak ise de AK Parti hükümetinin sürecin devamından yana irade göstermesi açısından önemlidir. Bunun üzerinde durulması kadar üzerine gidilmesi de gerekir. TMK ve TCK’da beklenilen değişikliklerin yapılması öncelikli olarak ele alınmalı diye düşünüyorum. Anadilde eğitim, yerel yönetimler, Alevilerin beklentileri ve Ruhban Okulu gibi konularda bir an evvel adım atılması gerekiyor. 
 
Ayhan Bilgen - Aktivist - Yazar
 
Demokratikleşme paketini genel olarak nasıl buldunuz?
 
Zorunlu ve geç kalmış bazı düzenlemeler var, Andımızın kaldırılması gibi. Ancak Türkiye demokratikleşmesinde asıl sorun temelde devlet toplum ilişkisinin çarpıklığı yani egemenlik konusundur. Bu Konuda köklü ve radikal adımlar atılmadıkça yapısal bir dönüşüm sağlanamaz.
Genel olarak ifade edilebilecek ikinci nokta paketin sunumu ile ilgili. Özgürlük talebi olanları değil, statükonun devamını savunanları ikna çabası kendini çok net biçimde hissettirmektedir. Muhalefeti toptancı tarzda suçlayarak bir demokratikleşme süreci inşa etmek zordur.
 
Pakette yer alan “Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi” maddesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Eğitimde eşitliğin olmazsa olmazı, kamu okullarında da Türkçe dışındaki dillerin kullanılabilmesidir. Bu yönde bir adım atılmazsa konu Kürtçe kurslar gibi bir noktaya kayabilir. Doğru olan özel okullarda yasağın kalkması değil özellikle şimdiye kadar yok sayılan dillerin korunması ve desteklenmesidir. Bir süre sonra fırsat eşitliği ve yarışma konusu tartışılır olacaktır.
 
Seçim barajı ile ilgili üç seçeneği nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Seçim sistemi özellikle Kürt sorununun barışçı çözümü ve demokratikleşmenin en belirleyici gündemidir. Dar bölge ya da daraltılmış bölgenin avantajı seçmen ile seçilen arasında daha yakın iletişimin sağlanmasıdır. Ancak konuya ülkenin değil partilerin çıkarlarından hareketle yaklaşınca ciddi riskler doğacağı görülmelidir. Dar bölge ya da daraltılmış bölge sisteminin artık oyla birlikte ele alınması gerekir. Baraj tam bir ayıptır. Tercihli oy hakkı da düşünülmelidir.
 
TCK ve TMK’nın değiştirilmemesini nasıl tanımlarsınız?
 
Paketin en belirgin eksiği olarak ifade edebiliriz. Yakın tarihte çıkan paketlerle çözülememiş sorunlar olduğu açıktır. Örgüt üyeliği ile ilgili düzenleme, bırakın evrensel değerleri Türkiye’nin doksanlı yıllarından bile daha geri bir mantıkla yorumlanmakta ve binlerce insan keyfi biçimde tutuklanmaktadır. Başbakan seçim barajı için biz koymadık önümüzde bulduk diyor. TCK ve TMK bu hali ile iktidar partisinin eseridir.
 
Eğer paket genişletilirse atılacak önemli adım(lar) ne olmalı sizce?
 
Alevilerle ilgili düzenlemeler muhtemelen gündemin başında olacaktır. Yerel yönetimler konusu Türkiye'de uygulanan sistemin en sorunlu noktalarından birisidir.