20 Temmuz 2018, Cuma

Üst Menu

Akil Adamlar ve Silahsız Çekilme Üzerine

Akil Adamlar ve Silahsız Çekilme Üzerine

Bilindiği üzere Başbakan, PKK’nin silahlarını Türkiye’de bırakarak çekilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Mealen şöyle dedi: “İster silahlarını mağaralara gömerler ister başka yere gömerler. Ancak çekilirken silahlarını bırakarak çekilmeleri gerekir.” Başbakan bu açıklamaları yaparken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise silahların temelli bırakılması gerektiğinden söz etti. Burada, daha etkili olan başbakan silahsız çekilmekten söz ederken devletin başı olmasına rağmen icrayla ilgili olmayan cumhurbaşkanının biraz daha üst perdeden konuşmasını haliyle ölümü gösterip sıtmaya razı etmek şeklinde anlamak mümkün.

 

Bu arada PKK yetkilileri de silahsız çekilmek gibi bir şeyin gündemlerinde olmadığını belirttiler. Bu yazının yazıldığı saatlerde Abdullah Öcalan’ın konuyla ilgili olduğu söylenen mektubunun Kandil’e ulaştığı söylenmektedir. Yine söylentilere göre (ki bu söylentiler artık doğru çıkmaktadır) Öcalan, gerillanın silahlarını bırakarak çekilmesi yönünde bir çağrı yapacaktır.

 

Gerillanın demokratikleşmeye fırsat vermek için çekilmesini hemen hemen herkes ve her kesim olumlu karşıladı. Burada bir problem yok. Ancak çekilme işlemi gerçekleştirilirken bunun “onurlu” bir şekilde yapılması icap eder. Çünkü gerillanın Kandil’de varlığını sürdüreceği,görüşme notlarının deşifre edilmesinden artık anlaşılmış bulunmaktadır.

 

Silahsız çekilme esnasında gerillaya yönelik bir imhanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, bu bağlamda Türk devletine ne kadar güvenileceği PKK’nin sorunudur. 30 yıldır Türk devleti ile çatışan PKK, bu konuda haliyle herkesten daha yetkindir. Ancak bu süreci izleyenlerin ise adil olmak ve hakkaniyete uygun davranmak gibi bir zorunluluğu bulunmaktadır.

 

İşte tam da bu aşamada akil insanların devreye girmesi gerektiğini düşünüyoruz.

 

Akil insanların misyonu üzerine

 

İç çatışmanın sürdüğü ülkelerde eğer çatışma sonlandırılacaksa Akil İnsanlar’dan oluşan bir heyetin oluşturulması başka çatışmalı alanlarda da görülmüş şeylerdir. Türkiye’de de doğru olarak böyle bir komisyon oluşturuldu. Tabi burada komisyonda yer alan bazı isimlerin doğru isimler olup olmadığı hususuna değinmeyeceğim. Bu belki ayrı bir yazının konusu olabilir. Ancak Akil İnsanlar komisyonuna ve özellikle de Kürdistan’da faaliyet yürütecek olanlara bu durumda önemli bir iş düşmektedir. Buna geçmeden önce komisyonun misyonu üzerine de birkaç şey söylemek gerekmektedir.

 

7 bölgeye ayrılan komisyon üye seçiminin büyük oranda isabetli olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Kürdistan’ın (resmi söylemle Güneydoğu Anadolu) kısmında çalışacak olan komisyon başkanını çok iyi tanıdığım için seçimin çok isabetli bir seçim olduğunu belirtmek gerekmektedir. Yılmaz Ensaroğlu 8 yıl boyunca MAZLUMDER Genel başkanlığı yapmış biridir. Bu arada özellikle Kürdistan’da bir çok faaliyeti de birlikte gerçekleştirme imkânı bulduğumuz biri. Örneğin bir keresinde yapılan bir toplantıda PKK’ye yakın Kürtler ile PKK’ye muhalif Kürtler arasında çıkan bir tartışmada tartışmanın Yılmaz Ensaroğlu’nun hakemliğinde çözülmesi üzerinde ittifak edilmiş ve sorun Ensaroğlu’nun devreye girmesiyle çözülmüştü.  Burada her iki taraf da tarafsız ve hakkaniyeti önceleyen tutumu nedeniyle Ensaroğlu’nun hakemliğini kabul etmişti. Bu hususu belirtmemin amacı Ensaroğlu’na bir paye falan biçmek değildir. Aksine bunu belirtmem kendisini büyük bir sorumluluk altına sokmaktadır. Çünkü Ensaroğlu hakikaten son derece önemli bir komisyonun başkanlığına getirilmiş bulunmaktadır. Hiç şüphesiz Akil İnsanlar komisyonunun en önemli ayağı resmi ismiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi ayağıdır.

 

Yapılan anketlerden ve halk içindeki izlenimlerimizden de anlaşılacağı üzere Kürtler sürece çok büyük oranda destek vermektedirler. (% 70)Bu durumda Güneydoğu komisyonunun Kürtleri süreç konusunda ikna etmek gibi bir misyonu olamaz. Öyleyse komisyonun yapacağı yegâne şey bir nevi arabuluculuk ve hakemlik pozisyonudur.

Bu durumda bize göre özellikle güneydoğu komisyonunun ilk icraatı, bu husus başbakanın ve Öcalan/PKK’nin bilebileceği bir iştir şeklindeki bir mazerete sığınmadan çekilme olayına müdahil olmalı ve bu konuda görüş belirtmelidir. Çünkü hakkaniyet, silahsız değil silahlı çekilmeyi gerektirmektedir. Böyle bir konuda görüş belirtmek olayı hakkaniyet ölçüsünde ele almak babından diğer komisyonlara da örnek olabilecektir. Kaldı ki başbakanın bizzat kendisi oluşturulan komisyonun atanmış bir komisyon olmadığını ve istedikleri gibi hareket etme özgürlüğüne sahip olduklarını belirtmiş bulunmaktadır.

 

Mevcut komisyonların esasında TC tarihinde bir ilki gerçekleştirme imkânları da bulunmaktadır. O da şudur: Devletin oluşturduğu bir komisyon belki de ilk defa siyasi konularda devlete aykırı bir açıklama yapmış olacaktır. Kaldı ki bu tür siyasi konularda zaten devlete de örgüte de ters gelebilecek bir açıklamayı yapmaktan çekinecek bir komisyonun varlık nedeni de sırf bu yüzden tartışmalı hale gelebilecektir.

 

Komisyonun nasıl bir tutum takınacağını hep birlikte izleyip göreceğiz.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.