17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Anadilde Eğitim ve Hakikatin Hırsızları

Anadilde Eğitim ve Hakikatin Hırsızları

“…ciyawaziya reng û zimanên we
ji ayetên Xweda ne.” [Rûm 22]

 

Millî demokratikleşme yürüyüşü “iki ileri bir geri”, millî ilerleme ölçüsü “bir arpa boyu” olan Türkiye Cumhuriyeti (TC), bütün millî enteresanlıkları ile nev’i şahsına münhasır bir devlet. Yazıya mevzu mesele üzerinden örneklendirecek olursak Kürtler “kurucu ve aslî unsur” sayıldıkları için kanunen azınlık değiller. Azınlık olmadıkları için azınlıkların yararlanabildikleri hak olan anadilde eğitim hakkından mahrum kalıyorlar. Bu tanımlamaları ben de sevmiyorum ama çelişkinin resmini daha iyi görmek açısından bir de tersten okuyalım: “Aslî ve çoğunluk” sayıldıkları için Kürtlerin kendi dilleri ile eğitim görme hakları gasp ediliyor. Çoğunluk ve aslî unsur olmanın böylesine dezavantaj sağladığı durum, yeterince anlaşılmaz oldu sanırım…

 

Anadilde eğitim konusunda CHP ve MHP ile aynı noktada buluşan Başbakan Erdoğan, geçenlerde “anadilin eğitim dili olmasına izin verirsek resmi dil zedelenir.” minvalinde bir şeyler söylüyordu. Azınlıklar yeterince azaltıldıkları için onların anadilde eğitim görmeleri resmi dili zedelemiyor, Kürtler yeterince azaltılamadığından resmî dil onlara farz! Yazının epigrafı olan Rum sûresinin 22. ayeti ve onu destekleyen benzer nasslar resmî dili istisna tutuyor olmalı, yoksa hem nasslar ile kendisini bağlamış hem de peygamber pratiklerinin olduğu gelenekten gelen Müslüman bir idareci bunların hilafına tutum alabilir mi?!

 

Erdoğan, ya ‘öyle demek istemedi’cilerin dediği gibi siyaseten böyle konuşuyor yahut gerçekten siyaseti böyle. Her iki durumda da yanlış yapıyor. Siyaseti böyle ise, Allah’ın hak olarak gördüğünü gasp eden mekanizmanın başında durması onu bu vebalin sorumlusu kılıyor, siyasetini değiştirmeli. Siyaseten böyle diyorsa da demek zorunda olmadığı için yanlış yapıyor. Bu durumda ‘öyle demek istemedi’cilerin yapabileceği anlamlı bir şey varsa o da kendisine "sözleriniz siyaseten de olsa katılmıyorum, anadilde eğitim tartışmasız ve derhal tanınması gereken bir hak" demektir. Bu itirazın kapılar ardında değil kamusal alanda gösterilmesi, “siyaseten açıklamaları” zamanla gereksiz kılacaktır…

 

TC, anadilde eğitimi mümkün kılan uluslar arası (batılı) sözleşmeleri ya imzalamamış, ya şerh koymuş yahut imzaladığı halde yürürlüğe koymamıştır. Yani getireceği avantajlar bakımından Avrupalılara “bizi sizden kabul edin” diyen Türkiye, anadilde eğitim gibi konularda “ama sorumluluklarımızdan muaf kalalım” pozuna yatmaktadır. Aynı Türkiye, Kürtlerin Türklerle eşit haklara sahip olduğuna dair İslam anlayışına da mugayir davranmaktadır. (Bu hal şu fıkrayı akla getirmektedir: Urfa’daki ulu cami daha cami değilken bir güvercin önce çana pisler, ardından gelip şarap çanağına gagasını daldırır. Bunu gören papaz kafası hoş güvercini avucuna alıp ona şöyle der: Hristiyan olsan çana pislemezdin, Müslüman olsan şarabı içmezdin, söyler misin sen nesin?) Hâsılı kelam TC Devleti ve hükümeti (80 + son 10 senedir) ne İslami davranmakta ne de evrensel insan haklarını referans almaktadır…

Eğitim sisteminin tek sorunu elbette ki anadilde eğitim değildir. Türk “Millî” Eğitim Sistemi, “tek tipleştirici”, “ötekileştirici”, “otoriter” ve “milliyetçi” bir sistemdir. Eğitim müfredatının bütün ayrıntıları da inşa edilmesi hedeflenen kimliğin böyle olması için tasarlanmıştır ve bu hali ile başından sonuna insan fıtratına, insan haklarına aykırıdır. Bunun yerine insanı merkeze alan bir anlayış benimsenerek eğitim sürecinde herhangi bir ideolojinin dayatılması yerine, ‘bireyi insanlık onuruna bağlı doğal hak ve özgürlüklere sahip bir varlık’ olarak kabul eden bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerekiyor. Böyle bir paradigma değişikliğine; okullardaki “andımız” ve “gençliğe hitabe” gibi tektipçi, ötekileştirici metinler başta olmak üzere, her türlü sembol, ritüel ve etkinliğin eğitim sisteminin dışına çıkarılması ile başlanmalıdır.

 

Ancak anadilde eğitim meselesi, Kürtlerin eğitim öğretim ortamındaki en temel meselesidir. Anadil Kürtlerin hakikatidir. Anadilde eğitim de Kürtlerin (ve dahi her dil grubunun) ana sütü kadar doğal hakkıdır. Her kim ki bu hakkı 80 sene gasp etmiştir, onlar hakikatin hırsızı olarak haşrolacaklardır. Anadilde eğitim Kürtlerin yitik malıdır. Her kim ki 80 senedir yapılageldiği gibi bunu gasp etmeye devam etmektedir, bilmelidir ki kendisinin de yeri hakikat hırsızlarının yanıdır, aynı akıbet onu da bulacaktır.

 

Umulur ki bugün iktidarı elinde tutanlar, dünün hakikat hırsızları ile değil, emaneti sahibine teslim edenlerle birlikte haşrolsunlar…

 

DUYURU: Önümüzdeki günlerde Diyarbekir, sivil toplum kuruluşlarının anadilde eğitim, “andımız”ın kaldırılması, okullardaki başörtüsü sorunu gibi meseleleri dillendirecekleri eylemlere sahne olacak. Özgür Eğitim-Sen Cumartesi günü 12.00’da Ofis AZC Plaza önünde, MAZLUMDER Pazartesi günü saat 12.30’da İl Millî Eğitim Binası önünde olacak. Bu dertleri paylaşanlara duyurulur… 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.