25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Ayşe Şasa İçin...

Ayşe Şasa İçin...
Allah Rahmet eylesin Ayşe öldü. İçimden bir kuş uçtu yeri boş kaldı, ıssızlığım genişledi.
 
1990 yılının başlarında Ayşe Şasa için bir şiir yazmıştım. 90 sonlarında yayınlamaya cesaret edebildim (Uç Dergisi). Ece Abi'nin (Ayhan) ısrarlı teşviğine rağmen, belki tam zamanlı mesai talep ettiğinden şiirden (yazma bazında) hep ürktüm. Çok az ürettim, ürettiklerimi yayınlamaktan hicap duydum - geniş bir zaman diliminde 5-6 tanesini yayınlatma cüretti hariç - kendimi şairden sayma hadsizliğine hiç düşmedim.
 
Alttaki şiiri tamamladığımda ilk Ayşe'ye götürmüştüm (o zamanlar daktiloyla yazıyordum). 
 
En çok "..jabonlarını yırtınız güzelliğinizin kibrinin..." dizesine takılmıştı, nefs mücadelesi Ayşe'yle en çok konuştuğumuz mevzulardan biriydi...
 
 
 
DİLTENGİ
 
      
DİLTEŞNE
 
 
DİLZİNDE
 
 
 
Ayşe Şasa için
 
 
 
Sustunuz
 
çoğaltıp ayetlerinizi saygıyla yastığınızın altında
 
Kendimi dizlerinize bırakıp
 
Uzak tren seslerine atmıştım ki
 
Sahi nasıl büyüttünüz siz o çıbanı?
 
sure çekip gözlerinize kalakalmıştınız
 
kalabalığın tekririnde
 
 
 
Ödüyor muydunuz, alıyor muydunuz bir emanetin faizini?
 
Bense engelleriyle meşguldüm düz yolların
 
Bir de kuruyordum, tüm cesetlerimi sunabilseydim diye size
 
bir katliam geleneğinin dalgın bir anında
 
bende unuttuğu cesetlerimi
 
 
 
Ne şir-i mader
 
Ne hane-i peder
 
durur bir karabasan ağları, hâlâ, üstünüzde savaş mürebbiyelerinin
 
Helme acısını cismimin
 
İtikatsız sofuların seslerinden sıyrılıp
 
Yetişir bu biteviye bitaraflık diye inlerken
 
Cisminiz acıyordu
 
Vurmuşlar hattateyn,
 
alazlanmış şevkinize alavere
 
habire
 
 
 
Yıllar geçmiş de yüz çeyrek
 
gene demişler abileleridir, bitirim alaykelebeklerinin
 
bilememişsiniz bitap, albastıdır bu diltengi
 
Üstü akşam
 
Altı ağır karanfil kokulu Cezayirli bir celep
 
acep alıcıkuş muydu aracısı?
 
sokmaya dururdu fikrinizde
 
haksız ve bitimsiz bir iddeti
 
Ben kıvrılmış helisel zorlu isteğime
 
Bir suçüstü gelin edilmiş günaha
 
Güvey girerdim iğdiş
 
tanyeri çağanozları misali, bihaber
 
 
 
Erken bir leyl-i kadrin sükûtu muydu?
 
Kapayışınız sözlerinizi Hira Mağarası’na
 
Yoksa bir hışmın gündüz korkusu mu?
 
belli mi olur insankızıydınız siz de
 
azar mı azardınız
 
kapılıp yasemen kokunuzun zenginliğine
 
Zulmetmiştiniz kendinize…
 
oysa hakkı saklı değil miydi kendinizin de üstünde
 
Hani beyaz bir gemi patlamıştı
 
Tutup ince bileğinizden
 
sizi çektiğim o mazgalda
 
Cismimizi yalayan binlerce şuursuz taban gölgesi
 
Ve sidik ve taşyoncası kokularının tersine rehaveti
 
Kalbine Cebrail serinliği değmiş gözlerinizdeki ürküntüyle
 
Sanmayın demiştiniz, örtecektir tarih göz yaşlarınızı
 
 
 
Titrediniz
 
duyunca felektir, o felek-i biaman diye başlayan albayı
 
Tersine yürüdü adımlarınız dinşikane gururunuzun geçmişinden
 
Sonra jabonlarını yırttınız güzelliğinizin kibrinin
 
dilzindeydiniz
 
nihayet
 
 
 
Şimdi yürümez Ebrehe’nin filleri bir size
 
Siz
 
Bende Kabe
 
Sahi nasıl büyüttünüz siz o çıbanı?
 
Anlatsanız ya gene otuz cüzle
 
bu biçare palikaryaya
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.