18 Ocak 2018, Perşembe

Üst Menu

Barış Yapar Gibi Davranmak

Barış Yapar Gibi Davranmak

Adam, çamurda patinaj çeken arabasını kurtarmak için yoldan geçenlere seslenir:

—Kardeşler! Allah rızası için bir el atın da şu arabayı çıkaralım.
 
Yoldan geçen,  tanışmayan gençler birbirilerine bakar, ‘’acaba bana gerek kalmadan şu adamın imdadına giderler mi?’’ diye birbirilerini süzerler…
 
Şoförün yardım çağrısı, çaresizliği istemeden de olsa gençleri arabanın arkasında buluşturur.
 
Şoför, arabanın bagaj kısmına dayanan gençleri yönlendirir:
 
—Kardeşler! Ben ‘üç’ deyince hep birden itekleyin lütfen!
 
Şoförün 'üç' demesiyle araba biraz kıpırdar, ama sadece kıpırdar.
 
—Abiler! Biraz daha gayret lütfen!
 
Şoförün 'üç' demesiyle araba biraz daha kıpırdar.
 
Arabayı itme faslı birkaç kez tekrarlanır...
 
Şoför sinirlenir...
 
—Sevgili abilerim! Üç tane canavar gibi gençsiniz. Nasıl oluyor da arabayı çıkaramıyorsunuz? 
 
Olanları kenardan izleyen yaşlı adam: 
 
—Evladım, deminden beri sizi izliyorum. Bu gençler arabayı iteklemiyor, itekler gibi yapıyor!
 
—Nasıl yani?
 
—Sen onları yardıma çağırdığında gönülsüz geldiler. Ayıp olmasın diye geldikleri için itekler gibi yapıyorlar...
 
***
 
Başarısızlıkla neticelenen Oslo sürecinden sonra başlayan, barış beklentisine vesile olan  İmralı-MİT görüşmelerini düşündüğümde aklıma şu soru geliyor: Tarafların hassasiyetleri, beklentileri ve aktörler belli olmasına rağmen neden haftalardır BDP-Öcalan görüşmesi gerçekleşmiyor?
 
Bu isteksizlik neden?
 
Yoksa barış yapar gibi mi davranıyor taraflar?
 
Özellikle de Hükümet?..
 
Tamam, Adalet bakanlığının BDP’nin yeni heyetini kabul etmesi olumludur.
 
Cumartesi günü Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve Altan Tan’dan oluşan heyet Öcalan’la görüşecek.
 
Heyetin kabul edilmesi, BDP’li vekillerin Öcalan’la görüşecek olması sadece bir başlangıç.
 
Bir süredir adaya kimin gideceği tartışması,  zaman kaybı ve ‘’kibir kokan psikolojik üstünlük manevraları’’ ile izah edilebilir ancak. 
 
1.heyetle Cumartesi görüşecek heyetin arasındaki zaman kaybının müsebbibi hükümettir. 
 
Umarım ‘kim gitsin/gidecek’ tartışması bir daha yaşanmaz.
 
Umarım bir süre sonra taraflar birbirilerini ‘’oyunbozanlıkla’’ suçlamaz.
 
Sayın Leyla Zana’nın dediği gibi ‘’Başbakan Kürt meselesini çözecek kudrette’’
 
Evet, Sayın Başbakan hem iktidar hem de muktedir…
 
Bu sorun gerçekten çözülmek isteniyorsa ortam oldukça müsait.
 
Kürt meselesinin çözümü kısa, orta ve uzun vadeli planlamaları gerektirir.
 
BDP-Öcalan, Öcalan-MİT görüşmeleri kısa vadede rahat bir tartışma ve önceliklerin belirlenmesi açısından oldukça hayati.
Orta ve uzun vadeli çözüm için de başta STK’lar olmak üzere (MAZLUMDER, İHD ve Barolar) toplumun diğer kesimlerinin katılacağı bir zemin hazırlanmalı. Tüm bunlar Öcalan-MİT görüşmelerinden çıkacak kararlara bağlı…
 
İmralı-MİT görüşmelerinden çatışmasızlık kararı çıkması sağlıklı bir tartışma ortamı için çok önemli.
 
Tüm olumsuzluklara rağmen,  toplumun önemli bir kısmı barış olacağına inanıyor.
 
Hükümete, Sayın Başbakana düşen bu beklentiye yaraşır politikalar üretmek…
 
Aksi durum samimiyet krizine yol açar..
 
Özellikle Kürtler hayal kırıklığına uğrar…
 
Başarısızlıkla neticelenecek görüşmeler kamuoyunda,  hükümetin barış anlayışının ‘sakin bir seçim ortamı’ oluşturma stratejisi olarak algılanır.
 
Çatışmalardan, ölüm haberlerinden bıkmış halk ‘barış yapar gibi’ davranan siyasiler görmek istemiyor. Herkesin tek arzusu samimi bir barış...
 
Lösemi hastası Solin konusunda iyi sınav veren hükümet umarım barış konusunda da iyi sınav verir...
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.