18 Ocak 2018, Perşembe

Üst Menu

Başörtüsü Serbestisinin Asıl Kahramanları

Başörtüsü Serbestisinin Asıl Kahramanları

Kimileri “zaten çözüldü neden hala başörtüsünü konuşuyorsunuz” diyebilirler. Egemenlerin bak dediği yerden bak, sana gösterdiklerinin ötesini görme diyebilirler. Ama asıl şimdi egemenlerin geçici bir süre de olsa gölge etmedikleri bir dönemde başörtüsünü konuşmalı, tartışmalı. Çünkü ben başörtüsü yasağının hala kalkmadığına inananlardanım. Bu inancım şu anda birkaç meslek dalında başörtüsünün hala yasak oluşundan değil elbette.

 

Başörtüsünü dindar kadın üzerinde egemenlik kurmanın aracı olarak gören erkek ya da kadınları anlaşılır kılmadan, deşifre etmeden, onları konuşup tartışmadan başörtüsüne özgürlük gelmeyecektir. Bu insanlar var oldukça, biz onları konuşmadıkça şu andaki kısmi başörtüsü serbestisi ileride yine kaldırılacaktır. Çünkü başörtüsü yasakları tarihi bize göstermektedir ki, başörtüsü siyasal iktidarlar ve onların yandaşları tarafından: her zaman dindar kadınları kontrol altında tutmaya çalıştıkları bir araç olarak görülmektedir.

 

Bu “egemenliğin nesnesi kılma” hali öylesine ikiyüzlüdür ve tehlikelidir ki sahibini de kişiliksizleştirir kimliksizleştirir. Aleni başörtüsü karşıtları daha dürüsttürler onlardan. Ahlaklı savaşırlar yalanları yoktur. Onlar ise sisli havada elleri tetikte her an pusudadırlar.

 

Konjonktürledirler, koltuk sever. Bir dönem üniversite kapısından kovduklarını, uzaklaştırdıklarını, kınadıklarını başka bir dönem başlarına tac ederler.  Başlarının tacı olarak gördükleri zamanlarda ise sadece “başörtüsüsündür”.  Ne başarıların ne fikirlerin ne de mutluluklarının önemi yoktur onlar için. Başörtün senden önce gelir onlar için.

 

Başındaki örtün için kıymet verir sana. Sen sadece bir başörtüsüsün onun için. Koltuğunu sağlamlaştıracağı, kabarık egosunu ve egemenliğini pekiştirecek bir nesne, ötesi yok. Seçimlerde tribünlere oynayacağı kart... Ya da demokratlığını ispatlamaya çalışacağı, ötekiyle iyiyim diyebileceği kanalın açıcısı. Başörtüsüsün sen. Başörtülü bile değil.

 

Senin en çok mağdur hallerini sever onlar. Kendisi baştan aşağı iktidardır, iktidarın örtüsü ile örtünmüştür. Onun nazarında senin başındaki ise: onun, senin iktidarın olduğunun ispatı. Bu yüzden kıymetlidir başındaki örtün.

 

Günlük yaşamında karşısına çıkan bir başörtülü ile asla göz hizasında bile bulunmak istemezken, kamuoyuna poz verirken yanında numune niyetine birkaç başörtülü ister. Koltuğu veren el değiştirdiğinde ise verdiği pozları nasıl yok ederimin yollarını arayan.

 

Oysa bu kadar senden görünmeye çalışırken bir o kadar uzaktır sana. O hiçbir zaman uğradığın mağduriyetin için gözyaşı dökmedi, yüreğinde iliklerine kadar hissettiğin ötekileştirmeyi kendi yüreğinde duymadı, yasal sürtüşmelere girmedi, vicdan meselesi ise hiç yapmadı. Sen olmadı. Olmasında… Ama acına da saygı duymadı. Hep aldattı. Senin yanında olmak, hak ve özgürlüklerin için konuşmak gibi bir derdi yok ama koltuğa, şova ve alkışa ihtiyacı var. Hakiki muhalif olmayı bile beceremedi.

 

Bir de buna ihtiyacı olmayan kahramanlar var. Başörtüsü serbestisinin asıl kahramanları. Tüm yasakçı zihniyetlere rağmen ve bir türlü bitmek bilmeyen rağmenlere rağmen başörtüsü mücadelesi veren onurlu kadınların, yanında duran kahramanlar.

 

Donkişot’tur onlar. Parmakla sayılacak kadar az erdem sahibi insanlar. Dicle Üniversitesi Sosyoloji bölümü hocalarından biriydi O. Bu Donkişotlardandır kendisi. 28 Şubat sürecinde üniversitede öğrenciyken başörtüsü yasağını protesto ettiği için ceza alan... Başörtüsü henüz yasakken sosyoloji bölümünden bir grup kız öğrenci artık derslere başörtülü girmek istediklerini söylemek için odasına girerler. Alacakları cevap eğer evet olursa başörtülü girecekler olmazsa diğer hocaların yanına gidip konuşmayı dahi düşünmüyorlar.

 

“Zordur bu hoca, bir o kadar dürüst, dindar değil ama olsun onun kapısından reddedilirsek başka kapılar zaten medet umulamayacak kadar yalan. Zaten kapalılar yüzümüze” diye düşünürler. “İster bikini ile ister çarşaf ile girin umurumda değil, buna ben değil siz karar vereceksiniz.” Kabul kapısıydı onunkisi, cesaret… O günden sonra başörtülü girdiler derslere. Onlar ve edebiyat fakültesindeki diğerleri başörtülüler.

 

Sen sensin bende benim diyendir aslında başörtüsünü yasaksız kılan asıl kahramanlar.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.