25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Bir Fiili Dua Olarak Kürdistan’ın Uluslararasılaşması

Bir Fiili Dua Olarak Kürdistan’ın Uluslararasılaşması
İnternette dolaşan katliam görüntülerine tıklayamam. 
 
Sadece bir süre bu insanların çektiği acıları düşünür dilimden ve kalbimden geçen dualar ile onlara yakınlaşmaya çalışırım.
 
Her namazdan sonra en içten ve devamlı ettiğim duamdır “dünyanın her köşesindeki her renkten ve her dinden masum ve mazlumları koru Ya Rabbi.”
 
Dua benim gibi bir adamın son sığınağıdır. 
 
Delirmemek için, acı çeken insanların ahirette elde edecekleri sevapları düşünürken, mazlumun coğrafyasını, rengini, dilini düşünmeden, zalimlerin çizdiği yapay sınırların benim dünyama ve insanlığıma tesir etmesine izin vermeden duaya sarılırım. 
 
En çok ülkesi olmayan, kendilerini koruyacak bir ortak savunma mekanizmaları, yeryüzünde başı sıkıştığında yardımına koşacak bir devleti olmayan milletlere üzülürüm. 
 
Onlar bu dünyada kanı yerde, hesabı ahirete kalan insanlar. 
 
Bir devletsiz toplum olarak Kürtlere musallat olan canilere ve onların katliamlarına karşı Kürtler duanın ötesine geçerek ya daha doğru bir tabirle kavli duanın yanına fiili duayı da katarak kendilerini koruma mekanizmalarını sağlamaya çalışmaları çeşitli sorulara cevap vermenin zorunluluğu ile ortaya çıkmaktadır.
 
Dünyanın,fiili duasını yapan Kürtlere yardım etmek için sıraya girdiği bu dönemde bize sorulan ve kendimize sormamız gereken bazı sorular var.
 
Mesela herkesin aklında cevabı bilinen şöyle bir soru ile başlayalım. Kürtlere yardım edenler Kürtleri sevdikleri için mi böyle yardım kuyruğuna giriyorlar?
 
Tabii ki cevap “hayır, çıkarları için yapıyorlar”olacaktır. 
 
Peki Kürtlerin bu savaşı onlar için neden bu kadar önemli?
 
Çünkü Kürt cephesi yıkılırsa bu savaşı kendileri yapmak zorunda kalacak, onlar için daha kötüsü savaş onların topraklarına taşınacak.
 
Bu noktada aklımıza gelen soru ise Kürtler uluslararası güçlerin taşeronluğunu mu yapıyor?
 
Elbette hayır, Kürtler kendi vatanlarını, namuslarını, maddi ve manevi varlıklarını barbarlara karşı korumak için aynı barbarlar ile mücadele içinde olan canavarların desteğini yanına alıyor.
 
Peki ne oluyor?
 
Olan şu, Kürtler uluslararası siyasi dili öğreniyor ve kendi güvenliğinin telaşına düşen canavarın gücünü yanına alarak ortak düşman olan Barbarlara karşı savaşıyor. Kürtler yüzyıldır başlarına gelen felaketlerin nedeninin uluslararası siyaset denen canavarın dilini öğrenmek yerine duygusallığın basitliğine sığınmak olduğunu öğrendiler. 
 
Çok pahalı bir ders oldu ancak geç de olsa öğrenmek hiç öğrenmemekten daha iyidir.
 
Bir sosyal varlık olan insanın ilişkileri sadece kendisi, ailesi ve aşireti ile sınırlı olmayacak kadar karmaşık. 
 
Kürtleri tanıyanlar onların aile ve aşiret kimlikleri içindeki aidiyet duygusunu milli boyuta ulaştırmada ve bu milli kimlikleri ile uluslararası arenada temsil edilme ve var olma noktasında ciddi eksikleri olduğunu biliyor. 
 
Kürtlerin komşuları, onların bu milli aidiyet duygularının eksiklerini kullanarak Kürtleri yüzyıllarca ezdiler. Bunu yaparken de onların bir araya gelme ve milli kimlikleri etrafında örgütlenmelerini boşa çıkarmak için dini argümanları yozlaştırarak kullandılar ve son yıllarda da sol ideolojilerin uyuşturucu jargonları ile bu süreci boşa çıkarmaya çalışıyorlar. 
 
Dış dünyada ise örgütlenmeler milli birilikleri geçmiş, uluslararası hatta kıtalar arası birlikteliklere evrilmiş ancak kendilerini temsil eden bir devletleri olmadığı için Kürtler bu tarz birlikteliklerin parçası olma şansını elde edemediler.
 
Devletsiz bir şekilde bu canavarların şerrinden emin olmak ise imkansızlaştı. 
 
Mesela Türkiye, bu birlikteliklerin İslam coğrafyasındaki büyük bir ayağı olarak bu organizasyonlardan aldığı destekle Kürtleri ezerken, ya da İslam birliği teşkilatı veya Arap Ligi gibi organizasyonların desteği ile Kürtlerin hakkını elinden alan ve zulümlerle onları inleten devletlerin elindeki en büyük güç, Kürtlerin uluslararası arenada varlıklarının olmamasıydı. 
 
Diğer bir değişle Kürtlerin bu devletlerin iç meselesi olarak kendi zalimlerinin insafına terk edildi. 
 
Gelinen noktada Kürtler bu kabuğu kırmaya başladılar.
 
Özellikle Güney Kürdistan kazandığı yasal statü ile Kürtleri uluslararası arenada sesi duyulabilen bir millet haline getirdi. 
 
Kürtler bu zalim devletlerin iç meselesi olmaktan çıkmakla zulümden kurtulmanın kapısını da aralamaya başladılar.
 
Bir ülkenin iç meselesi olarak herhangi bir devletle savaşabilirsiniz. 
 
Onlara kayıplar verip, kendinizden binlerce, onbinlerce hayatını halkına feda eden kahramanlar yetiştirip yerel destanlar yazabilirsiniz.Ancak günümüz dünyasında uluslararsı siyaset ve diplomasi arenasında meşruiyet yolunda sağlam temeller atmazsanız gerçek bir netice elde etmekten uzak kahramanlığınız ölüp öldürmeyi göze aldığınız kadarıyla sınırlı kalır. 
 
Sizi tarihe kaydedecek olan da sadece acı dolu şarkılarınız olur.
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.