20 Haziran 2018, Çarşamba

Üst Menu

Bir Sapma Türü Olarak Aracın Amaçsallaştırılması

Bir Sapma Türü Olarak Aracın Amaçsallaştırılması

Çoğu zaman içine yuvarlandığımız derin çelişkilerin farkında bile değiliz.

İrademizi sınırlayan, düşünce gücümüzü gemleyen ve benliğimizi esir alan birçok mekanizmanın dişlileri arasında öğütülüyoruz.

Bu kurulu mekanizmanın temel unsurları “geleneksel toplum görüşü, “hâkim siyasal felsefe” ve “geleneksel din anlayışı”dır. Bunlara dördüncü olarak kendi bireysel egolarımızı katabiliriz.

Bireyi ve toplumu “dönüştürme” ve “etkisizleştirme” araçlarından olan bu aygıtlar, çoğu kez kendi yanlışlarını “doğru” olarak yutturur.

 İçine düştüğümüz veya düşürüldüğümüz temel yanılgılardan belki de en önemlisi “araç-amaç karmaşasıdır”.

Bu sapma; bir sonuca veya hedefe ulaşmada bize yardım eden araç ve aletlerin bizzat istenilen sonucun veya hedefin yerini alması şeklinde özetlenebilir.

Kısacası “hedef” ve “vasıta”nın yer değiştirmesi de denilebilir.

İşte birkaç örnek:

Devlet, bir araçtır. Belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanların, işlerini kolaylaştırmak için meydana getirdikleri bir organizasyon biçimidir.

Tanımdan da anlaşılacağı üzere “devlet” denen aygıttan amaç, onu oluşturan bireylerin hayatını kolaylaştırmasıdır.

İstenilen sonuç budur. Fakat çoğunlukla bu böyle olmamıştır. Zira insanlar için “devlet” artık bir araç değil “amaç olmuştur. Ve bu sapmanın doğal sonucu olarak ta devlet vatandaşa değil, vatandaş devlete hizmetkâr olmuştur.

İnsan eliyle yaratılan bu canavar, yine en çok insanın başını yemiştir. Çoğu zaman dini bir kılıf giydirilerek kutsallaştırılan bu “vahşi canavar” için, insanlar ölmek ve öldürmekten hiçbir zaman geri durmamışlar.

Devletlerin, kendi bekalarını korumak için hem kendi vatandaşlarına hem de diğer devletlere karşı tarih boyunca sergiledikleri acımasız tavırlar herkesin malumudur.

Din: en bilinen tanımıyla din, müntesiplerini şimdiki halde iyi bir insan olmayı, öbür dünyada da felaha kavuşturmayı amaçlayan kurallar bütünüdür.

Bütün dinlerin ortak özellikleri vardır. Bunlar; varlığın anlamlılığı, inanç, iyi-kötü, kutsallık, tekâmül, aşkın varlık, nedensellik, sonsuzluk, hayata saygı, estetik, idealizm, daha iyisini bekleyiş v.s

Fakat bütün bu özellikler detaylı incelendiğinde ortak paydada insanın mutluluğunun esas alındığını rahatlıkla görebiliriz.

Dinin temel fonksiyonu bu iken devlet örneğinde olduğu gibi, din çoğu kez insanlar arası ayrışma ve çekişmelerin öznesi olmuştur. Bu çelişkinin temelinde de “amaç-araç” sapması vardır.

Dinin temel ilkelerine bağlı kalarak iyi bir insan olmaya çalışmak yerine, o dini başkasına zorla dayatmak şeklinde kendini dışa vuran sapkın anlayış, her dönemde insanlığın başına türlü felaketler getirmiştir.

Din ve mezhep savaşları neticesinde ölen ve zarar gören insanların hadd-ü hesabı yoktur. burda da “alet” kamalatın yerine geçmiştir. Sapla saman birbirine karıştırılmıştır. Çevremize şöyle bir baktığımızda “din” için insan öldürmeye meyilli şizofrenik karakterleri rahatlıkla görebiliriz.

Dil: iletişim kurmanın en etkili araçlarından biri olan dile siyasal bir kimlik kazandırılarak o dili konuşmayan insanlar üzerinde bir baskı aracı haline getirmek, araç ile amacı birbirine karıştırmanın en ilkel ve iğrenç biçimidir. 

Bir insanın Sırf “kendi dilidir” diye başkasını da o dille konuşmaya zorlamak veya daha masum bir maske takınarak değişik adlar altında insanları buna teşvik etmek, aşağılık kompleksini yenememiş bir ruh halinin en doğal yansımasıdır.

  Bu durumu dilleri çeşit çeşit yaratan tanrıya karşı gizli bir düşmanlık ve tanrının işini beğenmemekle izah etmek mümkündür.

Dünya: dini zaviyeden bakıldığında dünya da bir araçtır. Sonsuz yurdu kazanmak için kurulan geçici bir misafirhane, bir sınav yeridir.

Her gelen mutlaka gidiyor. Öyleyse dünyayı asıl maksat yapıp hep burada kalınacakmış gibi davranmak pek akıllıca bir iş değildir.

Asıl amaç sonsuzluk yurdudur. Bizi buraya gönderenin izni dairesinde hareket etmek en mantıklı olanıdır.

Fakat genellikle bu da tam tersi oluyor. Burada da araç amaçla yer değiştiriyor. Birçok kötülük de buradan kaynaklanıyor.   

Peygamber: Allah peygamberlerini insanlara kendi zatını şuunatını ve marziyyatını tanıtmak Ve kendi isteklerini insanlara ulaştırmak için peygamberi “araç” yapar.

Fakat çoğunlukla insanlar aslolanı yani Allah’ı ve onun kendilerinden istediklerini bir kenara bırakır. Daha çok aracı ile yeni peygamberle ilgilenirler. Allah’ı zikretmekten daha fazla peygamber zikredilir.

Dini kitaplar: dini kitap ve tefsirler bizim kur’anı daha iyi anlamamıza yardım eden aletlerdir. Fakat çoğu mahfillerde bu tür kitaplar artık Kur’anın yerine geçmiştir.

Kur’anın ne dediğinden çok falanca tefsirin ne dediğine bakılır. Burada da araç amaca takaddüm etmiştir. Belki de en tehlikelisi budur.

http://twitter.com/s_akkus

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

21.Haziran.2015 Pazar
24.Mayıs.2015 Pazar
08.Şubat.2015 Pazar
31.Ocak.2015 Cumartesi
19.Ekim.2014 Pazar
30.Ağustos.2014 Cumartesi
07.Temmuz.2014 Pazartesi
14.Haziran.2014 Cumartesi