17 Ekim 2018, Çarşamba

Üst Menu

Birinci Yıldönümünde Sürece Bakış

Birinci Yıldönümünde Sürece Bakış

Geçen sene bugün, pkk lideri abdullah öcalan’ın newroz’da okunan mektubu ile resmen başlayan “çözüm” süreci, aradan geçen bir senede kürt cenahı açısından beklendiği gibi ilerlemedi. süreç başladığı günden itibaren türk kamuoyunun “bodoslama iyimser” hali değişmedi. buna karşın kürt kamuoyundaki “temkinli iyimserlik” yerini giderek “endişeli bekleyiş” haline bıraktı.

 

hatırlanacağı üzere süreç üç adım olarak kurgulanmıştı: 1.ateşkes ve çekilme, 2.sürecin yasal zeminin oluşturulması ve 3.silahların tamamen bırakılması ile birlikte normalleşme. öcalan’ın newroz mektubundan sonra ilk aşama başlamış ve pkk, silahlı unsurlarını türkiye cumhuriyeti devletinin sınırları dışına çıkarmaya başlamıştı. ancak bu süreçte hükümet tarafından somut herhangi bir adım atılmayınca, örneğin hasta tutsakların durumunda bir düzelme gerçekleşmeyip kck davalarının kördüğüm hali devam edince ve kalekol yapımları yavaşlamak yerine artış gösterince pkk eylül 2013’de çekilmeyi durdurduğunu ilan etti. hükümetin hazırlamış olduğu “demokratikleşme paketi”nin açıklanması çekilmenin ilanından birkaç gün sonraya denk geldi. açıklanan paket, anadilde eğitim ile ilgili nisbî bir iyileştirme, andımızın kaldırılması gibi bazı maddeleri içerse de kürd cenahını tatmin etmedi, haklı olarak... (paketi değerlendiren ekim 2011 tarihli yazı için bkz.http://bit.ly/1igokc8)

hükümetin açıkladığına göre çekilme %20-25 oranında gerçekleşmişti. bu oranda çekilme gerçekleşinceye kadar süreçte hükümet kanadından somut adım atılmaması büyük eksiklik ancak yine de çekilmeyi durdurma kararının erken alındığı kanaatindeyim. pkk çekilmeyi durdurma kararıyla sürecin tek taraflı değil, iki aktör arasında yürütüldüğü mesajını vermiş oldu. çekilme pkk’nin hem muhatabına hem de temkinli iyimserliği endişeli bekleyişe evrilmeye başlayan tabanına önemli bir siyasi mesaj olmakla birlikte bundan sonra ayak diremeye bahane edilecekti, edildi de…

süreç boyunca kürd meselesinin esasına dair kürd siyasi hareketinin taleplerini karşılayacak düzeyde bir gelişme yaşanmadığı gibi, sürecin ve kürd meselesinin çözümü önünde en önemli engel olan 82 anayasasının özüne dokunulamamıştır. her partiden eşit sayıda katılımcının yer aldığı bir anayasa komisyonu kurulmuş olsa da öncesinde de öngörüldüğü üzere vatandaşlık tanımı üzerinde dahi anlaşma sağlanamadı ve anayasa komisyonu dağılmak zorunda kaldı.

 

son birkaç aydır görünür olan hükümet – cemaat kavgasında, kck davaları ve hasta tutsaklar gibi konularda hükümet kabahati cemaate yüklüyor. dün bu operasyonlar yürütülürken memnun görünen, bu yapıyı kollayan hükümet bugün hatasını anlamışsa gereğini yapmak durumundadır. ergenekon davasında cezası kesinleşenler dahil tahliye edilirken kck tutuklularının “dağa gidebilir” trajikomik sebebiyle içerde tutulmaya devam edilmesi karşısında hükümetin “karar yanlıştır” açıklamasından fazlasını yapması gerekmektedir. hsyk mekanizması sadece hükümetin hedef alındığı davalarda davaya müdahale ediyor ve fırat’ın doğusunda eski hukuk işlemeye devam ediyorsa sağlıklı bir sürecin yürümesi elbette ki mümkün olmayacaktır. nitekim geçtiğimiz haftalarda öcalan’ın süreçteki “rolünü oynamakta zorlandığı” ifade edildi ancak genel bir değerlendirmenin newroz’da yapılacağı söylendi. ilerleyen günlerde kck, sert bir açıklama yayınlayarak “akp-cemaat kavgası demokratikleşme ve kürt meselesinin çözümü ile aşılabilecekken akp daha baskıcı davranmayı tercih etmiştir” dedi ve “akp’nin muhatap olmaktan çıktığını” açıkladı. son olarak murat karayılan, 1. aşama’nın (ateşkes ve çekilme) bittiğini ancak 2. aşama’nın (yasal zemin, yasal süreç) başlamadığını ifade ederek, sürecin tek taraflı yürümeyeceğini, seçimden sonra adım atılmazsa sürecin bitmiş olacağını söyledi. dolayısıyla gözler öcalan’ın newroz açıklaması ve hükümet’in seçimden sonra neler yapacağına odaklanmış durumda…

geldiğimiz noktada bir tıkanma yaşandığı ve bu tıkanmanın öcalan’ın newroz açıklaması ve sonrasında hükümetin atacağı adımlarla aşılabileceği görülmektedir. bendeniz öcalan’ın kck ve karayılan kadar keskin bir açıklama yapacağı kanaatinde değilim. hükümetin de seçimden sonra daha görünür adımlar atacağını düşünüyor ve umuyorum…

 

süreç zaman zaman tıkanmalar yaşasa da köprülerin atılmaması, görüşmelerin bitmemesi gerektiği kanaatindeyim. ingiliz hükümeti adına, ira görüşmelerinin önemli bir ismi olan jonathan powell’ın ifadesiyle pedallar yavaş da olsa dönmeli, bisiklet sağa sola gidip gelse de ilerlemelidir. bu şekilde süreç tarafların kontrolünde ve provokasyonlara karşı daha güvende olacaktır.

bu aşamada; newroz ve seçimden sonra pkk ve hükümet, tıkanan noktalar üzerine yoğunlaşmalı, tıkanıklığı aşmaya çalışmalıdırlar.

süreç, güvensizliğin aşılması bakımından bir hakem heyeti yahut gözlemci heyete ihtiyaç duymaktadır. bu, uluslar arası bir heyet olabileceği gibi türkiye’deki aydınlardan da olabilir…

ilk aşama işlemeye devam etmeli, bu esnada yasal düzenlemelerle sürecin ilerlemesi sağlanmalıdır.

başta bütün hasta tutuklular olmak üzere, siyasi tutuklularla ilgili düzenlemeler yapılmalıdır.

fail-i meçhul olayları araştırmak için etkin ve işlevsel bir komisyon kurulmalıdır.

son; süreçteki tıkanıklığın giderilmesiyle diğer aşamalar, tarafların müzakereleri ile şekillenecektir. bugün aslolan tünelin ucunda, karşıdan gelen tırın ışığı olmadığı kanaatine vardığımız ışığa bir şans daha vermektir… bahar ilk çiçeklerini açmış, insanlığı esenlikle kucaklamaya dururken tarafların onu “kötü günlere dönüş” kararı ile kara kışa çevirmeğini düşünüyor, umuyorum…

bi xêr hatî bihar, newroz pîroz be – hoş geldin bahar, newroz kutlu olsun.

 

not: bu yazı, 18.3.2014 tarihinde dicle ünv. hukuk fakültesi’nde gerçekleşen “çözüm süreci ve demokratikleşme” panelindeki konuşmadan derlenmiştir.

 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.