17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Bugün Günlerden Roboski...

Bugün Günlerden Roboski...

 

Roboski katliamının üzerinden bir yıl geçti ve adalet(sizlik) noktasında hâlâ yolun başındayız.

Statükonun geriletilmesinde, OHAL ve DGM’lerin kaldırılmasında, demokrasinin gelişmesinde birçok olumlu adım atan ve takdir edilen AKP,  ne hikmetse Roboski konusunda topu taca atıyor.
 
Ergenekon, Balyoz gibi davalarda maksimum hassasiyet gösteren Hükümet ne hikmetse Roboski’de çok kötü bir sınav veriyor.
 
Hatırlanacağı üzere, katliam sonrası başbakanın Roboski’ye neden kendisi değil de eşini gönderdiği tartışıldı.
Bölgenin taziye kültürünü kavrayamamış bir idarecinin köylüler tarafından tepkiyle karşılanması medyada abartılı bir şekilde işlendi ve bu hadise katliama adeta gölge düşürdü.
Yine içişleri bakanının sağlıklı muhakemeleri zorlayan açıklamaları kendi partilisi tarafından bile karşılık görmedi. Evet, Sayın Çelik Roboski konusunda içişleri bakanından farklı ve insani tespitlerde bulundu, ama partisi tarafından sahiplenilmedi… Bilakis başbakan tarafından, mealen ‘’senin gibi düşünmüyoruz, bir daha benzeri açıklamalar yapma’’ tepkisiyle karşılaştı…
 
Başbakan, Roboski konusunda bir yıl geçmesine rağmen kamuoyunun adalet beklentisini karşılayacak adımlar atmamakla eleştiriliyor.
Afyon’da, kaza olduğu söylenen mühimmat hadisesinde hızlı bir şekilde sonuca gidici adımların atılması olumlu karşılanırken beraberinde bir soruyu da gündeme getirdi: ‘’devlet Roboski katliamında neden Afyon’daki gibi hızlı hareket etmiyor?’’
 
Başbakanın, tabutların Türk bayrağına sarılmamasını eleştirmesi, ‘’ölenlerin hepsi sivil değildi’’ demesi ve köylüleri ziyaret etmemesi büyük hayal kırıklıkları idi…
 
***
Mavi Marmara katliamında haklı olarak, İsrail’den özür, tazminat ve Gazze ablukasının kaldırılmasını isteyen Başbakan Roboski meselesinde neden aynı heyecana sahip değil?
 
Toplumun kafasını karıştıran diğer bir soru da;34 insanın bombalanarak ölmesine rağmen hava kuvvetleri komutanına şeref madalyasının verilmesi…
 
Toplumda, özellikle Kürtler arasında Roboski hassasiyeti bilinmesine rağmen hava kuvvetleri komutanına madalya verilmesi ‘kötü tesadüfle’ izah edilemeyecek kadar vahim bir gelişeme.
 
***
 
1943 yılında, yine bir sınır yeri olan Özalp’ta meydana gelen ve 33 kaçakçının öldürülmesine yol açan Muğlalı olayına CHP’nin tüm örtbas girişimlerine rağmen Demokrat parti tarafından kararlılıkla müdahale edilmiş ve yargılamayı bekleyen org. Mustafa Muğlalı cezaevindeyken ölmüştür.
Özalp’ta bir kışlaya adı verilen Muğlalı ismi gelen tepkilerden sonra AKP hükümeti tarafından kaldırılmış; kaderin garip bir cilvesi mi diyelim bilmiyorum; bugün muhafazakâr demokrat olarak tanımlanan AKP, Muğlalı hadisesine benzer Roboski katliamında pasif olmakla eleştiriliyor. CHP bile Roboski konusunda daha cesur fikirlere sahip!
 
Dün, Muğlalı hadisesini örtbas etmeye çalışan CHP’nin, şimdiki yöneticileri bugünün (bazılarına göre) demokrat partisine tekabül eden AKP’sinden daha demokrat görünüyor!
Yanlış anlaşılmasın Roboski konusunda daha demokrat görünüyor. Yoksa CHP ve zihniyetinin Türkiye’nin kangren haline gelmiş temel meselelerindeki payını görmezden gelmek mümkün değil…
 
***
Geçen gün Hür Bakış kültür-sanat editörü Fatma Sancak ile beraber gerçekleştirdiğimiz Zeynep Tanbay röportajından söz etmek istiyorum.
Zeynep hoca,  alanında (dans) Türkiye’nin sayılı kişilerinden…
Kamuoyu onu Ufuk Uras’ın eşi olarak tanısa da birçok etkinlikte başı çektiğini söylemekte yarar var.
Birkaç ay önce Bejan Matur ve Rakel Dink’le Roboski’ye giden Tanbay, katliamın 1. yıldönümünde 25 kadar gazeteci-aydın’la bugün de Roboski’de.
Roboski için kampanya başlatan Zeynep hoca’nın birkaç önemli tespitini paylaşmak istiyorum:
 
‘’ Roboski'ye gidelim diye, gitmek isteyenler aradığında hep şunu soruyor bana; "oraya gidince nerede kalacağız, insanlara yük olmaz mıyız?" Ben de diyorum ki; "insanlık öldü mü?" diye bir deyim vardır ya, buralarda yani şehirlerde insanlık öldü ama oralarda yaşıyor. ‘’
 
‘’ Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cemil Çiçek ve Sadullah Ergin'e birer özel mektup yazarak; bakın böyle bir kamuoyu var, sizin bu konuda bir adım atmanızı, kibir ve sertliği bir kenara bırakmanızı istiyoruz, diyeceğim. Muhalefetten de bu olayı siyasi malzeme yapmadan 'neler yapabiliriz'in derdine düşmesini talep edeceğim. Çünkü bu durum, siyaset üstü gerçekten.’’
 
‘’Roboski katliamı, benim için AK Parti'nin baş aşağı olmasının ilk ve en etkili sebebidir. Özellikle o dönemde; Başbakan'ın kürtajdan bahsetmesi, bir takım acayip açıklamalar yapması beni şoka soktu, duyduklarıma inanamadım. Hala kendime aynı soruyu soruyorum. Bunun arkasında yine karanlık olaylar var. Bu yüzden Başbakan'a yazacağım mektupta "gelin bu karanlıklardan hep beraber çıkalım" diyeceğim. Çünkü hassasiyet gösterdiği birçok olay olduğunu biliyoruz ama bu olaydaki tutumu ve beyanları gerçekten inanılmaz. Bu nedenle bu sorunun cevabını ben bilmiyorum. Başbakan eşiyle ve çocuklarıyla gidip, oradaki ailelerin acısını gayet insani bir tavırla, ailece paylaşabilse idi keşke... Hemen özür dileseydi keşke... Derhal yargı sürecini başlatsaydı keşke... "Roboski için adalet istiyorum!" kampanyası bunu yapmadıkları için başladı.’’
 
 
 
Zeynep Tanbay’ın tespitlerine katılmamak mümkün değil.
 
***
 
Kurban bayramının 3. günü Roboski’de kaza geçiren askerleri hatırlamayan yoktur sanırım.
Ölen askerlere ağlayan Roboskili anneler o davranışlarıyla çok mühim mesajlar veriyordu aslında. Yazık ki anlaşılmadı o mesaj…
 
Hala yolun başındayız…
 
Hükümet, Roboski olayını çeşitli boyutlarıyla kapalı kapılar ardında çok konuşmuştur mutlaka; hukuki, siyasi, sosyal açıdan inceletmiştir…
Ama bir şey diyeyim mi; ellerini semaya açan Roboskili annenin bedduasına masadak olmak çok tehlikelidir.
Mazlumun duası hemen kabul olur; hele o mazlum bir anne ise…
 
Hükümetin yerinde olsam mazlum annelerin bedduasından sakınırdım…
 
 
 
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.