17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Cemaat - Hükümet Kavgasının Gör Dediği…

Cemaat - Hükümet Kavgasının Gör Dediği…

hükümetten üç bakanın istifası ile kabine revizyonunu beraberinde getiren yolsuzluk operasyonu hem hayra vesile, hem de şerre sebep olmuş görünüyor. vesile olduğu hayırlardan biri, tam da “derin devlet tasfiye oldu” inancı pekişmişken aslında tasfiye olan “derin devlet”in yerine bir başka yapılanmanın yerleştiğini bilmeyen ve bilip de bilmezden gelenlere de ‘kör gözüne parmağım’ şeklinde göstermesi… yani “kanun dışı” bir yapılanmayı mümkün kılan sistem değişmiş değil, bir yapının yerine bir başka yapının yerleşmiş olması sözkonusu… ortaya çıkanlardan; bu yeni yapılanmanın epeydir bir iktidar ortağı olarak sisteme yerleşegeldiğini, mevcut hükümetin bu yapılanmadan haberdar olduğunu, birlikte bazı operasyonlar yürüttüklerini, krizin sistem içi güç paylaşımında anlaşamama üzerine doğmuş olabileceğini tahmin etmek zor değil…

 

bu kavgadan çıkabilecek bir diğer hayır, artık kahir ekseriyetimizin kanıksamış olduğu yolsuzluğa karşı duyarlılığın, üzerindeki ölü toprağını atma ihtimali. her ne kadar kabul edilmese de kamuoyunda iktidarı elinde tutanların böyle akçeli işlere girildiği az çok biliniyor. muhafazakar tabanda kullanıla kullanıla bir motto haline gelen “bunlar yiyorlar ama çalışıyorlar da…” sözü bu kanıksamışlığın ete kemiğe bürünmüş halidir. hükümet bu soruşturma vesilesiyle bir arınma fırsatı yakalamıştır. bu soruşturmada ismi geçenlerden başlayarak mecliste bekleyen yolsuzluk fezlekelerini işleterek arınabilir, bu krizden kazançlı çıkabilir.

 

soruşturmanın bazı kesimlerde böyle bir hayra vesile olma ihtimali olduğu gibi “operasyonel” olması hasebiyle daha geniş kesimlerde yolsuzluk yapanların açıktan savunulması gibi bir şer de doğuracaktır, doğurmuştur da… bahane olamaz amasoruşturma, bu yeni "paralel devlet" yapısı, bilhassa ak parti tabanını tahrik ederek "yolsuzluk yapanı savunmak" gibi bir kötülüğe sebep olmuştur...

 

 

kavganın ortaya çıkardığı “paralel devlet” yapılanması hükümetin bugüne kadar bilip kolladığı, sistem içi iktidar koalisyonunun bir parçası olarak kabul ettiği bir yapıdır. bugün kendi hukukunu işletiyor ve hükümetle çatışıyorsa bunun kabahatinin en az yarısı hükümetindir. şeffaflıktan, hesap sorulabilirlikten, açık kanundan azade bir yapılanma yaptıklarından bağımsız olarak gayrimeşrudur: bunun adı ergenekon da olsa neo-ergenekon da olsa öyledir. dünün “derin devlet”inin yerine yerleşmiş olan bu “paralel devlet” de aynı şekilde gayrı meşrudur. hükümet de bugüne kadar bu yapılanmaya göz yumduğundan gayrımeşru bir işe ortaklık etmiş, himayede bulunmuştur. hükümetin bugüne kadar koruyup kollamış yahut en azından göz yummuş olması gerçeği değiştirmemektedir: camia devlet içinde, kendi hukukunu işleten bir yapı kurmakla -yaptıkları haklı dahi olsa- gayrımeşru bir iş yapmıştır.

 

bugün “yolsuzluk” odak noktası üzerinden soruşturma yürüten bu “paralel yapı” kirli çamaşırları ortaya çıkardığından “temiz” görünmeyi beklemektedir. lakin bu "dürüst" görünümlü yapı nezafet değil güç odaklıdır: kirli çamaşırları biriktirip, onları ortaya sermeyi öküzün ölümüne ertelemekle kendi kirliliğini de göstermiştir. yolsuzlukların "ortaklık"ta soruşturulmayıp kavga zamanına bırakılması -soruşturma bugün haklı da olsa- kanunu zamana göre işletmekle yapılanmanın gayrımeşruluğunu açık ediyor. camia, iktidar ortaklığı sebebiyle yolsuzlukları soruşturmayı "ayrılık" zamanına bırakmasa “dürüstlük” payesini haklı olarak elde edebilirdi fakat bunu yapmayıp işine geldiği zamanı kolladığından, kaybediyor...

 

 

daha önce de ifade edildiği üzere bunun bir psikolojik harp operasyonu olduğu açıktır lakin “psikolojik harp” iddiaları “yolsuzluk” iddialarının üzerini örtmemelidir. hükümet yolsuzluk iddialarının üzerine "milli irade" hamaseti yapmadan, şeffaf bir şekilde gitmeli ve kendini bu kirlilikten arındırmalıdır. halihazırda yolsuzluk operasyonunun üstünü örtüyor görünümü vermektedir. savcının yanına yeni savcılar eklenmesi, yüzden fazla polis amirinin yerinin değiştirilmesi, kendi işine gelecek şekilde kararnameler yayınlanması, yeni soruşturma dosyalarının savcının elinden alınması soruşturmaya ve yargıya açık müdahaleyi göstermektedir. bütün bunlar hükümetin kendi ayağına sıkması olarak okunan, ona soruşturma konusunda güveni sarsan gelişmelerdir.

 

operasyon şeffaf yürütülürse, iddialar doğru ise de yalan ve kurgu ise de, her halükarda hükümet kazançlı çıkacaktır. yolsuzluk iddiaları gerçekse hükümet dahli olanları içinden temizleyerek ve halktan bir özür ve af dileyerek kazançlı çıkabilir. kurmaca ise zaten açığa çıkması ile hükümet yine kazançlı çıkacaktır. bu açık gerçeği görmek yerine hükümet soruşturmanın şeffaflığını “yedirmeyiz”li “dış mihrak”lı hamaset mitingleri ile örtmeye çalışıyor. yolsuzluk soruşturmasında halkbank değil halkbank’ın müdürü gözaltına alınıyor. halkbank bir açıklama ile denetlemelerde herhangi bir usulsüzlük olmadığını ve bankanın soruşturma konusu olmadığını söylüyor. ama evinden milyon dolarlar çıkan müdürün gözaltın alınması “halkbank’a uluslararası operasyon” komplosu ile örtülmekle kalmıyor başbakan kutulardan çıkan paralar için “o paraların ne olduğunu nerden biliyorsunuz” diyor. zaten merak edilen de bu değil mi? hasılı hükümet yaptıkları ile akıllardaki sorulara dair iyi ipuçları vermiyor…

 

 

camianın bu operasyonu bir yandan yolsuzluk yapanları elerken, diğer yandan "operasyonel" olması hasebiyle ak parti tabanında safları da sıklaştırmaktadır. bu operasyonlardan "hükümeti devirme" rüyasına yatanlar uyandıklarında eskisinden "daha güçlü" ve "daha otoriter" bir hükümet bulabilirler. nitekim istifalar ve orta ölçekli kabine değişikliği ile örneğin (iptal edilse de) adli kolluk genelgesi bunun işaretlerini vermektedir.

 

camia için durum bu kadar iyi görünmemektedir. sistem içi iktidar paylaşımında yerini garantilemek isteyen ve daha çok erdoğan’sız bir ak parti için çabaladığı görülen camia hükümete karşı -haklı olsa dahi- bir operasyona kalkışmış olan camia müslümanlar nezdinde meşruiyetini azalta azalta bitirmektedir. bütün bu kargaşa dindiğinde ilk kez bir "islami cemaat"in, siyasi partiler mezarlığına defnedilmiş olduğunu görebiliriz, şaşırmayacağız...

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.