17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Cezasızlık raporu: Gözaltında kayıpların en yoğun olduğu 1994’te 518 kişi kayıp

Cezasızlık raporu: Gözaltında kayıpların en yoğun olduğu 1994’te 518 kişi kayıp
Gözaltında kaybetmeler konusunda açılan davalar genelde cezasızlıkla sonuçlanıyor.
08 Mayıs 2016
-A +A

Mardin Dargeçit’te üçü çocuk sekiz kişinin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili açılan soruşturma kapsamında yapılan kazı çalışmalarında 1995 yılında gözaltında kaybedilen Davut Altunkaynak (13) ile Nedim Akyön’ün (16) kemikleri tespit edildi.

 

 

Dargeçit davası halen ediyor ancak gözaltında kaybetmeler konusunda açılan davalar genelde cezasızlıkla sonuçlanıyor. Yrd. Doç. Dr. Öznur Sevdiren tarafından hazırlanan “Türkiye’de Cezasızlık Mevzuatı” raporu, bu durumu gözler önüne seriyor.

 

 

Hafıza Merkezi tarafından basılan ve öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin anısına ithaf edilen rapordan satırbaşları şöyle:

 

 

* Zorla kaybetme suçu en yaygın biçimde Arjantin, Brezilya, Uruguay, Şili, Peru ve Guatemala gibi Latin Amerika ülkelerinde işlenmiştir. Arjantin’i bu bakımdan zorla kaybetme fiilinin en yaygın biçimde gerçekleştiği ülke olarak değerlendirmek herhalde yanlış olmaz.

 

 

Bu ülkedeki uygulama, sakinleştirici ilaçla uyutulan kişilerin Okyanus’a atılmasıdır. Ulusal Arjantin Komisyonu’na göre, 8 bin 960 kişi sadece bu biçimde kaybedilmiştir. Bu bakımdan fiilin cezalandırılması ve tanımlanması çabaları öncelikle bu ülkelerde gündeme gelmiştir.

 

 

* Hafıza Merkezi olarak bugüne kadar zorla kaybedilen 296 kişiye dair hukuki veriye ulaştık. Bu veriler üzerinden yaptığımız incelemelerde 204 kişinin kaybedilmesine dair soruşturmaların sürüncemede bırakıldığını, dokuz kişiyle ilgili soruşturmanın zamanaşımı kararıyla sonlandırıldığını ve 16 kişiyle ilgili takipsizlik kararı sonucu dava açılmadığını gördük. 67 kişinin zorla kaybedilmesiyle ilgili ise dava açıldı.

 

 

AİHM’e yapılan 69 başvurunun 58’inde Türkiye’nin sorumluluğu var

 

 

* 67 kişinin zorla kaybedilmesi ile ilgili toplam 13 dava açıldı. Bu davalardan 34 kişinin zorla kaybedilmesini içeren 7 davada beraat kararı verildi. 31 zorla kaybedilen kişiyle ilgili açılan 4 dava hala devam ediyor. Yalnızca 2 kişiyle ilgili açılan 2 davada ise mahkûmiyet kararı verildi.

 

 

* Hukuki verisi incelenen 296 zorla kaybedilen kişiden 131 kişiye dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 69 başvuru yapıldı. AİHM, iç hukuktaki seyrin tam tersi yönde, 102 kişiye ilişkin 51 başvuruda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine karar verdi.

 

 

* 14 kişiye ilişkin yedi başvuruda devlet tarafından dostane çözüm teklif edildi. Toplamda 131 zorla kaybedilen kişiden 116’sında, 69 başvurudan ise 58’inde Türkiye’nin sorumluluğunun saptandığı görüldü. 17 kişiye ilişkin 11 başvuru ise kabul edilemezlik kararı sonucu incelenmedi.

 

 

* Türkiye’de yargının cezasızlık pratiği başka bazı ülkelerde olduğu gibi, örneğin İspanya, sadece geçmiş dönemlerde işlenen suçların cezalandırılması hususunda değil, aynı zamanda kolluğun orantısız güç kullanımı adı altında işlenen suçlardan, cezaevlerinde tutuklu ve mahkum ölümlerinden kışlada gerçekleşen şüpheli asker ölümlerine kadar çok geniş bir yelpazedeki fiiller bakımından yaygın bir biçimde gözlenmeye devam etmektedir.

 

 

Bu konudaki en vahim örneklerden biri, Roboski/Uludere’de 17’si çocuk 34 köylünün öldürülmesine ilişkin Askeri Savcılığın verdiği takipsizlik kararıdır.

 

 

Suruç ve Ankara uluslararası suç bağlamında değerlendirilebilir

 

 

* Türkiye’de insan hakları ihlallerinin denetim mekanizması olarak yargı organlarının insan hakları ihlallerine karşı duyarlı olduklarını söylemek son derece güçtür. Uzun yıllar sonuçlanmayan işkence yasağı ile ilgili yargılamalar ve hayata ve beden bütünlüğüne kasteden saldırılara ilişkin verilen erteleme kararları bu tutumun açık kanıtlarıdır.

 

 

* Hafıza Merkezi’nin Şırnak’ta yaptığı alan araştırması verilerine göre, Türkiye’de zorla kaybetme fiiline maruz kalan mağdurların en azından yüzde 17’si muhtemelen bilgi vermelerini sağlamak amacıyla ağır ve öldürücü işkence fiillerine maruz kalmıştır.

 

 

* 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta 34 kişinin yaşamını yitirdiği ve 100’den fazla insanın yaralandığı, 10 Ekim 2015’te Ankara’da 102 kişinin hayatını kaybettiği ve 508 kişinin yaralandığı saldırılar uluslararası suç bağlamında değerlendirilebilecek nitelikte katliamlardır.

 

 

* Hafıza Merkezi verilerine göre, 1980-1990 yılları arasında zorla kaybetme suçuna maruz kalan kişi sayısı 33’tür. Gözaltında kayıpların en yoğun olduğu yıllar ise sırasıyla 1994 (518), 1995 (232), 1996 (170) yıllarıdır. Kayıpların yüzde 28’i Diyarbakır, yüzde 14’ü Şırnak, yüzde 13’ü Mardin, yüzde 5’i Batman, yüzde 5’i Hakkari ve yüzde 3’ü Tunceli’de gerçekleşmiştir. (Burcu Karakaş/ Diken)