19 Ağustos 2017, Cumartesi

Üst Menu

Coşkun: Kamu okullarında anadilde eğitim için demokratik baskıya devam edilmeli

Coşkun: Kamu okullarında anadilde eğitim için demokratik baskıya devam edilmeli
Vahap Coşkun: Kamu okullarında anadilde eğitim verilmesi için demokratik baskıya devam etmek gerekir.
04 Ekim 2013
-A +A
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ: BEKLENTİLER, TEPKİLER... RÖPORTAJ DİZİSİ
 
Hazırlayanlar: Behmen Doğu, Zeynep Yüncüler
 
Türkiye'nin günlerdir merakla beklediği "Demokratikleşme Paketi" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Eylül 2013'de açıklandı. Pakette atılan adımları kimileri olumlu karşılarken, kimileri eleştirdi veya tamamen karşı çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan pakette atılan adımları açıkladıktan sonra, bunların sadece demokratikleşmeye yönelik bir başlangıç olduğunu söylemesi, paketin devamının olacağı düşüncesini yarattı.
Ak Parti'nin hazırladığı pakette şimdilik atılan adımların başlıkları şöyle; mevcut seçim sistemi, siyasi partilere devlet yardımı, beldelere teşkilat kurma zorunluluğu, eş genel başkanı sistemi uygulama imkanı, siyasi partilere üyelikteki engeller, farklı dil ve lehçelerde siyasi propoganda yapma imkanı, nefret,ayrımcılık, yaşam tarzına müdahala gibi suçlar, klavyelere özgürlük, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim, köy isimlerinin değiştirilmesi, Nevşehir Üniversitesi'nin ismi Hacı Bektaş-ı Veli olacak, yardım toplamada kısıtlamalar, kamu kurumlarında başörtüsü yasağı kaldırılacak, öğrenci andı uygulaması kaldırılıyor, Midyat'taki Mor Gabriel Manastırı Süryanilere iade edilmesi ve Roman dil ve kültür enstitüsü kurulması... 
 
Önceki gün açıklanan paketin içeriğinde bulunan neredeyse tüm bu başlıkları, farklı kesimlerden birçok yazar, gazeteci ve akademisyen Hür Bakış için değerlendirdi.
 
vahap coşkun
Vahap Coşkun - Akademisyen
 
Demokratikleşme paketini genel olarak nasıl buldunuz?
 
Paket, genel olarak iki konuda düzenlemeler içeriyor: Siyasi hayata ilişkin değişiklikler ve Türkiye’de farklı toplumsal grupların taleplerini karşılamaya yönelik değişiklikler. Seçim barajının tartışılmaya açılması ve siyasi partilerin teşkilatlanma, üye alımı, propaganda ve mali açılardan kuvvetlendirecek olan hükümler olumlu ve desteklenmeli.  Keza ayrımcılık yasağıyla ilgili yasal ve kurumsal düzenleme yapılması, özel okullarda anadilde eğitimin önünün açılması, değiştirilen köy isimlerinin iadesi, andımızın kaldırılması, Mor Gabriel Kilisesi’nin arazilerinin vakfa iadesi ve Romanların sorunlarını araştıracak bir enstitünün kurulacak olması olumlu adımlar. Keza kamuda başörtüsünün yasağının kaldırılması da değerli. Ancak bu konuda yargı, ordu ve emniyet için istisna getirilmesi yanlış. Başörtüsü tüm kamusal hizmetlerde serbest olmalı. 
Buna karşılık paketin önemli eksiklikleri de mevcut. TMK ve TCK’da değişiklik yapılmaması, Alevilerin taleplerini karşılayacak bir hükmün olmaması, anadilde kamusal hizmet verilmesine imkan tanınmaması ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmamış olmasının ciddi eksiklikler olarak değerlendiriyorum. 
Kanım o ki, pakete dair tavır şu olmalı. Bir yandan paketin demokratik siyaseti ve çoğulculuğu güçlendiren yanları desteklenmeli, bunların hayata geçirilmesinin takipçisi olunmalı, diğer yandan ise paketin eksiklikleri üzerinde çalışılmalı, bunun gündemleşmesi sağlanmalı ve bu eksikliklerin giderilmesi için politika belirlenmeli. Bu konuda hem siyasi partilere ve hem de sivil toplum örgütlerine düşen önemli sorumluluklar var. 
 
Pakette yer alan “Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi” maddesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Türkiye, bilhassa son on yıllık dönemde, dil üzerindeki yasakları-biraz ürkekçe de olsa- peyderpey kaldırıyor. Özel okullarda anadilde eğitime ilişkin düzenlemenin yapılacak olması da bu bağlam içinde değerlendirilmeli. Ana talep, elbette kamu okullarında da anadilde eğitimin verilecek olmasıdır. Bu adım, kamu okullarında anadilde eğitimin bir ön safhası olarak değerlendirilmelidir. Bu adımı sahiplenmek, kamu okullarında anadilde eğitim verilmesi için demokratik baskıya devam etmek gerekir.   
 
Seçim barajı ile ilgili üç seçeneği nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Aslında üç seçenek değil, iki seçenek var. % 10 barajı içeren sistemin artık bir seçenek olduğu kanaatinde değilim; muhtemelen Türkiye 2015’teki milletvekili genel seçimlerini yeni bir sistemle yapacak. % 5 baraj ve daraltılmış bölgeyi içeren sistem, genelde en fazla oy alan partilerin yararına olan bir sistem. Seyfettin Gürsel’in son seçimlerde alınan oylara üzerinde yaptığı bir değerlendirmede, bu sistemin benimsenmesi halinde, BDP’nin vekil sayısını artıracağı, buna mukabil MHP’nin ise çok sayıda vekil kaybedeceğini gösteriyor. Bu sistemin benimsenmesinde birtakım sıkıntılar var. Mesela, vekil sayısı 5’ten az olan illerde ne yapılacağı önemli bir sorun. 
Önerilen alternatifler arasında benim tercihim dar bölge seçim sisteminden yana. Dar bölge, tek turlu veya iki turlu uygulanabilir. İki turlu dar bölge sisteminin daha doğru olacağı kanısındayım. Bu sistem; seçmen-vekil ilişkisini sıklaştırırı, baraj sorununu ortadan kaldırır, her seçilen vekil % 50+1’in üzerinde bir oyla seçileceğinden demokratik meşruiyeti güçlendirir, lider sultasını kırar. Dolayısıyla hem temsilde adalet noktasında yaşanan tıkanıklığın giderilmesi ve hem de parti siyasetinin demokratikleştirilmesi açısından, bu sistem diğerlerine oranla daha tercihe şayan.  
 
TCK ve TMK’nın değiştirilmemesini nasıl tanımlarsınız?
 
Ceza mevzuatındaki terör tanımı, yapılan herhangi bir demokratik etkinliği de terör kapsamına sokacak ve kişileri terörle ilişkilendirecek kadar geniştir. Dolayısıyla bu tanım Türkiye’deki herkes için ciddi bir tehlike içerir. TCK’daki anti-demokratik hükümlerin ayıklaması ve TMK’nın da tamamen kaldırılması gerekirdi. Aslında bu yönde bir hazırlığın yapıldığına dair duyumlarda vardı ama pakette bu değişikliğe yer verilmedi. Sanırım bu kararın verilmesinde, hükümetin PKK’nin çekilme oranını ve hızını yeterli bulmaması ve PKK’nin çekilmeyi durdurması etkili oldu. 
Ancak bu değişikliğin yapılmaması önemli bir eksikliktir. TCK ve TMK’da değişiklik yapılması hem Türkiye’de demokrasiye bir nefes aldıracak, hem de çözüm sürecinin hızlanmasını sağlayacaktı. Önümüzde kısa bir vade içinde bu yönlü değişikliklerin yapılması gerekir.   
 
Eğer paket genişletilirse atılacak önemli adım(lar) ne olmalı sizce?
 
Eksiklik olarak belirtilen hususların tamamlanması gerekir. TCK ve TMK’daki değişiklikler, cemevlerine statü tanınması, Ruhban Okulu’nun açılması, kamuda anadil kullanımı önündeki engellerin kaldırılması, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konan çekincelere son verilmesi, kamuda başörtüsüne getirilen istisnaların kaldırılması bu bağlamda akla gelen ilk hususlar.    
 
 
xalid sadini
Xalid Sadini - Yazar
 
Demokratikleşme paketini genel olarak nasıl buldunuz?
 
Ben genel olarak iyimser bir insan olduğum için, genelde yapılan her iyileşmeyi iyi görürüm.
İstediğimiz bir şeyin tamamını elde edemedik diye, elde edilebilen az şeyleri reddetmiyorum. Bana göre, Mecelle'nin " Def'i mefasîd Celbî menaf'iden evladır" kuralı çok önemlidir. Demokratikleşme Paketi, birçok beklentimizi, istediğimiz iyilikleri getirmemişse de, nefretimizi mucib bir çok şeyi de ortadan kaldırmıştır. Örneğin, çocuklarımıza yalan söyleten, onları adeta şizofrenleştiren, ırkçı ve ayrımcı ‘’Andımız "denilen ucube yeminin kaldırılması, Kürtçe alfabeyi kolaylaştıran Q,X,W harflerinin getirilmesi, nefret suçlarının cezalandırılacak olması ve başörtüsü yasağının kaldırılmış önemli adımlardır. Ebetteki bu yetmez, eksiktir. Ancak eksikleri tamamlanana kadar buna evet diyorum.
 
Pakette  yer alan “Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi” maddesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Anadilde Eğitim, benim vazgeçilmezimdir. Her safhada gerçekleştirilmesi gerekir ve bunu devletin bizzat yapması icap eder.
Ancak, bu sürecin, yani Anadilde eğitim sürecinin kolaylaştırılması için de, önce Özel Okullarda verilmesinde bir sakınca yok. Zaten devlet bir süre sonra bu işi üstlenecektir. Nasıl ki, TV ve radyo yayınını kendince sakıncalardan korumak için bizzat ve üstelik korsanca yapıyorsa, eğitim işini de yapacak. Ancak o zamana kadar özel okullarda yapılması, hiç yapılmamasından iyidir.
Gerçi bu haliyle Kürtçe, dünyanın en pahalı dili olmuş oluyor. Öğrenmek için para veriyorsun, mahkeme de kendini savunmak için para veriyorsun vs. Lakin inkâr edilen, yok edilmeye çalışılan bir Kürtçe gerçeğinden buraya gelmiş olmak az şey değil. Zaten çocuklarının velisi olarak ben, sırf Kürtçe eğitim yapılacak diye çocuklarımı Hakkari’den Van'a Özel Hürriyet kolejine getirmiştim. Şimdiye kadar, gayri resmi yapılıyordu bu eğitim, şimdi resmen yapılacak, bu sevindirici.
 
 
Seçim barajı ile ilgili üç seçeneği  nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Seçim ve siyasetle çok ilgili değilim. Ancak seçim barajının antidemokratik bir yöntem olduğunu biliyorum. Dolayısıyla en aza indirilmesini
İsterim.
 
TCK ve TMK’nın değiştirilmemesini nasıl tanımlarsınız?
 
TCK ve TMK'nın değiştirilmemesi, devletin ve hükümetin barışta, Kürtlerle bir barışta hala samimi olmadığını göstermektedir.
Bu maddelerin öngördüğü halleri değiştirmek istemiyor devlet. Aksi takdir de Kürtçe Anadilde Eğitim talebi için dilekçe vermiş insandan tutun da, genel olarak BDP veya başka muhalif partilerde siyaset yapan insanları içerde tutmanın bir anlamı yok.
Esasen, içerdeki insanların büyük çoğunluğu, hükümetin şimdi kaldırmaya çalıştığı kötülüklere karşı, mücadele ettikleri için içeri atılmışlardır. madem sen de artık bu kötülüklere karşısın ve ortadan kaldırarak onlarla mücadele ediyorsun, ne diye senden önce mücadele edenleri cezalandırıyorsun ki... Bu çelişkidir. Ama zaten bu devlet de, hükümet de çelişkilerle doludur. Umarım en kısa zaman da düzelir ve başta KCK’den tutuklanmış insanlar olmak üzere, devletin uygulamalarına karşı çıkan herkes serbest bırakılır...
 
Eğer paket genişletilirse atılacak önemli adım(lar) ne olmalı sizce?
 
Eğerle değil, muhakkak bu paket genişletilmeli ve başta Anadilde Eğitim'in yolu açılır. Kürdistan ismi başta olmak üzere, daha önce yasaklanan bütün şehir, kaza, kasaba, mera, yayla ve köy isimleri iade edilir. Sadece Kürtlerin isimleri değil, bu ülkede yaşayan herkesin yerleşkelerinin isimleri iade edilir.
Ayrıca, eski anayasayı onarmakla heba edilen bütün zaman ve enerjinin bütün halklarımızı ihata edecek yepyeni bir anayasal sözleşmeye
hasredilmesi icap ediyor. Ve bunu toplumun bizzat kendisiyle yapmak lazımdır. Toplumun her kesiminden insanların buna katkı vermesi için olanakların sağlanması lazım.
Son söz olarak; eğer bu ülkenin hükümeti gerçekten samimiyse, gerçekten Türkiye halklarının birlik ve beraberlik içinde yaşamasını istiyorlarsa, milleti hakime düşüncesinden vazgeçmesi, diğer halkları inciten ırkçı ve ayrımcı söylem ve davranışlarından vazgeçmesi gerekir.