22 Şubat 2018, Perşembe

Üst Menu

Cumartesi Anneleri, çocuklar ve kırımda öldürülenleri andı

Cumartesi Anneleri, çocuklar ve kırımda öldürülenleri andı
Cumartesi Anneleri, 578. haftanın oturumunda, katledilen çocukları andı, 101 yıl önce katledilen Ermeni aydınlarının akıbetini sordu.
23 Nisan 2016
-A +A

Kayıplarının akıbetini sormak için her hafta Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, 578. haftanın oturumuna 24 Nisan 1915 Ermeni soykırımı kurbanlarını andı ve gözaltına kaybedilen çocukların akıbetini sordu.

Polisin aldığı güvenlik çemberi içinde gerçekleşen Cumartesi Anneleri 578. buluşmasında kaybedilen yakınlarının fotoğraflarının yanı sıra 24 Nisan 1915 soykırım kurbanı aydınların fotoğraflarını taşındı. Bu haftaki buluşmaya CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, 24 Nisan Ermeni Soykırımı Anma etkinlikleri için Türkiye’de bulunan Ermeni Hayırseverler Genel Birliği, Avrupa Irkçılık Karşıtı Taban Örgütü temsilcileri ile Gezi Direnişi’nde öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da katıldı.

12 yaşında Dargeçit’teki evinde gözaltında kaybedilen Davut Alltunkaynak’ın dayısı Mecit Turan, “Benim yeğenimi 12 yaşında evden alıp götürdüler. Gözaltına altında kaybettiler. Bugün çocuk bayramı ama bizim çocuklarımız için bir bayram yok. Yıllardır yeğenimin kemiklerini arıyorum. Ancak ona ait bir iz bulamadık. Hiçbir çocuk kaybedilmesin” dedi.

Ermeni soykırımını kara gün diye adlandıran AGBU Genel Baskan Yardımcısı Haraut Palajian ise, “Bir buçuk milyon Ermeni kaybedildi. Benim ailem Türkiyeden çıkmak için zorlandı. Hollanda'ya iltica etmek zorunda kaldık. Bu koşullarda dünyanın yeni ülkelerinde yeni yaşamlar kurduk. Soykırımlar hala devam ediyor ve bu koşullarda dünyanın diğer yerlerinde yaşamaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

 

“Neşe dolmuyor insan”

 

101 yıl önce kaybedilen Ermeni aydınları anarak söze başlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Bugün 23 Nisan maalesef neşe dolamıyor insan. 78 çocuk sadece sokağa çıkma yasaklarını döneminde kaybedildi, katledildi. 69 kadın, 60 yaşın üstü 30 insanımız, 337 sivil, 400’e yakın asker-polis ve sayısını net bilmediğimiz gençlerimiz yaşamını yitirdi.  Böyle bir kanlı ortamda, böyle bir şiddet ortamı içindeyiz. Yakın tarihimizin en kanlı dönemi Başbakan davutoğlu ile yaşıyoruz. Başbakan Davutoğlu övüneceği bir şey yoktur. Bunlarla, bu kanla, bu şiddetle, bu ölümle anılacaktır. Bu ölümler, bu kayıplar onun eseridir. Bütün kaybedilen, katledilen çocukların anıları önünde eğiliyorum. Hiçbir çocuğun ölmeyeceği bir dünya yaratmak umutuyla” dedi.

 

“Çocuklarımıza dokunmayın”

 

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, "Çok şey istemiyoruz. Cenazelerimizi istiyoruz. Bir taş konulmasını istiyoruz. Bugünlerde bu acılar yine sıradanlaştı. Ölümler, şiddet, şehirlererin bombalanması sıradanlaştı. Devlet 101 yıl önce bunu sıradanlaştırdı. Katillerimizin isimlerini sokaklara verdi, kahraman ilan edildi. Bizim istediğimiz katillere katil denmesi. Her kentte Ermeniler yaşardı. Onların anısına bir taş dikilmeli şehirlere. Çocuklarımıza dokulmasına tahammül edemiyoruz. Çocuklarımıza insanlarımıza dokunmayın " şeklinde konuştu.

 

“Sizleri unutmadık”

 

İnsan Hakları Derneği  İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan açıklamayı okuyan Maside Ocak,“Çocuk haklarının ayaklar altına alındığı bu topraklarda çocuk bayramı kutlanıyor. Bu topraklarda ilkokul çağındaki çocuklar gözaltına alındı kaybedildi. Çocuk yaşta kaybedilen 25 çocuğun akıbetini sormak yurttaşlık görevidir. Çocuklar kaybedenleri evrensel hukuka göre cezalandırın. Çocukların barışçıl ve demokratik bir ortamda, haklarıyla birlikte güven içinde büyüyeceği günlere ulaşma mücadelemizde yaşatacağız. Sizleri unutmadık, unutmayacağız.” ifadesini kullandı.

 

Ocak, “İstanbullu Ermeni Aydınları da unutmayacağız. 24 Nisan 1915'te İstanbul'da çok sayıda Ermeni gözaltına alındı. Çoğu Ermeni toplumunun kanaat önderiydi. Milletvekiliydi, gazeteciydi, aydındı. Bir mezar taşları bile olmadı. İstanbul'da  Ermeni aydınlar tutuklanarak Ermenilerin sesini çıkartması engellendi. Ve başsız kalan bir halk bu topraklardan silinmeye çalışıldı. Devleti yönetenler 1915'ten bu yana olağanüstü koşullar diyerek devlet şiddetine, ölümlere, gözaltında kaybetmelere, topyekün imhalara toplumsal rıza üretme politikasını sürdürdüler. Bu toprakların bütün hakikatleri ile yüzleşip hesaplaşmadan, demokratik bir sistemi inşa ederek güvence altına almadan geçmiş suçların utancından ve gölgesinden kurtulamayacağız” dedi. (Evrensel)