23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Danış: Silaha hiçbir koşulda ihtiyaç duyulmayacak bir değişime ihtiyaç var

Danış: Silaha hiçbir koşulda ihtiyaç duyulmayacak bir değişime ihtiyaç var
Meral Danış: . PKK bir neden değil sonuçtur. PKK, süreçle birlikte silahı yöntem dışına çıkaracakları bir sürece başladıklarını hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıklamaktadırlar. Bu durumda silaha hiçbir koşulda ihtiyaç duyulmayacak, silahın meşruiyetini ortadan kaldıracak ciddi, köklü ve kalıcı bir değişim dönüşüm sürecine ihtiyaç var.
06 Haziran 2013
-A +A
''Çözüm Sürecindeki Türkiye ve Kader Birliği'' Yazı Dizisi
 
Hazırlayan: Behmen Doğu
 
Binlerce insanın yaşamına mal olan bir iç savaş nihayet bitiyor.
 
PKK ve devlet arasında 30 yılı aşkın süredir devam eden düşük yoğunluklu savaş Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Newroz’unda yaptığı çağrıyla sona erdi.
PKK, liderinin çağrısına önce ateşkes sonra da geri çekilme ile olumlu yanıt verirken Hükümet de Akil insanlar projesiyle çözüm sürecinin ilerlemesi için destek sundu.
Hükümet, geri çekilen PKK gerillaları ile bir temas/çatışma yaşanmaması için son derece dikkatli davrandı. Aylardır bir can kaybının yaşanmaması, Ak Parti ve BDP’li politikacıların çözüm sürecine uygun tavır takınmaları toplumda kalıcı bir barış adına umut ve heyecanla takip edilmekte. Hür Bakış internet gazetesi olarak, içinde bulunduğumuz Çözüm sürecini, Akil insanlar projesini, PKK’yi, anadil hakkını ve yapılması düşünülen yeni anayasayı konuklarımıza sorduk. ‘’Çözüm sürecindeki Türkiye ve kader birliği’’ yazı dizimizin barışa, çözüm sürecine katkı sunması dileğiyle…
Meral DANIŞ

Meral Danış Beştaş - Politikacı (BDP Eş Genel Bşk. Yard.)

 

Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Barış ve çözüm süreci her şeyden önce her gün alınan ölüm haberlerini durdurmuştur. Bu durum bile tek başına sürecin başlangıcı açısından çok önemlidir. Tabi ki olumlu ve mutlaka desteklenmesi gereken bir süreç.

Konuşarak, diyalog ve müzakere yöntemiyle Kürt sorunun çözülmesi istemi çok uzun bir geçmişe dayanmaktadır. İsyanın sebepleri ve silahlı mücadeleyi yaratan koşulların çok iyi tahlil edilmesi gerekmektedir.  Bu süreç toplumsal uzlaşmanın, barışın ve eşitlik hukukunun inşa edileceği bir süreç olmalıdır. Sürecin başarıya ulaşması da demokratik mücadelenin büyütülmesine, demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa sürecinin desteklenmesi, sahiplenilmesi ve her geçen gün ortak talepler etrafında çoğalmamıza bağlıdır.

 

Akil insanlar projesi’nin çözüm sürecine etkisi nedir sizce?

 

Akil insanlar projesi ve çalışması tüm eleştirilere rağmen olumlu olup desteklenmelidir. Her şeyden önce akil insanların oluşturduğu gruplar Türkiye’nin her tarafına gidip Kürt sorunu ve çözümü konusunda bir tartışma ve görüş alma süreci yürütmektedirler. Bu hem bilgi alma, halkın sorularına yanıt verme, dönem ile ilgili bilgi verme, Kürtlerin taleplerini kaydetme vb birçok işlevi bir arada yürütme gayreti göstermektedirler. Sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde devamı için olumludur. Ancak asıl önemli olan akil insanların yaptıkları çalışmalar sonucunda, sürecin kalıcı hale dönüşmesi, barış ve çözümün hangi temeller üzerine kurulması gerektiği yolunda öneri sunmalarıdır. Akil insanlar diğer dünya deneyimleri ışığında gerek yol temizliği, gerek anayasal öneriler ve gerekse geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin ortaya çıkarılması için kafa yormak ve mekanizma üretmeleri zaruridir.  Sadece AKP ile değil,  BDP ile de çalışmalarını paylaşmaları ve iletişim içinde olmaları çok büyük önem arz etmektedir.

 

PKK silahları ebediyen nasıl gömebilir, bunla ilgili PKK ve devlete düşen sorumluluklar nelerdir?

 

PKK’nin kendisidir asıl bu soruya yanıt vermesi gereken tabi ki. Tabi bu durum yorum yapılmasını engelleyen bir durum değildir. PKK’nin silahları alması sürecinin ve silahlı isyana sevk eden koşulların iyi değerlendirilmesi zorunludur. PKK bir neden değil sonuçtur. PKK, süreçle birlikte silahı yöntem dışına çıkaracakları bir sürece başladıklarını hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıklamaktadırlar. Bu durumda silaha hiçbir koşulda ihtiyaç duyulmayacak, silahın meşruiyetini ortadan kaldıracak ciddi, köklü ve kalıcı bir değişim dönüşüm sürecine ihtiyaç var.

Kürt sorunun çözümü ve yaşanan tarihsel haksızlık ve adaletsizliğin giderilmesi gerekmektedir. Türkiye’de Kürtlerin Türklerden fazla bir hak istemi bulunmamaktadır. Türkler için hangi hak ve özgürlükler varsa diğer diller, kimlikler ve inançlar içinde olması elzemdir. Demokratik ortam, siyaset kanallarının açılması ve ayrımcılık politikalarının son bulmazı lazım. Ayrıca PKK militanlarının, yöneticilerinin ve siyasi sebeplerle yurt dışında mültecilik hayatı yaşayanların ülkelerine gelip siyasete katılmalarının koşullarının oluşturulması da büyük önem arz etmektedir. Netice itibariyle PKK, KCK siyasi bir yapılanmadır ve talepleri de siyasidir. Sürecin ilerleyen aşamalarında bu hususları daha çok tartışacak bir ortam oluşacaktır.

Konuşmanın mümkün olduğu yerde silaha gerek kalmayacaktır. İnsanların bir daha ölmemesi için demokratik siyasete ve demokratik kamuoyuna çok büyük görevler düşmektedir.

 

Kürtlerin anadilde eğitim talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Anadilde eğitim talebi vazgeçilmez ve temel bir taleptir. Cumhuriyet tarihi ile yaşıt bir sürede Türkçe dışındaki diller ve özelikle Kürt dilinin yok olması için sistematik bir politika yürütüldü. Bu gün de anadilde eğitim istemine gösterilen tepkiler ve kabul etmeme hali, halen bu politikanın devam ettiğini açıkça göstermektedir. Makbul vatandaş tarifi ve uygulamaları çok acı bir tarih yaşatmıştır. Bunların başında da asimilasyon politikası gelmektedir. Anadilde eğitim dışında hiçbir gelişme asimilasyonu durduramaz. Bugün bütün Kürtlerin üzerinde uzlaştığı temel taleplerin başında anadilde eğitim gelmektedir. Türkçe dışındaki dillerde eğitim yapılmasını yasaklayan anayasal düzenleme aynı zamanda temel bir hakkın gasp edilmesidir.

 

Kalıcı bir barış ve huzur ortamı için nasıl bir anayasa yapılmalı?

 

Barış ve eşitlik hukukunun inşası için yeni ve demokratik bir anayasanın yapılması ivedi ve ertelenemez bir yerde durmaktadır. Türkiye daha fazla darbe anayasasını yamalayarak ve özünü değiştirmeden yoluna devam edemez. Yeni ve demokratik anayasa talebi toplumun ezici çoğunluğu tarafından uzun yıllardır talep edilmektedir.

Yapılacak anayasa Kürt sorunun çözmeyecekse yeni ve demokratik olamaz. Önemli olan tarihsel olarak yürütülen tek tipleştirici politikadan vazgeçmektir. Farklılıkları kabul eden, çoğulcu, demokratik bir anayasa olmalıdır. Bu bağlamda farklı dil, kültür ve inançları tanıyan, koruyan, toplumsal cinsiyete ve çevre hakkına duyarlı, cinsiyet eşitliğini sağlayan düzenlemelerin olması hayati önemdedir.

Devleti değil yurttaşları önceleyen, kuvvetler ayrılığının gerçek anlamda tesis edildiği, denge-denetleme ve fren mekanizmalarının oluşturulduğu bir sistem öngörülmelidir.

Barış ortamı açısından ayrıca belirtmek gerekirse; merkezi yönetimden âdemi merkeziyetçiliğe geçen ve bölgesel yönetimi esas alan, anadilde eğitim dahil Türkçe dışındaki tüm diller için eşit haklar tanıyan, Türklük ya da başka bir etnik kimlik ile vatandaşların tanımlanmadığı, kültürel çoğulculuğu esas alan bir anayasa acil ve ertelenemez bir ihtiyaçtır.

 

Yazı Dizisi 1.Gün: İsmail Beşikçi

Yazı Dizisi 1.Gün: Ömer Faruk Gergerlioğlu

Yazı Dizisi 2.Gün: Vahap Coşkun

Yazı Dizisi 2.Gün: İlkay Akkaya

Yazı Dizisi 3.Gün: Hasan Kaya 

Yazı Dizisi 3.Gün: Erol Göka 

Yazı Dizisi 4.Gün: Meral Danış Beştaş

Yazı Dizisi 4.Gün: Şener Aktürk

Yazı Dizisi 5.Gün: Fazıl Hüsnü Erdem 

Yazı Dizisi 5.Gün: Zeynep Tanbay 

Yazı Dizisi 6.Gün: Seher Akçınar

Yazı Dizisi 6.Gün: Maya Arakon