17 Ekim 2018, Çarşamba

Üst Menu

Demokratikleşme Paketi: Ne Kundir Ne Devrim

Demokratikleşme Paketi: Ne Kundir Ne Devrim

Memleketin millî idare şekli “yetmez ama evet”, millî ilerleme ölçüsü “arpa boyu” olduğundan ve devletin toptan gasp ettiği hakları bütün olarak iade etmeyeceği bilindiğinden “demokratikleşme paketi” esasında paketlerden bir paket olacaktı, ama hükümetin esaslı bir ilgi uyandırma işine girişmesiyle meraklar tahrik edildi, beklenti yükseldi…

Kemikleşmiş siyasi kutuplaşma sebebiyle Erdoğan demokratikleşme paketinden sadece bir tavşan çıkarsa "ne hünerli bir başbakanımız var" diyecek en az 10 milyon insan, paketten cennetâsâ bir ülke modeli çıkarsa bile "Tayyip iyi bir şey yapsa da niyeti kötüdür" diyecek en az 10 milyon insan olacaktı, oldu. Bunlara 10’ar milyon “yetmez ama evet”çi ile “sessiz devrim”ci de eklendi…

Demokratikleşme paketinin son dakikaya kadar gizlenerek hazırlanmış olması ve açıklandığı toplantıda basına, genelkurmay geleneğini anımsatan akreditasyon uygulanması paketi hazırlayanların “demokratlık” kalibresinin paketten geride olduğunu gösterse de paketin içeriğinin merakı bunları gölgede bıraktı…

Paket açıklanmadan önce “kundir” (kabak) diyerek içini boşaltanların da “kabak birilerinin başına patlayacak” diyerek “sessiz devrim” iması yapanların da abarttıkları görüldü, devletin değişmekte ayak direyen bazı noktalarına temas umut ve heyecan vermekle birlikte paket bir “yetmez ama evet” paketi idi (doğrusu “evet ama yetmez” olacak)…

Paket; Alevilere Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi, Müslümanlara kamunun bazı alanlarında başörtüsü serbestîsi, Azınlıklara Mor Gabriel Manastırı mallarının iadesi, Romanlara enstitü, Kürtlere özel okulda anadilde eğitim ve köy isimlerinin iadesi ile her kesimin ağzına bir parmak bal çalmak suretiyle, üzerinde ince çalışılmış bir dengecilik taşıyordu…

Örneğin Mor Gabriel Manastırı’nın malları iade edilirken diğer azınlık vakıfları ile islamî vakıfların malları gasp edilmeye devam ediliyor, başörtüsü ile çalışmak öğretmenlere serbest kılınırken bu hak hakim, savcı, polis gibi mesleklere tanınmıyor. Bunlar tanınsa paketin dengesi mi bozulacak bilemiyoruz lakin Romanlarla ilgili yeni bir şey bulunamamış olacak ki 2010 yılında (Andan Menderes Üniversitesinde) açılmış olan Roman Enstitüsü 2013’deki demokratikleşme paketine dahil ediliyor. Hepsi bir yana da kurban derilerini toplama yetkisinin THK’dan alınması maddesinin pakette ne işi var, anlayabilene aşk olsun…

Andımız gibi 1930 model ırkçı ve tektipleştirici bir metnin kaldırılması, başörtüsü sebebiyle kamuda yaşanan mağduriyetlerin tamamen olmasa da giderilmesi başta olmak üzere paketin içerdiği maddelerin hepsi düne nazaran birer demokratikleşme adımıdır ve önemlidir. Lakin Alevilerin Cemevleri mevzuu bu kadar gündemde ve talepler böylesine yoğunlaşmışken Cemevlerine statünün bu pakette yer almamış olması büyük eksikliktir. Yine Kürt meselesine dair yürüyen süreç tıkanma noktasına gelmişken TMK’da, KCK davasında “rehin olarak” tutulanların salıverilmesine imkan tanıyacak değişiklik, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, seçim barajının kaldırılması gibi süreci harekete geçirecek önemli bir gelişme olmaması da sürece dair endişeleri arttırmıştır…

Başörtüsü yasağını kamuda kısmen kaldırmak, bunu da “başörtülüler de cumhuriyetin sahibi” diyerek savunmak başörtüsü ile çalışamayacak polis, hakim, savcı gibi meslek mensuplarına karşı bir ayrımcılık değil midir? Ayrımcılık, demokratikleşme paketine göre suç değil midir? Bu perhiz lahana denklemi bir yana, başörtülüler arasına koyduğu hiyerarşiyi hükümet nasıl izah etmektedir?

Anadilde eğitim talebine karşılık özel okullarda anadilde eğitim imkanı tanınması iktidarın yönetim kademesi açısından bir zihinsel dönüşüme işareti ile Kürtçe’nin “bir medeniyet ve eğitim dili” olduğunun kabulü olsa da hakkı talep edenler açısından mesel hala büyük ölçüde hakkın gaspı durumundadır.Eğitimin hem zorunlu olması hem de zorunlu eğitimi kendi dilleri ile almak isteyenlerin özel okullara mecbur bırakılması bir deli dumrul hikayesidir. Devlet okullarındaki eğitim için vergi alırken hangi dilde konuşup yaşadığını sormayan devletin eğitim hakkı mevzu olunca anadilde eğitim için özel okullara yönlendirmesi hakkaniyetle aynı cümlede kullanılamayacak kadar yanlıştır.

Heybeliada Ruhban Okulu’nu bu demokratikleşme paketi ile de açmayan hükümet bu meseleyi bir şantaj olarak gördüğünü açıklamakta beis de görmemektedir. "Heybeliada Ruhban Okulunu açmak mesele değil ama..." diyerek başlayan ve Batı Trakya’daki Müslümanların kendi müftülerini seçememeleri ile inanç haklarının gasp edilmesini eleştiren Başbakan Erdoğan, bu meselede Yunanistan ile aynı “kötü” noktada durduğunun farkında değil midir?  Batı Trakya’daki Müslümanlara reva görülen din ve vicdan özgürlüğü hakkının gaspıdır ve yanlışın alasıdır. Bu yanlış Türkiye’ye yanlış yapma hakkı verir mi? Yanlışa yanlış ile mukabele Erdoğan’ın mensup olduğu inancın referanslarında var mıdır? Bu şantaj yaklaşımı Başbakan Erdoğan ile ortak olan inancımıza göre yanlış ve bu yanlışta ısrar utanç vericidir, mezkûr okul bir an önce açılmalıdır…

Açıklanan paket birçok eksiği olmakla birlikte, çocuklarımızın sabahları askerî ritüelden kurtulması, başörtülülerin çoğunun kahır dolu günleri geride bırakması ve diğer sebeplerden ötürü “çöpe atılası” değildir, ama “sessiz devrim” de değildir. Eksikleri de zaman geçirilmeden, demokratikleşme vitesi yükseltilerek giderilmelidir. Bu bağlamda ideal bir demokratikleşme hamlesi için atılacak kısa vadeli “yeni adımlar” olarak; Anadil temelli çok dilli eğitimin devlet okullarında verilmesi, cemevlerine yasal statü tanınması, Ruhban okulunun açılması, yönetimin adem-i merkezileştirilmesi, gasp edilen bütün vakıf mallarının iade edilmesi, eğitimin resmî ideolojiden arındırılarak özgürleştirilmesi, seçim sisteminin özgürlükçü ve temsilde adaleti sağlayacak şekilde yenilenmesi, Tevhid-i Tedrisat kanunu, askeri yargı, koruculuk kurumu ve TMK’nın kaldırılması gerekmektedir…

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.