17 Ekim 2018, Çarşamba

Üst Menu

Dengir Fırat: Kürt sorunu ile PKK sorunu ayrışmıştır

Dengir Fırat: Kürt sorunu ile PKK sorunu ayrışmıştır
Dengir Mir Mehmet Fırat: ‘’Kürt sorunu demokrasi ve halklar sorunudur; vatandaşlık sorunudur.’’
16 Mart 2013
-A +A

BARIŞINI ARAYAN KÜRTLER - Yazı Dizisi

Hazırlayan: Behmen Doğu, Fatma Sancak, Züleyha Kahraman

Tüm zamanlarda, en fazla ihtiyaç duyulan evrensel değer, elbette barıştır. Gelecek nesillere umutlar ve güzel bir dünya bırakabilmek; insan yaşamını tüm değerlerin üzerinde tutabilmekle gerçekleşir ancak. Yaşam hakkını kutsayarak, ölümcül şartları ortadan kaldırmak, barışa saygı duymak ve onu sahiplenmek insani bir görevdir.

Kutsal bildiğimiz ‘Barış’ı desteklemek amacıyla Kürt toplumundan her çeşit düşünceye yer verdiğimiz “Barışını Arayan Kürtler” yazı dizisini sizlerle paylaşıyor; barışa ve demokratik çözümlere katkı sunabilmeyi temenni ediyoruz.

Barışını Arayan Kürtler” yazı dizisinde; Kürt toplumunun kanaat önderlerinin, mevcut Kürt meselesinin tarihi sürecine ve günümüz şartlarının meseleye nasıl bir yol çizebileceğine dair fikirlerine yer verilmiştir.

 

Dengir mir Mehmet Fırat

Kürt sorununu nasıl tanımlarsınız?

"Kürt sorunu demokrasi ve halklar sorunudur; vatandaşlık sorunudur."

 

Kürt sorunu bence Yavuz Sultan Selim ile Kürt Mir ve Beylerinin arasında İdris-i Bitlisi aracılığıyla yaptıkları anlaşmanın Tanzimat süreci ile başlayan Osmanlı’nın kendi varlığını kurtarma formülleri arasında yer alan Irkçı/milliyetçi anlayışın hakim olmasıyla yapılan sözleşmenin tek taraflı feshi ile başlayan ve Cumhuriyet döneminde Irkçı/faşist bir anlayışla Kürtlerin asimilasyon tedip ve tehcir ile yok edilmesi için kendini Türk olarak niteleyen halkın da demokrasi ve özgürlüklerinden yoksun bırakılmasıdır.

Bu nedenle Batıda asırlarca sürmüş olan sömürgecilikten farklıdır. Zira sömürgelerde, (egemenlerin) ülke halkı refah içerisinde demokrasi ve bireysel ve toplumsal özgürlüklerden istifade ederken sömürge halkı sefalet içerisine özgürlük ve demokrasi tanımadan yaşamıştır.

Türkiye’de ise Kürt halkı sefalete mahkûm edilirken Demokratik hak ve özgürlüklerden istifade ettirilmezken enteresan olarak devletin sahibi gibi görülen Türk halkı da Kürtler gibi demokratik özgürlüklerden mahrum edilmiş ve sonuçta Türkler de Kürtlerle aynı kaderi paylaşma gibi bir durumla karşılaşmışlardır.

Kısaca Kürt sorunu bu perspektiften tanımlamak gerekirse, Kürt sorunu demokrasi ve halklar sorunudur; vatandaşlık sorunudur. 

MİT-İmralı sürecini, mevcut görüşmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her türlü problemin çözümü konusunda devletin girişimini olumlu karşılamak gerekir.

MİT devletin bir kuruluşudur. Dolayısıyla yapılan görüşmeler aslında Devlet-PKK görüşmeleridir.

Türkiye için önemli olan PKK sorunun çözümü konusunda mutlaka müspet sonuçlar doğuracaktır. Ancak bu sürecin çok rahat pürüzsüz bir süreç olacağını söylemek mümkün değildir. Böylesine iyimser bir havanın yaratılması da sürece zarar verebilir. Zira bu süreçte çıkabilecek provokasyonlar veya başka pürüzler tarafların çözüm iradelerini menfi etkileyebilir.

Bu nedenle oluşabilecek tüm olumsuzluklar konusunda toplum hazırlıklı olmalıdır ve taraflar da bu yönü göz önünde bulundurmalıdır.

PKK, Kürt sorununun neresinde sizce?

"PKK, Kürt sorunun yarattığı bir sonuçtur"

PKK, Kürt sorunun yarattığı bir sonuçtur.

PKK’nın kuruluş dönemindeki söylemlerine bakıldığında bu açık ve net bir şekilde görülebilinir. Kürt halkının inkârına karşı bir direniş, bir başkaldırı olduğunu görmek mümkündür.

Ancak süreç içerisinde bu ilişki kopmuş veya oldukça zayıflamış ve birbirinde ayrışmıştır.

Bu kopuş Türkiye’deki Kürt sorunu yanında bir PKK sorunu oluşması sonucunu doğurmuştur.

PKK İllegal bir siyasi parti olarak gelişmiş kendi seçmen tabanını oluşturduğu gibi legal uzantısı siyasi oluşum da TBMM’de yerini almıştır. Ayrıca oldukça geniş bir yandaş STK ağı da oluşturmuştur.

PKK’nın Türk hükümetinden yaptığı taleplere dikkat edilirse daha çok PKK’yı doğrudan ilgilendiren talepler olduğu görülür. Mesela Liderinin cezaevi koşullarının iyileştirilmesi veya özgür kılınması, PKK’nın yönetebileceği bir alan, bu alanda PKK silahlı güçlerinin görev yapması, militanların veya üst düzey yöneticilerinin pozisyonları gibi…

Gerek BDP yöneticileri gerekse DTK önceliğin PKK liderinin özgürlüğüne kavuşturulması olduğunu belirtilmiştir. Kürt sorunu daha geri plana atılmıştır.

Kısacası, Kürt sorunu ile PKK sorunu ayrışmıştır aradaki bağ oldukça zayıflamıştır.

Mevcut konjonktürde silahlardan arındırılmış, barış temelli bir 'Kürt Baharı' olabilir mi

"Silah olduğu sürece, süreç provokasyonlara acıktır"

Gerek Kürt sorunu gerekse PKK sorununun çözülmesi için silahın devre dışı bırakılması gerekir. Bu iki problemin de çözülmesi için olmazsa olmazdır. Silah olduğu sürece, süreç provokasyonlara acıktır. Bu provokasyonlar Derin devletten kaynaklanacağı gibi Kürt tarafından da kaynaklanabilir. Özellikle Ortadoğu’daki mevcut durum nazara alındığında komşu ve yakın komşu ülkelerinde bu sürece menfi etkilerini nazara almak gerekir.

Sizce Kürt meselesi nasıl çözülür?

"Ülkedeki her birey ve topluluğun hiçbir anayasal ve yasal kısıtlamaya tabi olmaksızın tüm hak ve özgürlüklerden eşit şekilde istifade etmesi sağlanmalıdır."

Kürt meselesi PKK sorunundan arındırılması bana göre ön şarttır.

Zira Kürt sorunu başta belirttiğim gibi Türkiye’nin gerçek temelde demokrasi ve bir haklar sorunudur. Ülkenin demokratik bir yapıda olmaması ortaya VATANDAŞLIK sorununu çıkarmıştır.

Ülkede anayasal anlamda hak ve özgürlüklerini kullanan ve kendilerini TÜRK olarak nitelendiren halk yanında KÜRT olarak belirtilen halkın, TÜRK olarak nitelendirilen halkın kullandığı hak ve özgürlükleri kullanamaması KÜRT sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu vatandaşlık yönüyle ülkede gerçek anlamda bir demokratik rejimin olmamasından kaynaklanmaktadır. Zira demokrasilerde her birey ve topluluk birbirine eşit hak ve özgürlüklere  sahiptir.

Bu nedenle Kürt sorunun çözümü gayet basittir. Ülkedeki her birey ve topluluğun hiçbir anayasal ve yasal kısıtlamaya tabi olmaksızın tüm hak ve özgürlüklerden eşit şekilde istifade etmesi sağlanmalıdır.

Birileri ana dilinde eğitim hakkına sahipse diğeri de aynı hakka sahip olmalıdır.

Problem bu kadar basittir. Uluderede yaşayan Mehmet’le Kırklareli’nde yaşayan Hüsmen ağanın eşit vatandaşlar olduğu kabulü ile sorun kalmaz kanaatindeyim.

 

 

 

Yazı dizisi 8. gün Mücahid BİLİCİ

Yazı dizisi 7. gün Muhammed Sıddık Şeyhanzade

Yazı dizisi 7. gün Dicle ANTER

Yazı dizisi 6. gün Dengir Mir Mehmet FIRAT

Yazı dizisi 6. gün Hasip KAPLAN

Yazı dizisi 5. gün Mehmet Emin AKTAR

Yazı dizisi 5. gün İbrahim GÜÇLÜ

Yazı dizisi 4. gün Hüseyin YILMAZ

Yazı dizisi 4. gün Abdulkadir BADILLI

Yazı dizisi 3. gün Ahmet GÜNEŞTEKİN

Yazı dizisi 3. gün Yüksel AVŞAR

Yazı dizisi 2. gün Adnan FIRAT ve Nuşirevan ELÇİ

Yazı dizisi 1. gün Feridun YAZAR ve Ayhan BİLGEN