20 Ağustos 2018, Pazartesi

Üst Menu

Deşifre

Deşifre

Melayê Cizîrî ve Ehmdê Xanî’den bahseder, ama beyin kıvrımlarına Necip Fazıl hükmeder, Said Nursi’den dem vurur, ama kalbi Molla Ömer, Usame ve Taliban’ca atar.

 

Dilinde Kürd ve Kürdistan sözcüklerini düşürmez, fakat Kürtlere en büyük ihaneti yapmıştır. Ayrıca Kürt kültür, gelenek ve göreneklerinden de nefret eder; bunların “cahiliye adeti” olduğunu düşünür.

 

Peygamber sevdasından bahseder, ama onun için en büyük siyasi malzeme, yine peygamberdir. Peygamber denilince aklına ilk gelen şey kılıçtır. Peygamberin tüm yaşamının savaşla geçtiğini düşünür.

 

Elinden Kuran’ı düşürmez, ama Kuran’dan anladığıyla Haricilere bile rahmet okutur. Ezberindeki ayetlerin ekserisi “qîtal” ile ilgilidir. Entelektüel birikiminin toplamı, en erken yedi yüz sene önce yazılan fıkıh kitaplarıdır. Bolca hadis okur, ama hadis metodolojisinin ismini bile duymamıştır.

 

Medresesindeki müfredat ile Pakistan’daki Molla Ömer ve Taliban medreselerinin müfredatı aynıdır.

 

En çok bildiği şey slogandır. En az bildiği şey marifet, sanat ve tasavvuftur. En yabancı olduğu kavramlar, anlayış, kavrayış, muhakeme, sentez, bilim, modernizm, evrensellik ve hoşgörüdür.

 

Kendisine en çok yakışan duygular; kin, öfke ve intikamdır. Hedef kitlesi ise, körpe beyinlerdir. Çünkü iğfal olunabilen en hazır ve kolay lokma, onlardır.

 

Bedeni bu çağda olmasına rağmen ruhu hala “Mekke Dönemi”ni yaşıyor. Kendinden olmayan herkes en az birer Mekke müşriğidir. Fakat buna rağmen bazılarına “münafık” damgasını vurmaktan da geri durmaz.

 

Şeriattan anladığı sadece taşlama, kırbaçlama ve kafa-kol kesmedir. Onun için “ictihad kapısı” çoktan kapanmıştır. Yüzlerce sene öncesinde Newewi ve ibn Hacer’in verdiği fetvalar kıyamete kadar hükümleri bakidir.

 

En az anladığı ve içten içe nefret ettiği eser “Risale-i Nur”dur. Zira onun oyununu bozan anlayışın kaynağı bu eserdir. Fakat bunu hiçbir zaman itiraf etmez. Hatta takiyye için ara ara oradan vecize bile okur.

 

Siyasetteki yegâne sermayesi dindir. İktidar için hiçbir kutsalı kullanmaktan geri durmaz. Kendisine biçtiği rol “mücahit” rolüdür. Cihattan tek anladığı ise “mukatele”dir. Siyasi propaganda yaparken “tebliğ” yaptığını düşünür, zira karşısındaki herkes “cahiliye” içindedir. Ancak onun partisine geçince “necat” bulabilir.

 

Onun Kadın algısı tüm zamanların en ilkel bakışını da geride bırakmıştır. Kitaplığı, tercüme kitaplarla doludur, fakat kendi diliyle bir kelime bile okuyamaz. Hayatında bir kere sinemaya gitmemiştir. Elini asla bir batı klasiğine sürmemiştir. Felsefe denilince aklına gelen tek şey dinsizliktir.

 

Hayalindeki tek şey, bir gün iktidar olup kol ve kafa kesmektir. Hep bu ideal ile yanıp tutuşur. Bazen İdealinde kurguladığı toplum modelini kendine bile itiraf etmekten korkar.

 

Son derece fırsatçıdır. Dinsel kılıfla meydanlara topladığı kitleleri yine dinsel nutuklarla ile hipnotize ederek bununla “dünyalık” devşirme derdindedir.

 

Bir milletin sembolleri onun için ırkçılık nişanesi iken, başka milletlerin sembolleriyle miting bile yapar.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

21.Haziran.2015 Pazar
24.Mayıs.2015 Pazar
08.Şubat.2015 Pazar
31.Ocak.2015 Cumartesi
19.Ekim.2014 Pazar
30.Ağustos.2014 Cumartesi
07.Temmuz.2014 Pazartesi
14.Haziran.2014 Cumartesi