17 Ekim 2018, Çarşamba

Üst Menu

Devşirme mi verelim yoksa mankurt mu?

Devşirme mi verelim yoksa mankurt mu?
Kişiler üzerinden değerlendirme yapmayı genel olarak doğru bulmam. Ancak söz konusu kişiler siyasetçi olup aynı zamanda görüş beyan ediyor ise bu durumda isim vererek değerlendirme yapmanın çok da hatalı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Hele Kürdistani siyaset yapma iddiasında olan bizler için Kürdistani siyaset yaptığını iddia edenlerle ilgili olarak değerlendirme yapmamız ise son derece doğal karşılanmalıdır. Diyeceğim şudur:
 
Eski BDP'li yeni AKP'li milletvekili Orhan MİROĞLU şöyle buyurmuş: "Can Dündar gazetecilik yapmadı, hükümeti meşru olmayan yollarla devirmek için, mücadele etti. Dünyanın her yerinde bedeli ödenir bunun" (twitter hesabı https://twitter.com/orhanmiroglu1/status/670126475425771520)
 
Merakım şu: Bu adam(lar) ne ara bu hale düştü? Miroğlu, Metiner, Kızılkaya vs… Yoksa eskiden de böyle miydiler? Öz be öz AKP'li bazı yazarlar, TV programcıları bile bu tutuklamayı sorgularken bunlar nasıl bu hale geldiler?
 
AKP'de hatta CHP'de siyaset yapan bazı Kürtler var. Hiç biri böyle olmadı. Örneğin CHP'de siyaset yapan Diyarbakırlı bir Kürdü biz Silvan için çırpınırken gördük. Yine AKP'den Ağrı milletvekili adayı olup seçilemeyen bir insan hakları savunucusunu da omurgalı gördük. İnsan hakları savunuculuğundan vaz geçmedi mesela. Ancak siz yukarıda bir kaçının ismini verdiğim Kürt ve Kürdistani geçinen siyasetçilerin örneğin Silvan, Sur, Nusaybin’de yaşanan hak ihlalleri için çıkıp tek laf ettiğini duydunuz mu? 
 
Bu durumu karşılayan bildiğim iki kavram var. Biri devşirmelik diğeri ise mankurtluk. Bu yöntemlerin ikisi de Türklere ait. İki yöntem de benzer sonuçlar doğuruyor. Ancak Miroğlu'nun amcası Musa ANTER'in "siyah giyimli" kap kara kontralar tarafından öldürülmesinden sonra bu hale gelmesini ben ancak mankurtlukla izah edebiliyorum. Anter'i öldürenler siyah giyimli idi. Yani karanlık insanlardı. Bugün kendisine milletvekilliği payesi verenler ise beyaz kıyafetli. Tek fark bu galiba.
 
Çoğunuzun bildiği Mankurtluğun özcesi şu: "Eski Türk, Kazak ve Kırgız destanlarından edinilen bilgi ve Orta Asya Mitlerine göre "Mankurt", dönemin Orta Asya halkları arasında çok yaygın bir İşkence ve zihin kontrol yöntemiydi.
 
Bir insanı mankurt yapmak istediklerinde:
 
O kişinin kafası (saçları) iyice kazınır,
 
Kafasına devenin boyun derisi iyice gerdirilirek geçirilir,
 
Kafasında deve derisi bulunan Mankurt adayı sıcak çölde güneş altında birkaç gün bırakılırdı.
 
Böylece sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve kafaya iyice yapışır. Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar da yeniden uzamaya başlar. Fakat deri kafaya o kadar yapışır ki zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçların deriyi delip uzamasına müsaade etmez. Bu nedenle saçlar uzamaya vücudun dışı yönünde değil de kafanın içine doğru uzamaya başlar. Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip beyne doğru ilerlemesiyle mankurt büyük acılar çeker. Bu acılara dayanamayan mankurt bir müddet sonra kuklaya döner.
Hafızasını yitirir, anne-babasını dahi tanımaz. Aklını çalıştırıp düşünemez hale gelir. Bu nedenle sahibi ne söylerse ona itaat eder." (wikipedia https://tr.wikipedia.org/wiki/Mankurt)
 
Wikipedia’daki bilgilere ek olarak benim duyduğum bir de şu var. Deve derisi kişinin kafasını sıktıkça beyaz kıyafetli bir asker sözde gizlice mankurt adayının ekmeğini suyunu verir. Üç günün sonunda yine sözde gizlice gelerek bu deriyi kişinin başından alır ve kişi rahatlar. Bir kaç saat sonra siyah kıyafetli bir asker gelerek ıslak deriyi tekrar kişinin başına geçirir. Bu işlem böyle yaklaşık üç ay sürer. Üç ayın sonunda mankurtlaştırılmak istenen kişi beyaz kıyafetli askerlerin kölesi haline gelir. Oysa siyah ve beyaz askerlerin ikisi de aynı timin mensuplarıdır. Tabi bu saatten sonra hem siyah hem de beyaz kıyafetli askerler ve herkes mankurtlaştırılan bu kişileri çok sever ve el üstünde tutar.
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.