21 Kasım 2019, Perşembe

Üst Menu

Düş

Düş

Her ay’ın kendine göre  bir tavrı vardır. Temmuz, uzun zamandır şiir ve hüzünden yana tavırlıdır. Keza insan iradesinin ölümü yendiği bu ayda, hafızamız Diyarbakır zindanı ve Madımak çığlıklarıyla sonuna kadar dolu.

Şiir ve direnişin buluştuğu yazın bu günlerinde ne yazık ki tebessüm ilk sunumuz. Belli ki; şiir ve savaş başabaş gidecek bu yaz da!. Birgün en güzel sözlerimizi söylüyoruz, birgün en derin ağıtlarımızı yakıyoruz. Bir an neşe içinde şiirin sesi etrafımızı kolaçan ediyor, bir an ölümün ve hiçliğin pençesine düşüyor yüreğimiz.

Hal böyleyken ölümün olduğu yerde şiir biraz mahçuptur. Belki bu yüzden şiir daha çok ölümün üstüne yaşamanın gizini serper. Nerde olursa olsun, yaşamın çehresini kirleten tehditler, insanın ömrünü kısaltır. Savaşla yaşlanan zamana durmadan alışırken, ölümün ağırlığı bile ortadan kalkıyor. Bu yüzden ölümsüzlük uğraşı her zaman şiirin genini oluşturmuş ve gerçeklik gerektiğinde, hürmetini şiirin elinden almıştır. Ama gelin görün ki bu hürmetli eller, bazen başka kirli ellerin emellerine kurban gidebiliyor. Ve tarih bir an için bulanık bir geçmiş olabiliyor ardımızda !

''Bazan oturduğum yerde

Kendi kendime dalıp giderim,

Bulanık geçmişimle.

Genişleyen halkalar çizerim,

Bir düşün uyanık imgesine.''*

Bu mahçup düş, tabii ki bir şairin duygularıdır. Hepimzin huzurunu yitirdiği yıllarda, ajanslar 2 temmuz 1993 ‘teki Madımak yangınını duyurduğunda, şair Metin Altıok ve arkadaşları devletin; sözde esenliği, kimi vatandaşların milli ve dini hasasiyeti adına  öldürülmüşlerdi. O yıllarda yakmak ve yakılmak bir akıbetti.  Köyler yakıldı, evler talan edildi  ve göç mezarlığına dönüştürüldü ruhumuz. İşte bizi Metin Altıok’ a götüren de bu akıbetin ruhudur. Sivas’a gidene kadar;  baba, eş, öğretmen, akraba, komşu, arkadaş, iyi şiir yazan ve yollarda ömür törpüleyen sade bir insandı Metin Altıok. Ama gittiği Sivas'tan, yakılan bir şair olarak dönmedi, dönemedi.

Metin Altıok, bir savaşın derin satrancında yitirilen onbinlerden biri olarak arkadaşlarıyla beraber toplumsal histeriye kurban gitti. Gelin görün ki Metin Altıok bir şairdi. Ve kolay unutulmadı, unutturulmadı. Sözleri söylendikçe, okundukça ülkedeki pekçok yangının katillerini deşifre etti. Madımak’ta , Lice’de, Güçlükonak'ta yakılan kemikler  şiir ağırlığınca değdi ömrümüze!

Daha güzel ve barışçıl bir inanç adına, yine şiir!

 

*Metin Altıok - düşerim

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

30.Ocak.2016 Cumartesi
27.Kasım.2015 Cuma
16.Ekim.2015 Cuma
16.Eylül.2015 Çarşamba
13.Temmuz.2015 Pazartesi
07.Temmuz.2015 Salı
18.Haziran.2015 Perşembe
13.Nisan.2015 Pazartesi