19 Ocak 2018, Cuma

Üst Menu

Düşünmek Zor İştir!

Düşünmek Zor İştir!

Bir film izledim.

 

Adı; Hanna Arenth. (14 Ekim 1906 - 4 Aralık 1975)

 

Yahudi asıllı bir Alman düşünür.

 

Kendisine siyaset bilimcisi denmesini tercih etmiştir şu nedeni öne sürerek: "Felsefenin "bireyin kendisi"ne dair sorunlarla uğraştığını söyleyerek bu sıfatı reddetmiştir. Siyaset bilimci olarak tanımlanmayı istemesinin sebebi çalışmalarının "Tekil olarak insana değil, dünyada yaşayan ve dünyayı kaplayan insanlığa" odaklanmış olmasıdır.

 

Filmde; yakalanan bir Nazi’nin yargılanmasına katılıp, gözlemlerini anlatan bir yazı yazması istenir kendisinden.

 

Görevi önemlidir. Amerika'da yaşamaktadır eşiyle birlikte.

 

Duruşma boyunca notlar alır.

 

Ve kendi düşünce süzgecinden geçirerek yazdığı makalesini yollar gazeteye.

 

Yazdıklarını okuyan herkes şoktadır.

 

İsrail’de yaşayan kardeşi dâhil tüm dostları sırt çevirir kendisine.

 

Ölüm döşeğinde ziyaretine gittiği kardeşi yüzünü öte yana  döner, affetmez Hanna'yı.

 

Oysa ne çok severlerdi birbirlerini bu yazısından öncesine kadar.

 

Ne mi yazmıştı Hanna Arenth?

 

Duruşmalarda, yargılanan kişi bir emir eri olduğunu anlatmıştır hep, neden yargılandığını anlamayan şaşkın yüz ifadeleri ile…

 

Sorarlar kendisine:"Nereye gittiğini bilmiyor muydunuz bu insanların?"

"Biliyordum ama ben sadece bana verilen emirleri uyguladım." diye cevap verir.

 

İzler mimiklerini, düşünür söylediklerini Hanna ve adamın suçsuz olduğuna karar verir.

 

İşte herkesi öfkelendiren O'nun bu düşüncesidir.

 

Nasıl suçsuz bulabilmiştir bir Nazi’yi?

 

Şunu savunur Hanna; "Düşünmeyi bilmiyor bu nedenle suçlu görülemez."

 

"Şiddetin sıradanlaşması" da der buna.

 

Bense tam tersini düşünürüm.

 

Düşünme yetisi her insanin sahip olduğu bir özelliktir.

 

Bunu kimileri iyiliğe, kimileri kötülüğe hizmet etmek için kullanır.

 

Özgür irade dediğimiz şeydir bu.

 

Gezi Parkı olaylarında, polisin emir aldığı kimsenin bilinmezi değildir.

 

Aldığı emirleri yerine getirir, biliriz ama hedef alarak ateş etmek tümüyle kendi inisiyatifinde olan bir seçimdir. 

 

Bilmez miydi göze hedef aldığında kör bırakacağını bu insanları? 

 

Bilirdi elbette ama tereddüt bile etmedi bunu yaparken çünkü seçimi buydu…

 

Onlar beyinlerini, düşünce kapasitelerini kötülüğe hizmet için kullanmışlardı.

 

Bir başka örnek; 1915’te canları pahasına komşularını saklayan insanlar vardı.

 

1955'te 6-7 Eylül olaylarında komşularını koruyan insanlar vardı.

 

Demek ki adaletin yanında tavır alabilmemiz için birazcık düşünmemiz, birazcık vicdan yeterlidir.

 

Bu bağlamda kolaycılığa kaçıp; düşünmemeyi, vicdanını emekli etmeyi seçen bireyleri ben masum görmüyorum…

 

Göremiyorum!

 

Suçludurlar; düşünme tembeli oldukları için. 

 

Suçludurlar vicdanlarını emekli ettikleri için...

 

Bu nedenle; yeryüzünde yaşanan tüm acılardan, her birey sorumludur diye düşünürüm.

 

"Emir kuluyum." demek, sorumluluklarından kaçma kolaycılığıdır ki hoşgör(e)mem!

 

Ne demiş Descartes bilirsiniz: Düşünüyorum öyleyse  varım!

 

Descartes önce dört kural saptadı:
 

1. Açık seçik ve belirgin fikirler dışında hiçbir şeyi kabul etmemek

 

2. Her sorunu çözümü için gerekli sayıda parçalara ayırmak

 

3. Düşünceleri basitten karmaşığa doğru sıralamak

 

4. Gözden kaçmış bir şey olup olmadığını sürekli kontrol etmek

 

Sonra bu kuralları izleyerek şöyle düşündü (bunları düşünürken bir sobanın karşısında oturuyordu):

 

-Duyularımız bazen bizi aldattığına göre, hiçbir şeyi göründüğü gibi olmadığını farz etmeliyim.

 

-Burada sobanın karşısında oturduğumu nasıl bilebilirim.

 

-Bundan emin olamam. Rüya ya da hayal görüyor olabilirim.

 

-Ya da muzip bir şeytan benimle oyun oynuyor olabilir.

 

-Kuşku duymayacağım tek şey, bir şey düşünüyor olmam. Rüya gördüğümü, benimle alay edildiğini ya da bir bedenim olmadığını bile düşünsem, bu böyle.

 

-İşte buldum! Düşünüyorum, öyleyse varım!

 

Gördüğünüz gibi düşünmek zor iştir!

 

Bu nedenle çok az kişi düşünür ve başımıza ne gelirse düşünmeyi bilmeyenler yüzünden gelir.

 

İstediğiniz konuda tembel olma hakkına sahipsiniz ama düşünce tembeli olma hakkına sahip değilsiniz, çünkü bu tembelliğinizin bedelini tüm Dünya’lılar ödemektedir…

 

Talat'ı, Hitler'i, adını sayamayacağım tüm faşistler tek başlarına asla gerçekleştiremezlerdi insanlık tarihinin yüz karası olan soykırımları.

 

Onlara destek çıkan tüm düşünce tembelleri suç ortaklarıdır.

 

Diktatör, faşist dediğimiz liderler bir kişiydiler, sadece bir kişi!

 

Ya onlara hizmet eden emir kulları?(!)

 

Düşünce tembelleri?

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.