25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Erol Göka: Geçmiş dönemin toplumsal ve psikolojik yaralarının sarılması gerekiyor

Erol Göka: Geçmiş dönemin toplumsal ve psikolojik yaralarının sarılması gerekiyor
Erol Göka: Eğer “silahların susması ve mücadelenin siyasi arenada sürdürülmesi” hedeflerinde mutabık kalınmışsa, bu mutabakata uyulması için azami çabanın gösterilmesi icap eder
05 Haziran 2013
-A +A
''Çözüm Sürecindeki Türkiye ve Kader Birliği'' Yazı Dizisi
 
Hazırlayan: Behmen Doğu
 
Binlerce insanın yaşamına mal olan bir iç savaş nihayet bitiyor.
 
PKK ve devlet arasında 30 yılı aşkın süredir devam eden düşük yoğunluklu savaş Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Newroz’unda yaptığı çağrıyla sona erdi.
PKK, liderinin çağrısına önce ateşkes sonra da geri çekilme ile olumlu yanıt verirken Hükümet de Akil insanlar projesiyle çözüm sürecinin ilerlemesi için destek sundu.
Hükümet, geri çekilen PKK gerillaları ile bir temas/çatışma yaşanmaması için son derece dikkatli davrandı. Aylardır bir can kaybının yaşanmaması, Ak Parti ve BDP’li politikacıların çözüm sürecine uygun tavır takınmaları toplumda kalıcı bir barış adına umut ve heyecanla takip edilmekte. Hür Bakış internet gazetesi olarak, içinde bulunduğumuz Çözüm sürecini, Akil insanlar projesini, PKK’yi, anadil hakkını ve yapılması düşünülen yeni anayasayı konuklarımıza sorduk. ‘’Çözüm sürecindeki Türkiye ve kader birliği’’ yazı dizimizin barışa, çözüm sürecine katkı sunması dileğiyle…
 
Erol GÖKA

Erol Göka - Akademisyen ( Akil insanlar heyet üyesi )

 

Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Çözüm sürecini çok yerinde buluyorum ve koşulsuz destekliyorum. Eğer “silahların susması ve barış ortamında siyasi mücadelenin sürdürülmesi” hususunda bir mutabakat sağlanmışsa –ki öyle olmuştur- bu durum, tamamen ülkemizin ve demokrasimizin lehinedir ve bunu fark eden insanımız da yayılmaya çalışılan fitne ve şüphe sisine rağmen sürece ciddi bir destek vermektedir.  “Fitne ve şüphe sisi” derken henüz süreci tam manasıyla anlamamış, 30 yıl süren resmi tezlerden ziyadesiyle etkilenmiş, endişe içinde olan insanımızın tepkilerini, kafa karışıklığını ve şaşkınlığını kast etmiyorum.  Bilinçli bir biçimde, süreçten Türkiye lehine bir sonuç çıkmasını engellemeye çalışan, süreci başlatan siyasi irade, sonuçlarla demokratik ortamlarda yüzleşme cesareti göstermemiş, yaptıklarının hesabını sandıkta vermeyecekmiş gibi “pazarlık”, “ihanet”, “bölünme” senaryoları üreten çevrelerdir fitne ve şüphe sisini yayanlar…

 

Akil insanlar projesi’nin çözüm sürecine etkisi nedir sizce?

 

“Akil İnsanlar Heyeti” projesi çözüm sürecinin çok önemli bir parçasıdır. Heyetin oluşturulma amacı, çözüm sürecinde toplumun tepkilerini, destek ve kaygıların odaklandığı hususları, yerinde, yüz yüze temaslarla toplayabilmek, ayrıntılı bir raporla karar alıcılarla paylaşabilmektir.

Derin tarihsel ve toplumsal kökleri olan, toplumsal psikolojiyi alt-üst eden sorun karşısında siyaset dilinin kutuplaşmayı arttırıcı etkisinden uzakta, bir ara durakta aklın mayalanması ihtiyacı, bu projeyi zorunlu kılmıştır. Heyetteki siyasi görüş farklılıkları doğal ve gereklidir; “farklılıklara rağmen şiddete başvurmadan bir arada yaşamanın ve ortak değerler uğruna çaba gösterebilme”nin önemine işaret etmektedir.

İki aylık çalışma boyunca heyetten beklenen işlevlerin yerine geldiğini düşünüyorum. İki ay süresince heyetin faaliyetleri, ülke gündemini belirlemiş, halkın dikkatinin çözüm sürecine odaklanması sağlanmıştır. Etnik sorunlar, özgür bir ortamda tartışılabilmiş, konuşan toplum, katılımcı demokrasi, yeni anayasa ihtiyacı somutlaştırılmaya çalışılmış, vatandaşlarda ‘Devlet beni dikkate alıyor’ hissi doğmuştur.

 

PKK silahları ebediyen nasıl gömebilir, bunla ilgili PKK ve devlete düşen sorumluluklar nelerdir?

 

Eğer “silahların susması ve mücadelenin siyasi arenada sürdürülmesi” hedeflerinde mutabık kalınmışsa, bu mutabakata uyulması için azami çabanın gösterilmesi icap eder. Karşılıklı güveni bu çabalar, sağlam biçimde inşa edip güçlendirecektir. 

Örgüt, elemanlarını ve sempatizanlarını kendi talepleri için silahların değil siyasetin daha iyi bir araç olduğu konusunda sürekli eğitmek; geçmiş dönemde silahların devrede olmasından çıkar sağlayan kişi ve grupların yeni dönemi bozma gayretlerinin önüne geçmek durumundadır. Örgütün yalnızca silahlı mücadeleyi bırakması değil tamamen silahlardan arındırılması halinde devletin demokratik inşasına katkıda bulunulabileceği, aksi halde hiçbir devletin buna izin vermeyeceği ve güvenlikçi bakışın meşrulaştırılacağı bilinciyle hareket edilmelidir.

 Devlet, yeni siyasi anlayışı, etnik sorunların çözümünde sırf güvenlikçi bir bakış açısıyla hiçbir yere varılamayacağının tüm topluma anlatılmasına fırsat sağlamalıdır. Her türlü görüşün özgürce mücadele verebileceği, etnik kimliklerin tanınacağı, adil bir demokratik siyasi ortamın ortak ideallerimiz olduğu gösterilmelidir. Başta anayasa olmak üzere hukuki düzenlemelerin yapılması için çabalanmalı, bu konunun devletin varlık nedeni olduğunu anlayan bir samimiyetle çalışılmalıdır. Devletin güç kullanma yetkisinin asla evrensel insan haklarıyla ve demokratik siyasi mücadeleyle çelişecek biçimde gündeme gelmeyeceği bilinci resmi söylem haline gelmeli, şiddet kültürüne karşı barış ve uzlaşma kültürünün yanında yer alındığı belli edilmelidir.

Geçmiş dönemin toplumsal ve psikolojik yaralarının sarılması için elden gelen gayretler ortaya konulmalıdır.

 

Kürtlerin anadilde eğitim talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Tamamen meşru ve haklı bir talep olduğunu düşünüyorum. Barış ortamında, demokratik mücadele zemininde anadilde eğitim talebinin nasıl hayata geçirileceği acilen gündeme gelmeli, var olan girişimler güçlendirilmeli, detaylandırılmalıdır.

 

Kalıcı bir barış ve huzur ortamı için nasıl bir anayasa yapılmalı?

 

Özgürlükçü, demokrat, insan hakları eksenli bir vatandaşlık ve etnik kimliklere saygılı bir milli kimlik tanımını esas alan, sistem tartışmaları içinde boğulmayan, olabildiğince yerinden yönetimi ve katılımcılığı benimseyen, merkez ve yerel arasındaki dengeyi bölgesel eşitsizlikler yaratmayacak şekilde sağlamaya çalışan kısa-öz bir anayasa.

 

Yazı Dizisi 1.Gün: İsmail Beşikçi

Yazı Dizisi 1.Gün: Ömer Faruk Gergerlioğlu

Yazı Dizisi 2.Gün: Vahap Coşkun

Yazı Dizisi 2.Gün: İlkay Akkaya

Yazı Dizisi 3.Gün: Hasan Kaya 

Yazı Dizisi 3.Gün: Erol Göka 

Yazı Dizisi 4.Gün: Meral Danış Beştaş

Yazı Dizisi 4.Gün: Şener Aktürk

Yazı Dizisi 5.Gün: Fazıl Hüsnü Erdem 

Yazı Dizisi 5.Gün: Zeynep Tanbay 

Yazı Dizisi 6.Gün: Seher Akçınar

Yazı Dizisi 6.Gün: Maya Arakon