22 Nisan 2018, Pazar

Üst Menu

Eylem ve Söylem

Eylem ve Söylem

Son gelişmeleri bütünüyle bir "meşru ve görkemli direniş" olarak ele alan akıl ile onu bütünüyle "halka zarar vermek için kurgulanmış, vandalist bir hareket" olarak ele alan akıl da yanılgı içindedir. Doğrusu bu eylemler boyunca masum insanların canına kıyılmış, masum insanlara zarar verilmiş, din hizmetleri veren kimi kurumlara saldırı düzenlenmiştir. Ama diğer taraftan eylemlere destek veren yüzbinlerce insan da -tıpkı benim gibi- eylemi sadece meşru bir direnç olarak görmüş, algılamış ve bu doğrultuda hareket etmiştir.

 

Yüzbinlerce insan örneğin bir eylem yapar ve de o kitle içinde küçük bir grup bir Kur'an kursuna saldırırsa, ne yaparsanız yapın birileri geri kalanların hepsini "Kur'an kursuna saldırı düzenleyen" bir kitle olarak algılayacaktır.

 

Hizbullah tarafı ısrarla "saldırıya ilk kendileri uğradıkları için" kendilerini koruduklarını iddia ediyor ve göstericiler de tersini söylüyor. Doğru tam olarak hangisidir bilmiyorum ama önceki benzer eylemlerde benim bildiğim ve gördüğüm, sürekli Hizbullahçıların saldırıya uğradığı ve sonra onlar tepki gösterdiğinde de "Hizbulalhçıların insanlara saldırdığı" yönünde haberlerin servis edildiğidir. Bu sefer tam olarak neler olmuş bilmiyorum. Her iki taraf da kendilerine uygulanan vandalizmi teşhir eden görseller kullanıyorlar.

Eğer Kürt hareketi gerçekten bir takım değerleri ürettiğini iddia ediyor, insanca ve de ahlakça bir mücadeleden bahsediyorsa; bu tür eylemlerde masum insanlara saldırı düzenleyen, zarar veren, resmen işi yağma ve talana kadar götüren gruplara karşı çok sert bir tutum almalı ve gerekeni yapmalıdır. Bu konuda bugüne kadar ciddi bir tavır ve tutum geliştirmediler. Her ne kadar KCK bu doğrultuda kamuoyuna açıklama yaptı idiyse de bu, pek de bir karşılık görmedi ve de bu hepimize çok pahalıya mal oldu.

 

Kimileri, sokakların bir aşamadan sonra kontrolden çıktığını iddia edebilir. Bilhassa ortalama yaş düzeyinin düşmesiyle eylemlerdeki olgunluk ve bilincin, göstericilerin profilinin değişmesi ile birlikte değiştiğini gözlemlemek mümkün olabiliyor. Ama bana kalırsa eylemlerdeki sokak hakimiyetinin tesisi için uygun yol ve yöntemler vardır ve de geliştirilmelidir.

Kürt hareketinin dillendirdiği “demokratik modernite” ve de “demokratik ulus” projelerinin dayandığı çoğulcu ve de demokratik söylem maalesef bu tür durumlarda hayat hakkı kazanmıyor ve de bir teoriden öteye gidemiyor.

Hizbullah da bilhassa kendi medyasında "kafir, müşrik, siyonist" ve benzeri söylemler üzerinden yürüttüğü "cihad ve şehadet" retoriğine son vermelidir. Ortada "Hak-Batıl mücadelesi" yok ağzına kadar kire batmış bir kardeş kavgası var. Ayrıca Bağlar sokaklarında ortaya koydukları performansın nasıl bir akla hizmet ettiğini de umarım akl-ı selim ile düşünürler.

 

Kürdistan’ı dizayn den egemen aklın ürettiği “İslamcı” muhayyilenin hiçbir karşılığının olmadığı artık bilinmelidir ve görülmelidir. Ortadoğun'un bu hale gelmesinde bu aklın da büyük bir emeği vardır ve unutmayalım ki doksanlı yıllarda PKK ile Hizbullah’ı birbirine düşüren akıl bu akıl idi. Görülüyor ki Hizbullah bu aklı hala terk etmiş değildir.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
29.Temmuz.2015 Çarşamba
21.Temmuz.2015 Salı
25.Mart.2015 Çarşamba
12.Ağustos.2014 Salı
28.Temmuz.2014 Pazartesi
05.Mart.2014 Çarşamba
23.Haziran.2013 Pazar