17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Feqiyê Teyran’ın Sevgi Yolunda

Feqiyê Teyran’ın Sevgi Yolunda

Üç sene önce aynı yolu dudaklarımda “Ah Tamara” mırıltılarıyla alıyordum, aklımda Gevaşlı aşığın ölüme kulaç attıran hazin hikâyesi… Bu kez aynı yolu Feqiyê Teyran’ın “ey av û av ey av û av” mısralarıyla alıyor, Feqî’ye bu mısraları söyleten, onunla konuşan Müküs çayının alâmetifarikasını düşünüyorum…

 

 

Gevaşlı yiğidin fırtınaya aldırmayıp Van denizinin hırçın sularını son kez kucakladığı yere yakın bir yerde, Ahtamar adasına bakarak oturuyoruz akşam sofrasına. Az sonra adanın ışıkları yanıyor, endi kendime “hangisi Tamara’nın yaktığı mum acaba?” diye sormadan edemiyorum…

 

 

Feqiyê Teyran 1500lü yılların ikinci yarısında yaşamış ünlü bir Kürd alim ve şairidir. Tabiatla hemhal olması ve kuşların dilinden anlaması ile meşhurdur. Şiirlerinin en çok bilinenleri; Bersîsê ‘abid, Zembîlfiroş, Ey Dîlberê ile Ey av û av’dır. Kendisi hakkında sevgili Xalid Sadinî tarafından hazırlanmış bir kitap da mevcuttur. Ey av û av şiiri, kendisi ile Müküs çayı arasında, Allah’a kulluk üzerine manzum bir hasbihaldir.

Feqiye Teyran Festivali, Feqî’nin memleketi Bahçesaray’da (Miks, Müküs) düzenleniyor. Bize dördüncüye katılmak nasib oldu. Müküs Van’a yaklaşık 1,5 saat mesafede küçük bir ilçe. Yolda Kürdistan coğrafyasının güzelliği dağı, suyu, yeşili ve karı ile kendisini gösteriyor. Rakım yer yer öylesine yükseliyor ki Haziran’da kar yeme keyfini tadabiliyoruz. Virajı bol, dik bir yokuştan inip ilçeye girdikten sonra Feqî’ye “ey av û av” dedirten coşkun suyu daha yakından görüyoruz…

 

 

Festival, içinden geçmekte olduğumuz zamanın ruhuna uygun olarak beyaz güvercinlerin uçurulmasıyla başlıyor. Sunucuların Feqî’nin beyitlerini Kürtçe yerine Türkçe okumalarının eksikliğini ilginçtir resmî zevat okudukları Kürtçe beyitlerle gideriyor. Sonra, çoğunlukla Müküs’ün yöresel tatlarının bulunduğu standları ziyaret ediyor, yarışma için hazırlanmış yemeklerden tadıyoruz. Bilmeyenler için not: Müküs’ün balı ve cevizi, hele ikisi bir arada çok lezzetli… Benim ilgimi en çok kendi icadı olan birbirinden ilginç tahta kaşıklarıyla yaşlı bir amca çekiyor. Bir tanesi sapları birbirine bağlı, katlanabilen tahta kaşık ve çatal…

Öğleden sonra rafting yapılan alana Müküslü Raftingcileri görmeye gidiyoruz. Hiç hesapta yokken kendimi bir botun içinde buluyorum. Buz gibi suyun içinde bir o yana bir bu yana çarpa çarpa ilerliyoruz, adrenalin zirve yapıyor. Bitiş noktasına sırılsıklam varıyoruz, pişman değiliz gene olsa gene yaparız…

Akşam şarkıcı Yekbun’un Kürtçe konserinin bir yerinde Perîxan isimli, ismi kadar güzel bir kız çocuğu Feqî’nin “ey av û av” şiirini okuyor. TRT6’da yayınlanan "Cîran Cîran" dizisinin Neriman’ı da sahneye gelip "Çocuklarınızla evde Kürtçe konuşun, onlar bizim umudumuz, geleceğimiz" diyor, var olsun!

Gece, Van Milletvekili Gülşen Orhan’ın sesinden Feqiyê Teyran ve Melayê Cizirî şiirleriyle hitama eriyor…

 

 

Festivalin ikinci günü Feqiyê Teyran Sempozyumu ile başlıyor. Kürdistan’ın kuzeyi ve güneyinden katılımcılar mamoste Xalid Sadinî moderatörlüğünde çeşitli yönleri ile Feqî ve Klasik Kürt Edebiyatını konuşuyorlar. Sempozyumların ilk üçü, iki dilde kitaplaştırılmış, programın sonunda misafirlere hediye ediliyor…

Sempozyumdan sonra misafirlerin dün yaptığını biz bugün yapıyor, Feqî’nin türbesine gidiyoruz. Sesi beş yüz sene sonraya değen bu mütevazı kamet-i bâla’nın ayakucunda durup ona şükranlarımı arz ediyorum. Türbesi ile doğduğu ev arasında Feqiyê Teyran Yolu, onun çiçek gibi mısraları ile bezenmiş…

 

 

Program, müküs çayının kenarında, onun coşkun sesi eşliğinde bir yer sofrası ile sona eriyor. Sofranın bir ucunda akil insanlar heyetinden Abdurrahman Kurt, siyasi profili renkli bir grupla süreci konuşuyor. Sonunda verilen fotoğraf herkesin ortak kanaatini resmediyor: namlusuna çiçek ekilmiş bir keleş…

Biraz sonra gözleri küçülmüş, iyi görmeyen, oğlundan epeydir haber alamayan bir gerilla babası, yaşlı bir adam geliyor ve yaşlı gözlerini silerken sürece dair kendi deyimiyle “bu günleri getiren” Allah’a şükür, insanlara teşekkür ve dua ediyor.

 

 

Esenlik ayı olan Ramazan’ın ana babaların ümidini, ümidimizi hayra çıkarması duasıyla…

Feqiyê Teyran’ın “Ey av û av” şiirini dinlemek için tıklayınız…

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.