23 Eylül 2018, Pazar

Üst Menu

''Fitne'' ve Süreç

''Fitne'' ve Süreç

“…böylece modern iktidar çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishane ile kuşatarak bireyselleştirmiş, kaydetmiş, sayısal hale getirmiş, egemen olmuştur. Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim halinde olacak, gözetim halinde tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır. Michel Foucault

 

Son dönemlerde Kürt meselesine ilişkin adını en çok duyduğumuz kelimedir “süreç”. Süreç, düzen, iktidar, statüko ne kadarda birbirlerine benziyorlar içinde bulunduğumuz şu günlerde. 2013 Newroz’unda da üzerinde en çok durulan hususlardı bunlar. Attığımız her adımda hassas davranmalıyız zira süreç zarar görür endişesi, düzen yanlısı olma çağrıları… Misak-ı Milli mücadelesi, Kuvve-i Milliye bilinci, Osmanlılık ruhu, İslam kardeşliği, Ümmet olma hali söylemleri hepside düzen senfonisini destekleyen besteler. Öyle bir süreç ki yol kazalarını görmeyecek, şahitlik sorumluluğunu askıya alacaksın. Roboski tabutunun başında “barış” sloganlarıyla düğün yapman istenen bir süreç…

 

Süreç, dedik ya oldukça hassas… Öyle ki mevcut siyasal iktidarın ya da Kürt siyasal hareketinin meseleye yaklaşımındaki, tüm ihlal ve özgürlük karşıtı tavırlarını görmezden gelmeniz beklenir sizden, akıntıya kapılmanız, hatta koyun sürüsüne dönüştürülmeye çalışılan kitlelere rehberlik etmeniz…

 

İktidar ile ilgili oldukça önemli çalışmaları olan Michel Foucault’nun “büyük kapatılma” olarak adlandırdığı olayın mekânı cezaevidir. Burada kurulan denetim mekanizması mahkûmların köle olmalarını öngören bir mekanizmadır. Her an izlenmelerinin mümkün olduğunu bilmeleri mahkûmların tavırlarında daha dikkatli olmalarına ve disipline riayet ederek “uysal beden” haline gelmelerini sağlamaktadır. Ona göre bu görünmeden gözetleme hali, her yerde her noktada ve her durumda denetleme sağlar. İşte modern iktidarın Michel Foucault’un deyimiyle her kişiyi bir yerde kayıtlı hale getirip,  herkesi denetim haline alması ve dolayısıyla gözaltında tutma durumunun bizatihi kendisi, egemen siyasal söylem dışında kalanları ötekileştirir. Bu minvalde olumsuz anlamıyla iktidar bizatihi eşitsiz ilişkiler yumağıdır. Bu nedenle iktidarın olduğu yerde iktidara direnenlerde vardır. Koroya eşlik etmeyenler, “düzen” yanlısı olmayanlar, gözaltında tutulamayanlar… Ancak hür olanlar iktidara direnebilirler.  Direnenler ise “fitnecidirler.”

 

Şu günlerde ise süreç/düzen belası cezaevinin, gözetleyenin kendisiyken; kitleler ve sürece riayet edilmesi istenenler, riayet eden köleler, cezaevindeki disipline edilmeye çalışılan mahkûmlardır. Gözetlenmeyi reddederek gözetleyenin gözüne ve oyununa çomak sokanlar ise “fitnecilerdir”. Yani uyuyan güzeli uyandıranlar…

 

Yani iktidarın yarattığı bağımlılıklarla bireyin nesneleştirilmesine karşı direnenlerdir “fitneci” olanlar.

 

Mazlumder Diyarbakır Şubesi geçtiğimiz günlerde Meclis İnsan Hakları Alt Komisyonu’nun hazırladığı düzmece “Uludere Raporu”na itiraz edip hakikatin açığa çıkarılmasına ilişkin çağrıda bulunmak amacıyla Diyarbakır AKP İl binası önünde bir basın açıklaması yapmak ve sembolik bir siyah çelenk bırakmak istemiştir. Ancak eylemin istenilen yerde yapılmasına herhangi bir yasal dayanağı olmamasına rağmen emniyet mensuplarınca “sürece zarar veriyorsunuz” gerekçesi ile izin verilmemiştir. Hakkın şahitliğini yapmak amacıyla yola çıkan bir grup cesur yürek süreci sabote ediyorlar gerekçesiyle “fitneci” ilan edilerek hedef gösterildiler. Bu vahim tablonun da ötesinde bir kesim açıklamaya kendimizden olana karşı muhalif bir duruş sergileyemeyiz gerekçesi ile destek vermezken, başka bir kesim süreç hassas daha yumuşak bir tonla konuşmalıyız gerekçesi ile destek vermediler. Sesini yükselten ve kendinden olana karşı hakkın şahitliğini yapma haysiyet, cesaret ve ahlakını sergileyen Mazlumderli gurup ise Ebu Zer yalnızlığında… Düzen bozucu, süreç sabote edici, fitne çıkarıcı…

 

Aynı tavrı 28 Şubat sürecinde de gördük biz. Başörtüsü yasağı karşısında okullarını, mesleklerini, hayallerini, ideallerini bırakan bir kısım başörtülü, cemaati tarafından fetva verilerek hizmet adına, statükoyu, düzeni, süreci korumak için başlarını açıp, açmayanları “fitneci” ilan ettiler. Yine süreç devrede.

 

Özgürlük ve haysiyetlerini süreçlere kurban eden zavallılar yönetici elitistler tarafından mankurtlaştırılmaya çalışılan gönüllü kölelerdirler…

 

Komisyon Başkanı İhsan Şener’e “Güneydoğu’da en az iki bin kişi ile görüştüm, sadece iki kişi bana Uludere’yi sordu.”  dedirterek Roboski’yi unutturma çabasına girdirende sürecin kendisidir.

 

Öyle bir süreçtir ki bu, birkaç gündür Dicle Üniversitesi’ndeki karşıt görüşlü öğrencilerin çatışmasını kontrol edilemeyen birkaç gencin kavgası olarak yansıtan ve arka planındaki derin sosyolojiyi okutamayan/okutturmayan. Her iki tarafı da mobilize ederek kitlelere deli gömleği giydirilmeye çalışılan. Toplumla gerçek arasına “süreç ve düzen” adına statükonun dilini hakim kılmaya çalışıp kitleleri silikleştiren, koskoca bir yalana ikna etmeye çalışılan… Kozasından çıkmayı başararak güneşe uçmayı hedefleyen kelebeği kozasında yaşamaya mahkûm bırakan…

 

Eğer bir cemaatteyseniz cemaatin yanlışlarına ses çıkarttığınızda, eğer kadınsanız eşinize, babanıza, abinize ya da erkek egemen zihniyete itirazınız, eğer siyahsanız beyaz olana itirazınız, eğer farklıysanız tüm aynılara itirazınız sizi “fitne” sebebi yapar. “Fitnecisiniz” zira düzeni bozuyorsunuzdur; aynıyı, ezberi, çoğulu, tek rengi, hakim dili, otoriteyi, alışkanlığı, yalanı, büyüyü… “Fitneci” olmak Malcolm X olmaktır, yoldaşlarınız tarafından hunharca öldürülmek. “Fitneci” olmak Ebu Zer olmaktır kendinden olana hakkı haykırabilmek...

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.