23 Eylül 2018, Pazar

Üst Menu

Gezi ve Mazlumder'deki İktidar Seviciler (2)

Gezi ve Mazlumder'deki İktidar Seviciler (2)

Bir başka iktidar sevici tutum kendisini Gezi olaylarında başörtülü kadın üzerinden gösterdi. Hatırlarsınız eylemlerin ilk günlerinde başörtülü bir kadının çocuğu ile birlikte tartaklandığı iddiaları vardı. Bu olay elbette ki fazlasıyla üzerinde düşünmeyi ve sert bir eleştiriyi hak ediyor. Ancak bu olay üzerinde yürütülen nefret söylemleri ve toplumu kutuplaştırma hamlesi bizzat iktidarın kendisi tarafından yürütülüyor. Nitekim Başbakan’ın Gezi’deki kalabalığa karşı evlerindeki yüzde elliye işaret etmesi, “milli iradeye saygı” mitingleri yapması, halkın değil polisin yanında durması toplumu kutuplaştıran bir siyasi basiretsizliğin tezahürüdür. 

 

Ve yine her eril iktidarın yaptığı gibi kendi otoritesini kadın bedeni üzerinde var etme çabası. Başörtülü kadına yapılan muameleyi tüm Gezi eylemcilerine mal ederek, Gezi’deki kitlenin savunduğu değerleri itibarsızlaştırma çabası. 10 yıllık iktidarı süresince başörtüsünü anayasal güvence altına almayan ve yönetim kadrolarında başörtülü kadına çok az yer veren, “başörtülü aday yoksa oyda yok” kampanyasını başlatan başörtülü kadınları azarlayan bir hükümetin Başbakanının Gezi eylemcilerine 28 Şubat’ta neredeydiniz demeye hakkı var mıdır? Başörtüsü yasağı nedeniyle eğitim hayatına 12 yıl ara vermek zorunda kalan biri olarak neredeydiniz sorusunun cevabını ben biliyorum. Gezi eylemlerinde yer alan duran adam Erdem Gündüz, Alper Özgen ve bazı başı açık kadınlar derslere başları örtülü olarak girerek başörtülü kızların yanında durmuşlardır. (*) Aynı şekilde İnan Keser dindar biri olmamasına rağmen 28 Şubat sürecinde protesto amacı ile sakalını kesmemiş hakkında soruşturma açılmıştır. Evet, o dönemde birçok feminist gruplar ve sol örgütlenmeler başörtüsüne özgürlük bildirgelerine imza atmadılar belki ama içlerinde vicdanı ve ahlakı esas alan insanlarda vardı. Ben ve benim gibi daha birçok başörtülü buna şahittir. Ve bu şahitliği bugün borç olarak gördüğüm için bu yazıyı kaleme alıyorum.

 

Ve kendini iktidara teslim eden başörtülü kadınlar, siz uğrunda mücadele vermediğiniz, şahitliğinizi gerçekleştirmediğiniz sürece başörtüsü ve iktidar hastalığına yakalanmış zihinleriniz hiçbir zaman özgür olmayacaktır. Eğer iktidar size partilerinin bu gerekçeyle kapatılmayla karşı karşıya kaldığını söylerlerse, onlara bu halkın özgürlük uğruna kapatılan bir partiyi daha yüksek oranlarla yeniden iktidara taşımayı bildiğini anlatmalısınız…

 

AKP kabul etsin ya da etmesin bugünkü siyasal başarısının büyük bir bölümünü kadın kollarında aktif olarak çalışan başörtülü kadınlara borçludur. Hiçbir şey olmasa bile alanlarda çalışan bu kitlenin emeğine karşı duyması gereken vefa borcundan hareketle başörtüsü serbestisini yasalarla güvence altına almak zorundadır. Başörtüsü deyince bize sürekli sabırlı olmamız gerektiğini söyleyen siyasal iktidara ve İslamcı iktidar sevicilerine sesleniyorum: Sayın sayınlar! “Biz kamusal alana başımızdaki örtümüzle çıkıyoruz sabırla değil. Ve sabır üniversite kapılarındaki zihni kelepçeli nöbetçilerinizi geçemez.”

 

Bu yüzden sevgili devlet aklı ve sevgili iktidar seviciler! Artık başörtülü kadınlar adına demeçler vermekten, onları iktidarınızı meşrulaştırmak için araçsallaştırmaktan ve bizleri kamplaştırmaktan vazgeçin. İlla bir şey yapmak istiyorsanız, 10 yıllık iktidarınızdaki ezici çoğunluğunuzla başörtüsünü anayasal güvence altına alın, başörtülü organik aydınlarınız ve medya patronlarınızı bizim adımıza konuşturmayın, başörtüsünü politik bir malzeme olarak kullanmaktan vazgeçin…

 

 (*)http://www.radikal.com.tr/hayat/basortulu_kizlarin_okula_girememesini_zulum_olarak_goruyorduk-1138274

 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.