20 Eylül 2018, Perşembe

Üst Menu

Görünür Olan Kopuş

Görünür Olan Kopuş
Son iki yıllık süreçte ivme kazanan ve 7 Haziran seçimleri ile görünür olan en önemli gerçeği ya kimse söylemiyor ya da söyledi de ben okumadım:
 
Kürtler ve Türkler, bir birleri ile yaşamayacak kadar artık düşünsel/duygusal olarak kopmuş durumdalar. Bugüne değin bir çok "sıradan vatandaş"tan duyduğum "artık beraber yaşamak mümkün değil" saptaması bir tesadüf değildir. Gerçekten de iki farklı dünya, iki farklı sosyo-politik ve iki ayrı siyaset dünyası artık görünür oldu.
 
Bu "görünür oldu" ifadesi benim için önemlidir çünkü esasen bugün hissedilen kopuş, zaten gerçekleşmiş olan bir kopuşun sadece gün yüzüne çıkmasıdır. Türk egemenlik sisteminin kimi Kürtler'de yaşattığı yanılsamalardan ötürü açıkça gözlenemiyordu. HDP'ye akan Kürt oylarının temel sebebi budur ve birileri ne diyorsa desin HDP'yi bu yere getiren Kürt milliyetçiliğidir. Ama bundan sonrasına taşıyacak olan şey nedir bilemem.
 
Kürtler ile Türklerin bu kopuşunu görünür kılan ve sağlayan temel şey, ironik bir biçimde İslamcılık payesi ile yürürlüğe sokulmuş Türk Muhafazakarlığıdır. Hatta daha da zorlayarak İslam'ın kendisidir diyebiliriz. Bir zamanlar Kürtler ile Türklerin birlik ve bütünlüğünü sağladığı varsayılan temel amil nasıl ki "İslam" idiyse bugün de bunu bozan temel amil yine İslam'ın kendisidir.
 
Dindar Kürtler, toplumda “İslamcılk” payesi ile malum çevrelerin, mevcut egemenlik sisteminin ve en nihayetinde Kemalist siyaset realitesinin dışına çıkamadıklarını gördüler.
 
Burada bozulan "birlik" ve "beraberliğin" efendi-köle ilişkisinin kamufle edilmiş hali olduğunu söylememe sanırım gerek yok. Bu kopuş mukadderdir/idi. Çünkü eşitsizliğe ve haksızlığa dayanıyordu.
 
Kürtler, kendini önemli ölçüde İslam'a nisbet ederek muktedir olan AKP'nin bütünüyle egemen ahlakına bulaştığını gördüler. Kürt dindarların çoğu kendini İslam'a nisbet eden bu iktidarın, bürokrasi ve medyasının İslam ile münasebetsizliğini gördüler.
 
Türkler, sisteme rıza göstermedikleri zaman en fazla sistemin değişimi için gayret gösterirler. Ama Kürtler, Türkiye'de ve diğer dört parçada sistemden razı olmadıkları vakit ondan kopmayı düşünürler. Bu, iki halkın siyaset sosyolojisinin, imkanının ve siyaset aklının basit bir sonucudur. 
 
Bu imkan, akıl ve sosyolojiyi bilemeyen veya bilmek istemeyen kalem erbabının, süreci sadece provokatif ve de operasyonel yaklaşımlar ile izaha kalkması ise, Türk aydını ve kalem erbabının onulmaz ve de eğitim ile elde edilmiş cehalet biçimlerinden biridir.
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
29.Temmuz.2015 Çarşamba
25.Mart.2015 Çarşamba
11.Ekim.2014 Cumartesi
12.Ağustos.2014 Salı
28.Temmuz.2014 Pazartesi
05.Mart.2014 Çarşamba
23.Haziran.2013 Pazar