17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Hatice İslamoğlu ve diğerleri! İhsan hoca’yı savunmak kimin haddine

Hatice İslamoğlu ve diğerleri! İhsan hoca’yı savunmak kimin haddine

Türkiye dindar camiası tarihte hiç olmadığı kadar, son üç yıldır büyük bir ayrışma ve ihtilaf içerisinde.

 

Kendi siyasal ve zihinsel kodlarından farklı olanlara karşı maalesef camiamız içinde, derin tahrifatlar ve tahripkarlık artarak devam etmekte.

 

Bir cuntacı zihniyeti ile herkesin kendi renklerinde, kendi kodlarında olmalarını isityorlar.

 

Bu zihniyete sahip olanlar, tarih içinde her ne kadar, Allah’ın kitabımızda insanlar için ısrarla vurguladığı, emrettiği ‘Düşünmez misiniz? Akletmez misiniz?’ ayetlerini yok edemedilerse de, fiilen bu emirlere karşı, bireysel veya kurumsal anlamda oluşturdukları statükoları korumada ki gayretleri çok hazindir.

 

Yılların marjinalliğini, ancak statükolara eklemlenerek gidermek kompleksinden olsa gerek, muhalif kalabilme, düşünerek farklı duruşlara sahip olabilme yetilerini hala kaybetmeyenlere karşı acımasızca, etik ve ahlak kuralları tanımadan en haşin bir şekilde saldırmaya devam ediyorlar.

 

Son günlerin hedef tahtasında ki isimlerden biri İhsan Eliaçık hoca oldu.

 

Kendi durdukları çizgi ve cepheleri içinde olmayanlara da yaptıkları gibi İhsan hoca için yapılan saldırı furyasına katılmayıp, şöyle en ufaktan da olsa ‘durun! Ne yapıyorsunuz?’ diyecek olanlara bile en galiz ifadeler ile yaptıklarına, yazacaklarına, insanları pişman edip, sindirmeye çalışıyorlar.

 

28 Şubat’ta kartel medya’nın yaptığını, bugün bizim mahallenin marjinalleri yapıyor.

 

İhsan hoca için yazdığı en naif ve özleştiri duruşunu da vurguladığı yazısı sebebi ile özellikle bazı haber sitelerinde ağır ithamlara maruz kalanlardan biri de sevgili hocalarımızdan Mustafa İslamoğlu'nun kızı Hatice İslamoğlu Erdem oldu.

 

Edebe yakışmayan ifadeleri, yazanların belki hayatlarında muhatap olamadıkları kadar, Hatice İslamoğlu genç yaşına rağmen nefes nefes, adım adım Kur’an okulu olan bir ev atmosferinde yetişmiştir.

 

Kur’an’ın anlaşılması ve yaşanması, vahyin, İslami gelenekte yok sayılmasından sonra, zihinlerde yeniden hayat bulmasına emek veren İslamoğlu ve Eliaçık gibi Kur’an emekçilerinin yanında, Kur’ani anlamda ellerini bir zerre miskal taşın altına koymayanlar, hangi ehliyet ve hak ile insanlara ayar vermeye çalışıyorlar?

 

Her birimizin, her birinizin olduğu gibi yanlışları yok mudur onların? Elbette vardır ve insan olmanın gereği de olacaktır. Fakat Kur’an ile en sıradan şekilde bile muhatap olanlar,  bir sorumluluk bilinci içindedirler ve asla lalettayin konuşup yazanlar gibi olmaları güçtür.

 

Hatice İslamoğlu’na yapılan eleştiriler de, Eliaçık hoca için ‘her eyleme katılırdı’ sözüne bile yaşı ile ilgili usulsüz eleştiriler göze çarpmakta.  Bir insanın, sizlerden biraz daha fazla bilgiye sahip olması için sadece aynı memleketli olması bile yetmez mi?

 

Mezhepsel veya felsefi anlamda ‘masumiyeti’ kabullenmezken, yaşayan kahramanlarınızın, liderlerinizin ve dahi kendinizin, masumluğunuzu, nasıl da meşrulaştırdığınızı görmüyor musunuz?

 

Söylenen her sözü, yazılan her kelimeyi üstünüze almakta ve saldırmakta ne kadar da mahirsiniz.

 

Hatice İslamoğlu Erdem’in yazısına yapılan seviyesiz ve önyargılı eleştirilerden bir cümlede:

 

 ‘Bazı Müslümanlar telaşla, acıyla, yeise düşerek "bu adam naslarla oynuyor, dinin temellerini tahrip ediyor, vahyi bulanık hale getiriyor" diye uyarılarda bulunuyorlar.  Bir kısım insan da kalkıp, "ne var bunda, onun söyledikleri içinde de haklı olduğu yönler yok mu, kimin her söylediği doğru ki, biraz tahammüllü olalım, bu kadar sert olmayalım" türünden itidal çağrıları yapıyorlar!  Suphanallah! Din bu kadar ucuz mu? Allah'ın kitabı sizin serbestçe fikir yarıştırdığınız egzersiz kitabınız mı? Sizin için vahyin belirleyiciliği, kudsiyeti, ciddiyeti bu kadar basit mi?’ denmektedir.

 

Kendinizin doğru yolda ve yanılmaz olduğunuza dair gaybi bir bilgiye sahipsiniz de biz mi bilmiyoruz?

 

Sizler gibi düşünmeyen, olaylara farklı bakan ve farklı duruşları olanlara saldırmayı, her kelime ve sözlerini hesaba çekmeye, hangi hakla kendinizi ehliyetli görüyorsunuz?

 

Bu hal ve hareketleriniz ne kadar da ‘Ferisi ve Saduki’lere benziyor.

 

Onlarda kitap ehli ve dindar idiler ama gerçeği okuyamıyorlar ve bilip bilmeden saldırıyorlardı.

 

‘Vahiy’ sadece sizlerin algılayabildiğiniz veya anlayabildiğinizden mi ibaret?

 

İslam’a zarar verme kriterlerini sizler mi belirliyorsunuz? İslam ve Kur’an, bir kimsenin babasının malı mıdır ki önüne gelen zarar, ziyan tespiti yapıyor?

 

Yoksa o zarar dediğiniz, sizlerin kapitalist ihalelerinize, ilişkilerinize işaret etmesinden ve zarara uğramaktan korktuğunuz ticaretiniz, rantınız ve konumlarınız olmasın?

 

İnsanların hayatlarının bir yerlerinde mücadele ve eylem içinde olup olmadıklarını siz mi tescil edeceksiniz?

 

Farz edelim ki; o günlerde ‘Katil ABD, işbirlikçi AKP’ diye sloganlar atarken, bugün ABD, İsrail ve işbirlikçileri ile aynı cephe de ve onlara toz kondurmayanlar yok mu aramızda? Var elbette.

 

Neymiş efendim İhsan hoca Taksim’de namaz kıldırmış. Kandil kutlamış.

 

Derdiniz nedir sizin?

 

Namaz kılınması mı? Yoksa namazın Taksim’de kılınması mı?

 

Cuma’yı kılmıyorsa bile, meydanda gençlerle kılması, halkın mübarek bildiği bir günü, kendisi kutlamıyorsa bile, gençlerle bu güne bir anlam kazandırarak, o günü değerlendirmeleri mi sizi rahatsız ediyor?

 

Sizler kendi mahallenizin dışında ki gençler ile bırakın birlikte olmayı, onlarla namaz kılmayı, onları bir kerecik dinlemeyi, anlamayı aklınızdan bile geçirdiniz mi?

 

Piyasa da Allah adına şarlatanlık yapanları bitirdiniz de bir İhsan hoca mı kaldı?

 

Sizin halleriniz, geçmişte yaşanan büyük fitne zamanlarını hatırlatıyor.

 

Sizlerin derdinizin, tepkilerinizin sebebi ‘VAHY’ değil siyasidir.

 

İttifak içinde olduğunuz güçler, nereden, nasıl bakmanızı salık verirlerse, öyle bakıyorsunuz.

 

İçlerinizde ki o baskın, otoriterlik zaaflarınız,  güçlü olanın yanında olunca, tam da bugünkü siyasal zeminde nasıl da kendini aşikar etti.

 

Liderlerimizi/ din adamlarımızı tanrılar edinmelim. 

 

Mazluma dini sorulmayacağı gibi, zulüm kimden geliyorsa gelsin sormayalım ve onu kimliği ile meşrulaştırmayalım.

 

Allah bizden ‘Adaleti ayakta tutmamızı ve adalete şahitlik yapmamızı istemektedir.

 

'Şu da bir gerçek ki, zalimler asla kurtulamazlar!' En'am 21

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.