19 Ağustos 2017, Cumartesi

Üst Menu

HDP Anayasa stratejisini yakında açıklayacak

HDP Anayasa stratejisini yakında açıklayacak
HDP'siz Anayasa yapım çalışması için bir araya gelen MHP, CHP ve AKP'den oluşan "Milli Mutabakat Cephesi"nin gerçek anlamda darbe karşıtı bir koalisyon olmadığını söyleyen HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, bu ittifakı "devleti paylaşma mutabakatı" olarak değerlendirdi ve bunun uzun süreli olmayacağına dikkat çekti. Sancar, HDP'nin yeni Anayasa konusunda uzun süredir bir çalışmasının olduğunu ve Anayasa stratejilerini de önümüzdeki günlerde açıklanacaklarını aktardı.
14 Ağustos 2016
-A +A
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın CHP ve MHP'yi katarak oluşturduğu "Milli Mutabakat Cephesi" önceki gün yeni Anayasa yapım çalışmaları için bir araya geldi. Meclis'in üçüncü büyük partisi olan HDP'nin dâhil edilmediği Anayasa yapım çalışmasına dair görüşmeye Salı günü devam edilecek. HDP Mêrdîn (Mardin) Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi Mithat Sancar, HDP'nin saf dışı bırakılarak, yapılmak istenen Anayasa çalışması ve perde arkasını değerlendirdi.
 
'CHP, 1 Kasım'dan sonra AKP'ye ihtiyaç duyduğu her desteği sundu'
 
Sancar, "demokrasi" söylemlerinin yoğun olarak kullanıldığı bir dönemde HDP'nin bu çalışmaya dâhil edilmemesini ve bu konuda CHP'nin de AKP'nin politikalarına destekçi olma durumunu, şu sözlerle değerlendirdi: "15 Temmuz'dan sonra biraz daha belirginleşen bir durumla karşı karşıyayız ama başlangıcı 7 Haziran sonrasına dayanıyor. MHP zaten 7 Haziran'dan sonra AKP'nin bir parçası gibi davrandı ve bütün çabası da AKP'yi anti-Kürt bir politikada bir ittifaka ikna etmek üzerineydi. Cumhurbaşkanının da özellikle böyle bir tercihi olacağı belliydi. CHP de özellikle 1 Kasım'dan sonra Kürt illerindeki operasyonlar konusunda, dokunulmazlık gibi kritik meselelerde AKP'ye ihtiyaç duyduğu sundu. Çeşitli bağımsız gibi görünen konularda zaten birlikte hareket ediyorlardı. Fakat bu ayrı gibi görünen konuların temeli Kürt sorunuydu. Burada da bir milliyetçi eksen ortaya çıktı. Darbe girişiminin ardından da darbeye karşı durmak gerekçesi adı altında bir milliyetçi koalisyon oluşturuldu. Şu anda fiilen bir milliyetçi koalisyon ile karşı karşıya bulunduğumuz çok açık. Yenikapı mitingi bunun en net fotoğrafıydı. Bu koalisyon saraydaki liderler zirvesinde ilan edilmişti, net fotoğrafta Yenikapı'da ortaya çıktı."
 
'İttifaka darbe karşıtı koalisyon demek yanıltıcıdır'
 
Darbe girişimine ilk anda karşı çıkan bir parti olduklarını ve Meclis'teki ortak bildiriye kendilerinin de imza attığını anımsatan Sancar, buna rağmen ilk günden sistematik bir şekilde kendilerini dışlayama dönük bir politikanın devreye konulduğuna işaret etti. Sancar, darbe girişimi sonrası oluşturulan ittifakı gerçek anlamda bir darbe karşıtlığı koalisyonu ya da demokrasi koalisyonu olarak adlandırmanın yanıltıcı olduğuna vurgu yaptı. 
 
'İttifak devleti paylaşma mutabakatıdır'
 
Bu ittifakı, "MHP, CHP ve AKP'nin devleti paylaşma konusundaki bir mutabakat" olarak değerlendiren Sancar, sözlerine şöyle devam etti: "Devlet mecburen yapıdan yapılandırılacak, başta yargı ve ordu olmak üzere birçok kurumda pek çok tasfiyeler yapıldı. Şimdi 'yeniden yapılanma' mecburiyeti söz konusu. Cumhurbaşkanının yeni ittifaklara ya da geniş ittifaklara ihtiyacı var. İçerde ve dışarıda kendini çok yalnız hissettiğini düşünüyorum. Bu zayıflığı gidermek için de diğer iki partiyi yanına almaya bir manevra yaptı. Bunda da başarılı oldu."
 
'CHP içerisindeki sıkıntılar büyüyecektir'
 
Bu ittifakın uzun vadeli olmadığını öngören Sancar, nedenini şöyle açıkladı: "Özellikle CHP ile AKP arasında Kürt sorunu dışında başka konularda ihtilaflar çıkacağını tahmin edebiliriz. Ayrıca CHP'nin yönetim organlarında ve tabanında da ciddi rahatsızlıkların olduğuna dair çok sayıda veri var. CHP yönetimi bu politikayı hem kamuoyunu da hem kendi tabanına açıklamakta çok zorluk çekiyor. Kendi içinde bu sıkıntıların büyüyeceğini düşünüyorum."
 
Kürt sorununda Kürtler olmadan bir çözüm arama
 
Darbe girişiminin ardından Türkiye'de yeniden yapılanmanın demokrasi ekseninde yapılması yönünde büyük fırsatların ortaya çıktığını anımsatan Sancar, bu fırsatın heba edildiğini belirterek, değerlendirmelerine şu sözlerle devam etti: "Bunu Meclis'teki dört partinin görüşmeleriyle yapmak en azından bunun denenmesi gerekiyordu. Biz bu dönem için geniş katılımlı, demokrasi ve özgürlük açısından asgari temellerde buluşmayı hedefleyen bir anayasa stratejisi zaten izliyoruz. Çözüme giden bir anayasa stratejisinden yanayız. O nedenle de mümkün olan en geniş mutabakatı sağlayacak yöntemlerin tercih edilmesini savunuyoruz. Üç partinin geniş bir mutabakata yetermiş gibi görünüyor. Ancak unutulmasın ki bugün Kürt sorununu ve Kürt sorununda en aktif kitleyi temsil eden parti biziz. Sadece Kürtleri değil aynı zamanda toplumda ötekileştirmeye maruz kalan kesimleri de biz en güçlü şekilde biz temsil ediyoruz. Bizim olmadığımız bir anayasa çalışması sadece 6 milyon seçmenin dışlanması anlamına gelmiyor. Ülkenin en temel meselesi olan Kürt sorununda da Kürtler olmadan bir çözüm arama anlamına geliyor. 'HDP'nin dışlanması değil, Kürtlerin dışlanmasıdır' diye okunmalıdır."
 
'Demokrasi yaratması mümkün değil'
 
Üç partinin sandalye sayısının Anayasa değişikliğini referandumsuz hayata geçirmeye yettiğini hatırlatan Sancar, ancak bunun sayısal olarak böyle olmasına rağmen nitelik açısından toplumun en kesimlerini ve sorununun dışladığı için bir barış ve demokrasi programı yaratmasının mümkün olmayacağının altını çizdi.
 
CHP'li Tezcan'a yakın dönemden ilkeli hatırlatma 
 
Üç parti temsilcisinin bir araya geldiği ilk görüşmede CHP'li Bülent Tezcan'ın "Meclis'teki tüm partiler bu sürece katılmalı" yönündeki değerlendirmesini samimi bulmadığını söyleyen Sancar, şöyle devam etti: "Eğer gerçekten bunu düşünüyor olsaydı görüşmelere başlamadan önce bu şartı koşardı. Şimdi Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun dağılması CHP'nin itirazları ve tutumuna dayanıyordu. Orada 'AKP'nin oyunlarına alet olmayacağız' gibi bir gerekçe kullanmışlardı. Demek istedikleri 'bu komisyon AKP'nin oyalamaca manevrasıdır, biz buna alet olmacağız' diye açıkladılar. Sonra komisyon dağıldı, bize soruldu 'üç parti olarak devam edilsin mi' diye. Biz de net olarak hayır Meclis'teki dört parti katılmadan biz katılmayız dedik. Üç partili bir komisyonla gerçekten geniş mutabakata dayalı anayasa çalışması yürütülemezdi. O nedenle de tutumumuzu net olarak bildirdik. Bugün CHP görüşünde samimi ise aynı şeyi söylerdi. CHP'nin buradaki tutumu ilkesizlik ve tutarsızlık doludur. Ülkede normalleşmeyi sağlayan bir fırsatın yakalandığını iddia ediyorlar; ama bizleri dışlama üzerinden bir normalleşmenin nasıl sağlanacağını anlatabilseydi. Tam tersine bizleri dışlayan bir politika sadece kutuplaşma ve gerilim yaratır." 
 
HDP, Anayasa stratejisini yakında açıklayacak
 
Sancar, buna rağmen kendilerinin uzun süredir bir Anayasa çalışmalarının olduğu bilgisini de vererek, "Anayasa stratejisinde öne çıkaracağımız temel ilkeleri de olgunlaştırmak üzereyiz. Yakın zamanda parti organları değerlendirip, kamuoyu ile paylaşma kararı alacak" dedi. 
 
HDP'nin tutumu ne olacak?
 
Söz konusu çalışmanın tamamlanmasının ardından taslaktaki taleplerin mutlaka kabul edilmesi ısrarında olmayacaklarını da sözlerine ekleyerek, tersine bir demokratik meşrutiyeti yüksek bir mutabakat metni ortaya çıkarmak adına yöntemler önereceklerini ve hedeflerinin demokratik meşrutiyeti güçlü bir barış ve özgürlük anayasası ortaya çıkarmak olduğunu kaydetti. 
 
Sancar, son olarak görüşmelerden uzlaşının çıkması ve değişikliğin Meclis'e gelmesi durumundaki tutumlarının ne olacağına da açıklık getirdi. Sancar, "Bir paket üzerinde uzlaşırsa, ilk olarak anayasa komisyonunda görüşülecek. Anayasa komisyonunda yerimizi alıp, görüşmelerimizi söyleyeceğiz. Genel Kurul'da eleştiri ve önerilerimizi dile getireceğiz" dedi.
 
Bu bağlamda, "Değişikliğin ilkeli olması durumunda destek sunar mısınız" sorusuna Sancar, "Biz ilke düzeyinde politikayı önemseyen bir partiyiz. Önerilerimize uygun değişiklikler gelmesi durumunda bunu değerlendiririz. Biz politikamızı oluştururken, 'bakın bunlar bizi dışlamışlar, biz de ona göre tepkisel davranalım' gibi bir tutumumuz yok" yanıtını verdi. 
 
 
(DİHA)