23 Temmuz 2014, Çarşamba

Üst Menu

Hizbullah Algısı ve Hüda-Par (1)

Hizbullah Algısı ve Hüda-Par (1)

Geçen gün Habertürk Televizyonunda Hüda-Par sözcüsü Said Şahin’i dinlerken aklıma 90’lı yılların HADEP’li yöneticileri geldi.

 
HADEP’li yöneticiler katıldıkları televizyon programlarında sürekli köşeye sıkıştırılırdı; ‘’PKK’yı terör örgütü olarak görüyor musunuz?’’, ’’ PKK’ya neden terörist demiyorsunuz?’’ türünden sorular HADEP’li yöneticileri fazlasıyla terletiyordu. 
 
Bu can sıkıcı sorulara yöneticiler barış ve kardeşliğin öneminden söz ederek cevap vermeye çalışıyordu…
 
Gelinen aşamada HADEP mirasını devralan BDP’nin de bu sorulara muhatap olmaya devam ettiği bir gerçek ama kimse terlemiyor artık. BDP’li yöneticiler geçmişte verdikleri bedellerin de etkisiyle hem Öcalan’ı hem de PKK’yi sahipleniyorlar. Kullandıkları argümanlar daha çok PKK ve Öcalan’ın taraf olacağı diyalog ve anlaşma zemini üzerine kurgulanmış…
 
Hüda-Par ise daha yolun başında, HEP’le başlayan Kürt parti serüvenini iyi incelemeli, çünkü benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalabilirler…
 
***
 
 90’lı yıllarda Hizbullah ve PKK’nin çatışmasından tamamı Kürt olmak üzere birçok insan yaşamını yitirdi.
 
Bu karanlık dönemde, adına ‘’ faili meçhul’’ denen binlerce cinayet işlendi.
Hizbullah yöneticileri o dönem için PKK’yi suçlayıp,’’ ilk eylemi onlar yaptı’’ , ‘’ Bizim çatışma niyetimiz yoktu, son çare olarak mecbur bırakıldık’’ deseler de iki tarafın da orantısız güç kullandığı biliniyor. O dönemde günde 4–5 insanın öldürülmesi çok sıradan bir hâl almıştı.
 
Mezar evler, domuz bağları, sorgular ve sokak ortasında yapılan silahlı eylemler Hizbullah’ın korku atmosferi oluşturmasına neden olmuştu. O dönemde namaz kılan bazı dindar insanlar dini vecibelerini yerine getirirken tuhaf bir şekilde, ‘’ ben de Hizbullah(çı) olarak algılanır mıyım’’ diye ya namazı terk etti, ya da gizliden ibadetini yaptı. Akrabaları veya partilileri öldürülen bazı Kürtler ise dine tamamen mesafe koyma yoluna gittiler. Bu ilginç aksülamel veya haletiruhiye o dönemin ayrıntılarından…
 
Hizbullah’ın silahlı eylem dönemi 2000 yılında, Beykoz’da örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürülmesinden sonra fiili olarak sona ermiş, örgüt PKK’nin 5 yıl boyunca uyguladığı ateşkesle oluşan huzurlu ortamda birçok dernek kanalıyla sivilleşme dönemini başlatmıştır.
 
Hizbullah’ın avukatlarından Hüseyin Yılmaz’ın öncülüğünde, 2004’te kurulan Mustazaf-der’le sivilleşme dönemi resmen başladı diyebiliriz. Daha önce Hizbullah davasından cezaya çarptırılmış kişiler, Cezaevi çıkışlarında Mustazaf-der’e katılıyor, derneğin her türlü çalışmalarında aktif olarak rol alıyorlardı. Bu durum Hizbullah – Mustazaf-der arasındaki fikri paralelliği de göstermesi bakımından önemli…
 
Kapatılan Mustazaf-Der’in düzenlediği mevlit mitingleri, sohbetler, basın açıklamaları ve yardım çalışmaları ile belli bir kitleselleşmeye vardıkları aşikâr.
Mevlit mitingleri Hizbullah-Mustazaf-Der’in kitleselleşmesinde ciddi anlamda etkili oldu.
Dini ritüellerin Doğu’da her zaman rağbet gördüğü düşünüldüğünde Mustazaf-Der’in kalabalık mitinglerinin kendisi açısından ne kadar isabetli bir strateji olduğu ortaya çıkar.
 
Kitle iletişim araçlarını iyi kullanan Mustazaflar, haftalık bir gazete, haber ajansı, radyo ve uydu üzerinden yayın yapan bir televizyona sahip.
 
Kapatılan Mustazaf-Der’in başkanı Hüseyin Yılmaz ve Said Şahin’in öncülüğünde kurulan Hüda Par, şimdiden birçok tartışmanın konusu olmuş durumda. Tartışmaların ana ekseninde şu sorular var: ‘’Hüda-Par Hizbullah’ın siyasi kanadı mı?’’ 
 
‘’Hizbullah, Hüdar Par’la tamamen sivilleşip siyaset sahnesine mi inmek istiyor?’’
 
Kuşkusuz, bu soruların cevapları çok hayati…
 
Hüda-Par siyaset yelpazesinin neresinde duracak?
 
Partinin sözcüsü Said Şahin’in tarifinden anladığım kadarıyla, Hüda-Par hem Kürdilik yönü olan hem de dini talepleri/hassasiyetleri olan bir çizgide olacak.
 
Parti sözcüsünü Televizyonda dinledikten sonra bende oluşan ilk kanaat; Hüda-Par’ın tıpkı PKK-BDP’nin amaç/felsefe uyumu gibi, Hizbullah’la uyumlu olduğudu gerçeği…
BDP’yi PKK’nin ‘’legal kanadı’’ , ‘’ siyasi uzantısı’’ olarak görenler Hüda-Par’ı da Hizbullah örgütünün siyasi kanadı olarak göreceklerdir.
Kanaatimce PKK’yle olan ‘’ilişkiden’’ dolayı kapatılan partiler (HEP, DEP, HADEP, DTP) gibi Hüda-Par’a da Hizbullah’la arasına mesafe koymaması durumunda ‘’kapatma şantajı’’ yapılacaktır.
 
Hüda-Par’ın, sistem/statüko eleştirisi göz önünde bulundurulduğunda HEP’le başlayan Kürt parti geleneğindeki partiler gibi baskıya maruz kalması şaşırtıcı gelmeyecektir bana.
Umarım herhangi bir baskıya maruz kalmaz Hüda-Par. Demokratik zeminde siyaset yapmak istediklerine göre kendilerine her kesimden şans verilmeli.
 
Hizbullah algısı ve Hüda-Par'la ilgili yazımın ikinci kısmında AKP,   BDP-PKK,  Hizbullah-Hüda-Par'a, daha huzurlu bir ortamın oluşması için  naçizane bazı önerilerim olacak.
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.