20 Haziran 2018, Çarşamba

Üst Menu

Hizbullah Algısı ve Hüda-Par (2)

Hizbullah Algısı ve Hüda-Par (2)

İlk yazımda Hüda-Par’ın HEP’le başlayan Kürt parti geleneğindeki partiler gibi bir takım sıkıntılarla karşılaşabileceğini, Hüda-Par’a şans verilmesi gerektiğinden söz etmiştim.

İkinci yazımda bazı önerilerle beraber,  Hizbullah–Hüda-Par ve PKK–BDP çevresinin yeni bir sayfa açması gerektiğine değineceğim. 
 
Faaliyetlerini daha çok Batman, Diyarbakır, Urfa, Adana ve İstanbul’da yoğunlaştırma sinyali veren Hüda-Par,  BDP ve AKP’nin yarıştığı Doğu illerinde bu iki partiye rakip olacak gibi görünüyor.
BDP tabanından oy alma gibi bir iddiası bulunmayan Hüda-Par daha çok AKP’yle ilgili hayal kırıklığı yaşayan mütedeyyinlerin oylarına talip görünüyor.
Hüda-Par, dini hak ve özgürlüklerin AKP tarafından yeterince karşılanamadığı kanaatinde. Bu noktada AKP’ye yükleneceğini kestirmek zor değil. 
Daha önce Kürdilik yönü neredeyse hiç olmayan Hizbullah-Mustazaf-Der çevresi son yıllarda bu alanla da ilgilenmeye başlamıştır. 
Teorik olarak dini ve Kürt meselesiyle alakalı talepler tüm Kürtlerin hoşuna gitse de Hüda-Par’ın ciddi bir güven sorunu yaşayacağı anlaşılıyor. Çünkü Hizbullah’la adlarının bir şekilde anılıyor olması onlar için artı değil eksi bir faktör.
 
Hizbullah’ın uzun yıllar avukatlığını yapan Hüseyin Yılmaz’a göre bu cemaat/örgütün terör örgütü listesinden çıkarılması gerekiyor. Yılmaz, örgütün silahları gömdüğünü, Beykoz operasyonundan sonra (2000 yılı) herhangi bir silahlı eylem yapmadığını, dolayısıyla PKK’ye önerilen silahların bırakılması şartıyla siyaset yapma önerisinin Hizbullah’a da yapılması gerektiğini düşünüyor.
 
Peki, Sayın Yılmaz’a sormak gerekir; Hizbullah-BİM (Basın irtibat merkezi) açıklamalarına ne diyecek kendisi? 
Hizbullah’ın, başta Yüksekova’daki hadise olmak üzere değişik olaylar vesilesiyle ‘’misilleme hakkımızı saklı tutuyoruz’’ açıklaması ne anlama geliyor?
Evet, Yüksekova’da Mustazaf-Der gönüllüsü Ubeydullah Durna katledilmiştir. Bu saldırıyı herkim yaptıysa kınanmalıdır. 
PKK’nin bu saldırıyı üstlenmemesi akıllara iki tarafı birbirine düşürmeye çalışan şer odakları mı var sorusunu gündeme getiriyor.
Hizbullah’ın yaptığı ‘’ misilleme hakkımızı saklı tutuyoruz’’ açıklaması tedbir amaçlı blöf olarak da değerlendirilebilir. Ama böyle değerlendirmeyen kesimler Hizbullah’ın bir gün yeraltından silahları çıkarabileceğini hesaba katarak temkinli davranıyor.
 
Hizbullah’ın yaklaşık on iki yıl silahlı eylem yapmadığı düşünüldüğünde kendisini neden feshetmediği sorusu da akıllara geliyor.
Hüseyin Yılmaz, devletten Hizbullah için bir af ve siyaset yapma olanağının tanınmasını istiyor.
Bence bu talepleri gayet normal ve olması gereken…
Evet, devlet Hizbullah üyeleri için siyasi af çıkartısın.
Hizbullah üyeleri gelip normal hayata karışsın; siyaset, ticaret, gazetecilik vs. yapsın…
Yıllarca korku atmosferinde yaşamaya zorlanan, katledilen, yerinden yurdundan ettirilen halk Hizbullah’ı affedebilecek mi peki?
Bunun olabilmesi için kapsamlı bir helalleşmenin olması gerekiyor…
Helalleşme zemini için Hizbullah’ın yaptığı katliamlarla ilgili bir özeleştiri vermesi başlangıç için gerekli.
Evet, PKK tarafından da Hizbullah’a karşı birçok eylem yapıldı. Misilleme mantığı/meşru savunmayla izah edilemeyecek bazı eylemler PKK’nin de özeleştiri yapmasını gerektiriyor.
 
 
Uzun zamandır PKK ve Hizbullah arasında bir çatışma olmamasına rağmen, bir gün çatışma olma ihtimali bile bölge halkını germeye yetiyor.
Bu ihtimalin bertaraf edilmesi için PKK ve Hizbullah Yöneticilerinin süresiz çatışmasızlık veya mümkünse kalıcı bir barış kararı alması gerekiyor.
 
Hüda-Par, Hizbullah’ın olumsuz imajını dikkate almalı…
 
Hizbullah’ın geçmişini tertemiz gösteren yaklaşımlarından vazgeçmesi gerekiyor.
Bölge insanı Hizbullah'ın devlet/JİTEM tarafından kullanıldığını düşünüyor. Bu çok yaygın bir kanaat.
Bu kanaat ve din algısına verdiği tahribattan ötürü bölge insanı bu örgüte oldukça soğuk...
Bağımsız bir anket şirketi Doğu’da bir anket çalışması yapsa…
Deneklere Hizbullah dönemiyle ilgili anahtar birkaç sözcük sorsa, verecekleri cevapları ben söyleyeyim; Mezar evler, domuz bağları, sokak infazları, takarof tabanca, sığınaklar vs…
Hizbullah yetkilileri bu tespitleri sübjektif bulabilirler… Hüda- Par, bu konuda bir anket yaptırsın mesela…  
Hüda-Par’ın Kaderi Hizbullah algısının değişmesine bağlı. Hüda-Par yetkilileri Hizbullah’ın olumsuz imajını sağlıklı bir şekilde kavramak istiyorsa anket ve benzeri bir takım çalışmalar yapmalı. Mesela,  bölgenin aydın ve kanaat önderleriyle sağlıklı bir diyalog gerçekleştirebilirlerse imajlarının ne kadar bozuk olduğunu fark edeceklerdir.
 
Gerginlikten uzak, huzurlu bir ortamın olması için bölgedeki oyunculara naçizane bazı önerilerim var…
 
 
PKK-BDP’ye öneriler:
 
-Hizbullah – Hüda-Par çevresiyle görüşülmeli, karşılıklı özür ve helalleşme alınmalı. Bu söylediğim önerinin iki taraftan da hazmedilmesi biraz zaman alsa da olmayacak şey değil…
-Gerginlik üreten her türlü demeçten kaçınılmalı.
-Sokakta gösteri yapan gençler zapt edilmeli; Hizbullah/Mustazaflar/Hüda-Par mekânlarına yapılan/yapılabilecek saldırılar önlenmeli.
-BDP’li yöneticilerin Hüda-Par çevresiyle diyaloga geçip nezaket ziyaretleri yapması.
 
Hizbullah – Hüda-Par’a öneriler:
 
-Hizbullah,  kamuoyuna kapsamlı bir özeleştiri/tövbe yapmalı.
-Hizbullah, geçmişiyle ilgili kamuoyunda bir tövbe beklentisinin olduğunu ciddiye almalı.
-Mağdur edilen ailelerden helallik alınmalı.
-BDP çevresiyle diyaloga girmeli, nezaket ziyaretleri yapmalı. 
 
AKP’ye öneriler:
 
-AKP hükümeti, ‘’Hizbullah/Hüda-Par benim dindar Kürt kitlemin oy’larına talip’’  deyip baskı uygulamamalı.
-Hizbullah’ın tamamen siyasallaşması/sivilleşmesi için Oslo benzeri bir görüşme zemini hazırlamalı.
-AKP, Hüda-Par’lıları seçim sandıklarının güvenliği konusunda bir koz olarak görmemeli.
-Sistemin, daha önce Kürt partileri için uyguladığı baskıcı yöntemleri Hüda-Par’a uygulamaması.
 
PKK’nin silah bırakıp siyaset yapmasına sıcak bakan Sayın Başbakan, aynı krediyi tamamen sivilleşmek isteyen Hizbullah’a da tanımalı.
 
Dini hassasiyetler ve Kürt hakları konusunda birbirini etkilkeyen PKK ve Hizbullah bazı noktalarda aynılaştı aslında… Bu farklı bir yazı konusu, şimdilik geçelim…
 
PKK-BDP ve Hizbullah-Hüda-Par ortak noktaları olmasına rağmen ittifak/işbirliği yapmayacaklardır, ama medeni sınırlar içinde farklı birer aktör olduklarını pekâlâ sindirebilirler… 
 
Çatışmalı dönemden, STK’lara, oradan da siyasete girmeye çalışan Hizbullah’a tüm kirli geçmişine rağmen bir şans verilmeli; bunun zemini bulunmalı. Mahkeme-i Kübra’ya bırakılacak bazı hesapları dünyada göremeyeceğimize göre daha huzurlu bir yaşantı için diyalog kurulmasından başka çare yok.
Doğudaki aktörler bir kez olsun şaşırtır bizi umarım…
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.