23 Temmuz 2018, Pazartesi

Üst Menu

Hrant ve Siranuş canlarımın anısına…

Hrant ve Siranuş canlarımın anısına…

Duydum ki sen de gitmişsin Siran kuyriğim…

Hrant ahpariğime kavuşmuşsun, buluşmuşsun seni çok seven eşinle…

Neden hep iyi insanlar terk eder bizleri?

Neden bırakırsınız bu Dünyayı kötülerin eline?

Sizi son ziyaretimde çaylarımızı balkonda içerken, dostluğumuzun güvenliğinde nasıl da dertleşmiştik en mahrem konularımızı anlatarak birbirimize…

Gelin gittiğim evin mal sahipleriydiniz…

Bu nedenle beni "Gelinimiz" diye tanıtırdınız hep.

Sevan yeni doğmuştu. Mamanı yeni kaybetmiştin sen Hrant ahpar…

Alis ve Kristin küçük birer çocuktular henüz…

Beni hiç yalnız bırakmadınız.

Ara çalıştığı için eve geç geleceği günler aşağıya, evime inmeme izin vermezdiniz.

Ara geldiğinde iznim vardı inmeye.

Kristin ya anahtarımı saklardı ya da kapınızı kilitlerdi evime inmemi engellemek için.

Ben giriş katta, siz ise bir kat üstümüzde otururdunuz.

Sahiplendiniz beni ailenizin bir ferdi gibi.

Sevdiniz beni… Saydınız...

Yanan sobanın önünde kurulan herkese açık bereketli sofralarınızda hep misafir ettiniz beni, gönlünüzün sıcaklığını da ekleyerek…

Kastamonu mutfağının belki de en güzel yemeği olan misohatslarını (etli ekmek) senin ellerinden yedim o buram buram güven, samimiyet, dürüstlük ve dostluğun en güzel paylaşımlarını yaşadığım gün ve akşamlarında canım Siran kuyriğim…

Gitmişsin sen de öyle mi?

 

Sen de gelin gelmiştin aynı mahalleye ben gibi…

Senin adını "Güzel gelin" koymuşlardı…

Haklıydılar. Çok güzel bir kadındın.

Yüreğinin asilliği ve insani duruşunla daha da bir güzelleşirdin…

Doğuştandı asaletin...

Hrant ahpariğimin bana " Benim dört çocuğum var.' deyişini hatırlıyorum.

Bir baba ve bir eşin sahip olması gereken tüm sorumluluk ve sevgiye sahipti.

Sizler için yapamayacağı fedakarlık yoktu.

Sen de bir kadının ve annenin sahip olması gereken tüm güzel değerleri doğallığının yapısında barındırıyordun…

Nasıl da çok sevdiniz birbirinizi…

Nasıl da güzeldiniz birlikte…

 

Ermeniler, Kastamonulu Ermenilere "Poşa" derler.

"Ermeni'nin çingenesi"dir onlar ve aşağılanan, dışlanan, küçük görülen insanlardır mensubu oldukları toplulukta. Özellikle erkekleri için "Kabadırlar" önyargısı hakimdir.

Hrant ahpariğim seni tanıdıktan sonra asla izin vermedim bu söyleme.

Öncelikle; mesleğin olan müteahhitlikte kullandığın malzemeye gösterdiğin özenle bir dürüstlük sembolü olmayı hakedendin…

Sen; tanıdığım en şefkatli, en anlayışlı, en hoşgörülü adamdın…

Sen; sevginin kopyası değil ta kendisi olandın…

Sen; Kastamonu'nun da, Hay'lığın da, İnsanlığın da yüzünü ağartandın…

Kızıl saçların…

Kızıl kaş ve kirpiklerin; ateşin kızılı olup düştü yüreğime, yakar da yakar…

 

Hani bekleyecektiniz dönüşümü?

Hani "Evimin kapısı her zaman sana açık. Sen bizim kızımızsın. İstediğin zaman gel" demiştin beni yolcularken kapıdan.

Memleketi terk etme kararımdan sonra veda ziyaretinde bulunduğum birkaç dosttan biriydiniz…

Hani bekleyecektiniz beni…

Hani buluşacaktık yeniden...

 

Neden beklemediniz dönüşümü?

O güzel yüzlerinizi göremeyecek miyim bir daha?

Sarılamayacak mıyım size?

Siran kuyriğim, Hrant ahparım ikinizi de çok sevdi bu "Gelin"

Son nefesime kadar da sevmeye devam edeceğim…

İkiniz de tanıdığım en güzel insanlardınız…

Gurbet özlemin ebesi…

Ölüm ise………

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları