25 Mayıs 2018, Cuma

Üst Menu

HÜDAPAR'ın rakibi BDP ve AK Parti

HÜDAPAR'ın rakibi BDP ve AK Parti
Yapıcıoğlu: Bize göre halkımız özellikle de Kürtler seçeneksizlikten iki parti arasına sıkışmış durumda idi. Artık Hüda Par var. Seçimlere girmemiz halkımızın işine yarayacak inşaallah.
16 Ocak 2014
-A +A

Röportaj: Behmen Doğu

 

Hüdapar Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu'na; Cemaat - Ak Parti krizini, Robosi katliamını, seçimi, Hüdapar'ın hedeflerini, BDP ile ilişkilerini ve partilerine yapılan dinlemleri sorduk.

 

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu, cemaat – Ak parti krizi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Bismillahirrahmanirrahim. "Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu" adını daha çok operasyonu planlayan ve uygulamaya koyanların kullanmayı tercih ettikleri bir isim. Yolsuzluk yok mu? Elbette var. Rüşvet olayları olmuyor mu? Çok fazla oluyor. Fakat son dönemde yapılan operasyonlar, emniyet ve yargı kullanılarak, siyaseten muhalif olanlara daha önce de çokça yapıldığı gibi siyasi bir operasyondur. Cumhuriyet tarihi boyunca yargı muhaliflere karşı bir silah gibi kullanılagelmiştir. Bu uygulamadan en fazla zararı da Kürtler görmüştür. Yolsuzluk ve rüşvet olaylarına karşı elbette yargı ve emniyet harekete geçmeli, suç işleyen kim olursa olsun hakettiği cezayı bulmalıdır. Şu anda yaşanan yargı ve yürütme erkleri arasında bir krizdir. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum ile bir anayasa değişikliği yapıldı.  Yapılan düzenleme ile HSYK'nın yapısı da değişti. Gerekçe ne idi. Yargıda kapalı devre bir kast sistemi var. Yargı vesayetinin sona erdirilmesi için bu değişiklikler gereklidir deniyordu. Bu gerekçeler haklı gerekçeler idi. Fakat sonuçta vesayet makamında oturanlar kaldırıldı ve yerlerine başka vesayetçiler oturdu ise sorun devam ediyor demektir. Yapılması gereken vesayetçileri değiştirmek değil, vesayeti sonlandırmak olmalıdır. Yargının bağımsızlığından daha fazla tarafsızlığı sağlanmalıdır.

 

Roboski katliamının 2. yılı da geride kaldı. Roboski katliamı hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Roboski, daha önce de Kürdistan'da benzerleri çokça yaşanmış, devlet eliyle yapılan vahşi bir katliamdır. Roboski katliamına ilişkin soruşturma iki yıl bekletildikten sonra askeri savcılık tarafından takipsizlik kararı ile sonuçlandırıldı. 20 yıldan fazla ceza avukatlığı yaptım. Binlerce iddianame ve takipsizlik kararı okudum. Ölümlü olaylarla ilgili olanların tamamında, olayda hayatını kaybedenler "maktul" olarak yazılır. Maktullerin yakınları da "suçtan zarar görenler" olarak tanımlanırlar. Roboski kararında ise katledilen 34 masum sivilden "Müteveffalar" yakınlarından ise "zarar görenler" olarak bahsediliyor. Aradaki fark önemlidir ve şimdiye kadar en azından benim takip edebildiğim kadarıyla hiç kimse bu noktadan olaya bakmadı veya dikkatlerden kaçtı. Ne demek müteveffa? Herhangi bir dış etken veya başkasına ait bir fiil olmaksızın kendiliğinden ve doğal sebeplerle vefat eden kişi. Maktul ise başkasının bir fiili ile hayatını kaybetmiş kişi demektir. Askeri savcı bu tanımlamayla şunu söylemiş oluyor. 34 Kürt köylüsü uçaklardan atılan bombalar nedeniyle ölmedi ki, onlar doğal nedenlerle kendi kendilerine öldüler. Böyle bir zihniyet nasıl adalet dağıtacak. Daha önce de zamanın İçişleri Bakanı "eğer ölmeselerdi, kaçakçılıktan yargılanacaklardı" demişti. İlk sorunuzla da bağlantılı olarak diyebilirim ki, taraflı yargı sorunu veya başka bir deyişle yargının tarafsızlığı sorunu her gün farklı şekilde karşımıza çıkıyor.

 

Birçok belediye başkan adayınızı tanıttınız. Hüda Par’ın yerel seçimlerdeki hedeflerini açıklar mısınız?

 

Zekeriya Yapıcıoğlu: Biliyorsunuz biz yeni kurulmuş bir parti olarak ilk defa bir seçime katılmış olacağız. Buna rağmen seçime katıldığımız yerlerde seçimi kazanmak hedefindeyiz. Bu azim ve kararlılığımız var. Yaptığımız seçim çalışmalarında da halktan büyük bir teveccüh görüyoruz. Kazanamayacağımız yerlerde de ciddi bir varlık ortaya koyup bir dahaki seçime inşaallah diyeceğiz.

 

''Asıl rakip'' olarak gördüğünüz bir parti var mı?

 

Seçime katılacağımız yerlerde aday gösterip seçime katılacak her parti siyasi rakibimizdir. Asıl rakip kim sorusu ise her bir seçim çevresi için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bir soru. Bu güne kadar adaylarımızı açıkladığımız yerlerden bazılarında AK Parti, Bazılarında BDP ve bir kısmında da her ikisi ile yarışacağımızı söylemek yanlış olmasa gerek.

 

Hüda Par ilk defa seçimlere girecek. Daha önce Mustazaf-Der’e gönül vermiş kişiler çeşitli partilere oy verdi. Bir kısmı oy kullanmadı. Mustazaf-Der çevresinin önemli bir kısmının önceki seçimlerde AK Parti’ye oy verdiği söyleniyor. Sizce de öyle mi?

 

Olabilir, ama bu konuda kesin bir şey söylemek de mümkün değil. Fakat şunu söyleyebilirim: Bildiğim kadarıyla Mustazaf-Der şimdiye kadar kurumsal olarak hiçbir partiye oy vermeye çağırmamıştır. Sadece 2010 yılının Eylül ayında  yapılan referandumda "Yetmez ama evet" demiş ve tabanını referandumda evet oyu kullanmaya çağırmıştı.

 

Parti olarak BDP ile ilişkileriniz nasıl?

 

Parti olarak herhangi bir ilişkimiz yok. 30 Haziran 2013 günü 1. olağan kongremizi gerçekleştirdik. Siyasi partileri davet ettik. BDP'yi davet ettik. Yurt içinden ve dışından bazı siyasi partiler kongremize geldiler, misafirimiz oldular. BDP ise gelmedi. Daha sonra bayramlaşma amacıyla BDP de dahil bir kısım siyasi partiden randevu talep ettik. BDP'den yine cevap gelmedi. Biz yokmuşuz gibi davranıyorlar. Dolayısıyla kurumsal olarak herhangi bir ilişki yok. Fakat kişisel bazı temaslar olmuyor değil. 

 

Hüda Par’ın seçimlere girmesinin BDP’nin işine yarayacağı, Ak parti’nin bölgedeki oylarında düşüşe neden olacağı, dolayısıyla partinizin AK Parti’nin lehine seçimlere girmemesi yönünde tavsiye, öneriler oldu mu size?

 

Ak Parti'nin tabanından bu tür iddiaların zaman zaman seslendirildiği oluyor. Fakat hiç kimse bize şu veya bu partinin lehine seçime girmeyin demedi, diyemez de. Biz, partimizi kurduğumuz gün deklere ettik, hızla teşkilatlanmamızı tamamlayıp yerel seçimlere parti olarak kendi logomuz ve adaylarımızla katılacağız dedik. Partimizi şu veya bu partinin ya da kişinin işine yarasın diye kurmadık. Halkımıza hizmet etmek için yola çıktık. Buna rağmen kirli bir propaganda yapılıyor. Siyasi çıkarları için halkımıza yalan söyleyenlerin yüzü kızaracak ve halkımız da kendilerini kandırmaya çalışanları utandıracak. Seçimlere girmemizin kimin işine yarayacağını seçimlerden sonra hep beraber göreceğiz. Bize göre halkımız özellikle de Kürtler seçeneksizlikten iki parti arasına sıkışmış durumda idi. Artık Hüda Par var. Seçimlere girmemiz halkımızın işine yarayacak inşaallah.

 

Hüda Par’a yönelik saldırı ve dinlemelerden şikayetlerinizi defalarca kamuoyu ile paylaştınız. Bu konularla ilgili farklı, olumlu gelişmeler var mı?

 

Olumlu hiç bir gelişme yok maalesef. Türkiye'de ne kadar kirli yapı ve odak varsa Kürdistan'da hepsinin uzantısı var. Bu odakların hepsi de bizimle uğraşıyorlar, uğraşmaya devam edecekler. Partimizi kurduğumuz gün de bunu biliyorduk. Bizim için sürpriz değil. Fakat herkes şunu bilsin ki, bu kirli yapılar ve çeteler hep birlikte hareket ederek üzerimize gelseler de bizi yolumuzdan döndüremezler, sadece azim ve kararlılığımızı artırırlar ve hak bir dava olduğumuzu ispat etmiş olurlar.

 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

 

Bütün halkımıza şunu söylemek istiyorum. Sizi kandırmaya çalışan, size yalan söyleyen kim olursa olsun size saygısızlık etmiştir, sizinle alay etmiştir. Saygısızlığı kabul etmeyin ve sizin için siyaset yaptığını iddia edenleri dürüst olmaya zorlayın. Halka yalan söyleyen ona her türlü kötülüğü de yapar. İnşaallah biz dürüst siyaset yaparak gerçek adaleti tesis etmeye çalışacağız.

Seçimlerin huzur ve sükunet içerisinde geçmesini, halkımıza ve ülkemize en hayırlı bir şekilde sonuçlanmasını diliyorum.