22 Şubat 2018, Perşembe

Üst Menu

Hüseyin Yılmaz: MİT-PKK görüşmelerini halkımızın hayrına olacağı için destekliyoruz

Hüseyin Yılmaz: MİT-PKK görüşmelerini halkımızın hayrına olacağı için destekliyoruz
Hüda-Par Genel Başkanı Hüseyin Yılmaz: Silahların susturulması ve şiddetin sonlandırılması noktasında MİT-PKK görüşmelerini olumlu bulmaktayız. Özellikle de coğrafyamızın ve halkımızın hayrına olacağı için destekliyoruz. Fakat bütün mesele PKK’nin silahsızlandırılması veya PKK’nin örgütsel çıkarları ve Öcalan’ın serbest bırakılması meselesi değildir.
14 Mart 2013
-A +A

BARIŞINI ARAYAN KÜRTLER - Yazı Dizisi-4 Bölüm

Hazırlayan: Behmen Doğu, Fatman Sancak, Züleyha Kahraman

"Tüm zamanlarda, en fazla ihtiyaç duyulan evrensel değer, elbette barıştır. Gelecek nesillere umutlar ve güzel bir dünya bırakabilmek; insan yaşamını tüm değerlerin üzerinde tutabilmekle gerçekleşir ancak. Yaşam hakkını kutsayarak, ölümcül şartları ortadan kaldırmak, barışa saygı duymak ve onu sahiplenmek insani bir görevdir.

Kutsal bildiğimiz ‘Barış’ı desteklemek amacıyla Kürt toplumundan her çeşit düşünceye yer verdiğimiz “Barışını Arayan Kürtler” yazı dizisini sizlerle paylaşıyor; barışa ve demokratik çözümlere katkı sunabilmeyi temenni ediyoruz.

Barışını Arayan Kürtler” yazı dizisinde; Kürt toplumunun kanaat önderlerinin, mevcut Kürt meselesinin tarihi sürecine ve günümüz şartlarının meseleye nasıl bir yol çizebileceğine dair fikirlerine yer verilmiştir."

 

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR)

Genel Başkanı

Av. Mehmet Hüseyin YILMAZ

Dayatılan Türk ulus devlet anlayışının sonucunda siyasi, kültürel haklar ve ekonomik yoksunluk nedeniyle oluşan bir meseledir”

1-Kürd Sorununu Nasıl Tanımlarsınız?

Dayatılan Türk ulus devlet anlayışının sonucunda siyasi, kültürel haklar ve ekonomik yoksunluk nedeniyle oluşan bir meseledir. Sistemin inkâr ve asimilasyon politikalarının sonucunda ortaya çıkan tablodur. Kürdlerin bir halk olmasından kaynaklı kültürel ve siyasi haklarına kavuşma mücadelesinin adıdır.

 

‘’Netice itibariyle silahların susturulması ve şiddetin sonlandırılması noktasında MİT-PKK görüşmelerini olumlu bulmaktayız.’’

2-MİT-İmralı sürecini, mevcut görüşmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerek içeride gerekse de dışarıda değişimler yaşanmaktadır. Buna bağlı olarak da dengeler değişmektedir. İslam coğrafyasında Türkiye’ye biçilen rol gereği ve yeni şekillenmeler olması için PKK’nin silahlı mücadelesinin sonlandırılması gerekiyor.

Süreç sadece içerideki aktörlerin değil dışarıdaki aktörlerin de talebidir. Bunu göz ardı etmemek gerek. Netice itibariyle silahların susturulması ve şiddetin sonlandırılması noktasında MİT-PKK görüşmelerini olumlu bulmaktayız. Özelliklede coğrafyamızın ve halkımızın hayrına olacağı için destekliyoruz. Fakat bütün mesele PKK’nin silahsızlandırılması veya PKK’nin örgütsel çıkarları ve Öcalan’ın serbest bırakılması meselesi değildir. Böyle bakılması son derece yanlış olacaktır.

 

Kültürel ve siyasal haklar ve statü için öncelikle Kürdler’in kendi iç barışını sağlaması gerekiyor.”

3-PKK, Kürt sorununun neresinde?

Silahın ve şiddetin muhatabı PKK’dir. Bu konuları ve PKK’nin silah bırakma karşılığında lideri ve üyeleri için pazarlık yapması/yapılması normaldir. Fakat Kürdler’in bir bütün olarak Kültürel ve Siyasi hakları söz konusu olacaksa, o zaman muhatap bir bütün olarak Kürd halkıdır.

Kürd halkının örgütlü yapıları taraf olarak masada olmalıdır. Kürd meselesi hakkında çalışmalar yapan, sorunlara çözüm üreten, halk üzerinde etkinliği ve yetkinliği bulunan parti, STK, kanaat önderleri, camia ve cemaatlerin de bu süreçte rol alması gerekir.

PKK, Kemalist rejimin yıllarca süren inkâr ve asimilasyon politikalarının ve ulus devlet projesinin neticesinde ortaya çıkmış ideolojik bir yapıdır. PKK'nin İdeolojik yapısını ve amaçlarını da gözardı etmemek gerekir.

Tek başına PKK'nin muhatap alınması halkımızı PKK'nin olmayan insafına terk etmek olacaktır. Kürd coğrafyasının PKK’ye ve onun ideolojisine teslim edilmesi Kürd halkına yapılabilecek en büyük kötülüktür. Sorunları bitirmediği gibi yeni sorunlar ve çatışmalar doğuracaktır.

PKK'nin, Kemalist rejimin yaptığının bir benzerini Kürdler’e yaşatmayacağının, kendi lider ve ideolojisini halka dayatmayacağının, farklı sesleri susturmayacağının garantisi yoktur. PKK bu konuda sabıkalıdır.

Toplumsal barış için toplumun farklı kesimlerinin sürece dâhil olması gerekiyor. Kültürel ve siyasal haklar ve statü için öncelikle Kürdler’in kendi iç barışını sağlaması gerekiyor. Bu haklar ideolojik yaklaşımların üzerinde olan haklardır. Hiçbir parti ve örgütün ideolojik çıkarlarına feda edilemez.

4-Mevcut konjonktürde silahlardan arındırılmış, barış temelli bir 'Kürt Baharı' olabilir mi?

Kürdler, halk olarak birliklerini ve iç barışlarını sağlamadığı sürece Kürd Baharı olmaz. Bu gidişle bir Kürd baharını öngörmemekteyim. Çünkü süreç derin yapılar, MİT ve PKK yetkilileri arasında yaşanmaktadır. Kürdlerin diğer örgütlü yapıları süreçten haberdar edilmemekte, süreç dışında bırakılmaktadır.

Şayet Arab Baharı benzeri bir şey kastediliyorsa, onun halk eksenli bir çıkış olduğu açıktır. Tek bir örgütle bahar olmaz.

Ama orta ve uzun vadede Türkiye’de de bir baharın yaşanacağını ve Kürdler’in de bunda etkin bir rol oynayacağını söyleyebiliriz.

 

Ayrımcılığa sebebiyet veren Ulus devlet anlayışı terk edilmelidir”

 

5-Sizce Kürt meselesi nasıl çözülür?

Gelinen süreçte dayatılan ulus devlet projesi çökmüştür. Devletin red ve inkâr politikaları bitme noktasına gelmiştir. Ancak asimilasyon, entegrasyon adı altında devam etmektedir. Sık sık verilen "Etle tırnak" misali Kürdleri Türklere entegre etme düşüncesinin yansımasıdır.

Şayet bu ülkede birlikte sorunsuz bir yaşam isteniyorsa, halkların kardeşçe bir arada yaşayacağı bir süreç arzulanıyorsa, kardeşliğin gereklerinin yerine getirilmesi lazımdır. Paylaşım ve temsiliyetin adalet ölçüleri içerisinde yapılması gerekir. Bu anlamda etnik kimliğe vurgunun yapılmadığı, hiçbir etnisiteye üstünlüğün tanınmadığı yeni bir anayasaya acilen ihtiyaç olduğu açıktır.

Ayrımcılığa sebebiyet veren Ulus devlet anlayışı terk edilmelidir. Etnik kimlikler anayasal güvence altına alınmalıdır. Farklı etnik yapıların bir arada yaşabilmesi için de, aynı inanca mensup olması hasebiyle sistemin İslam’la ve İslami değerlerle barışması gerekir.

Kürd meselesi; Kürdler’in kimliğinden diline, kültüründen siyasal statüsüne kadar her bakımdan Türk halkıyla eşit olması ve en az yüzyıldır yaşanan travmanın ve mağduriyetlerin telafisine ilişkin adımların ve tazminlerin gerçekleşmesiyle çözüm yoluna girecektir.

 

 

 

Yazı dizisi 8. gün Mücahid BİLİCİ

Yazı dizisi 7. gün Muhammed Sıddık Şeyhanzade

Yazı dizisi 7. gün Dicle ANTER

Yazı dizisi 6. gün Dengir Mir Mehmet FIRAT

Yazı dizisi 6. gün Hasip KAPLAN

Yazı dizisi 5. gün Mehmet Emin AKTAR

Yazı dizisi 5. gün İbrahim GÜÇLÜ

Yazı dizisi 4. gün Hüseyin YILMAZ

Yazı dizisi 4. gün Abdulkadir BADILLI

Yazı dizisi 3. gün Ahmet GÜNEŞTEKİN

Yazı dizisi 3. gün Yüksel AVŞAR

Yazı dizisi 2. gün Adnan FIRAT ve Nuşirevan ELÇİ

Yazı dizisi 1. gün Feridun YAZAR ve Ayhan BİLGEN