17 Eylül 2019, Salı

Üst Menu

İdamlar...

İdamlar...

Türkiye’de hayatın 12 yılı her açıdan Başbakanın belirlediği gündemle geçti. Gezi olaylarına kadar neredeyse ülkenin, vatandaşların, kurumların kuralları bile Başbakanın sözleriyle şekillenir oldu. Şimdilerde yakındıkları ‘’algı operasyonlarını’’ Türkiye’ye yerleştiren bizatihi hükümetin kendisi. Ve bunu hala iyi sürdürüyorlar. Ancak gezi direnişi ile beraber başbakanın bu büyüsü de, hakimiyeti de, gücü de kısmen efor kaybetti. Hatta 30 Mart yerel seçimlerine kadar başbakanın gündemde belirlemesi bir yana, kendileri açıktan açığa gündem oldu. Ve AKP iktidarının 12. yılında ilk kez bir yılın büyük bir kısmı Hükümetin aleyhinde geçti. Ancak Kürtler dışındaki muhalefet kesiminin, bu aralanan kapıdan faydalanma becerileri gelişmeyince seçim sonrası, Yolsuzluk gibi aleni bir durum bile iktidar tarafından bir tür aklanma ve tekrar gündemi kapma aracına dönüşüyor. İktidarın varlık nedenleriyle uyutulan toplum ve iktidarın gadrine uğrayan diğer siyasal kesimlerin acizliği Bölge ve Dünyadaki gelişmelere karşı tavır ve dikkat dağılmasına yol açıyor. Giderek tek akıl merkezinin kurbanı olan duyarsızlıklar toplumu ve iktidarın yedeğinde bir siyasal sahnenin oluşmasına tanıklık ediyoruz. Yani artık dünya gerçekliği, diplomatik, evrensel ve politik durumlar Başbakan ve iktidarının beklentilerine göre devletsel ve toplumsal bir kabul görüyor, görecek. Suriye’deki radikal azgın grupların desteklenmesi, bir yanıyla çözüm süreci, Rojava’da öldürülen  gençlerinin ölüm nedenlerinin bile yeterince tartışılmayışı ve Mısır konuları hep  iktidarın beklenti ve iktidardan beklenti bağlarının kurbanı. Aylar önce Mısır’da bir kardeş  yönetim vardı. Türkiye’nin dağı taşı Mısır’la doluydu. Unutulmaz bir kırılganlık örneği olarak diplomatik arşivlere girecek olan bu ‘’hassasiyet yitimi’’ şimdilerde başbakan iktidarının dengeler ve değerler konusundaki inandırıcılığına en iyi örnek. Bir kaç ay önce Ekranlarda Mısır’da öldürülen  genç bir kadın için, gözyaşlarını tutmayan Bir başbakanın empati-k sempatik sahnesi günlerce Şiir, Şarki duygusallıkları tonunda kullanıldı. Ancak aynı hükümetin aynı genç bayanın dava arkadaşları ya da kardeşleri için verilen 500’lük idam kararlarına ciddi bir tavır takınmayışı, hatta dillerine almamaya özenmeleri  ve Dış işleri işlemlerinin en görünmez kısmına itmesi, siyasetin sadakat harcının en güzel örneği olarak tarihe geçecek.

Her şeyin politik yakınlığa ve yatkınlığa göre belirlendiği iç siyasetle, idam gibi bir olgunun etrafımızda rüzgar gibi estiği şu  günlerde, kendisine hassas Müslüman, başkasına devletçi gerçeklilik olarak davranan  ‘babacıl bir lider’ iktidarının politik ilgileri bu aşamalardan sonra nasıl başkalarına saygı ya da onların varlığına tahammül ve garantör bir konuma evirilebilinir.

Yıllardır komşu İran’ın dizi dizi astığı Kürt siyasetçilerine içten içe alkış tutan Ankara’nın geleneksel tavrının yanına birde AKP’nin politik yakınlık, yandaşlık teorisini  eklediğimizde İran’da asılan Kürtler için hükümeti tavır koymaya çağırmak tam olarak neyle ifade edilebilinir. Kendi politik hassasiyeti yüzünden; bir zaman ki müttefikinin 80 yıllık davasının yerle bir edildiği sürece sessiz olan bu iktidardır. Ortaya çıktığı kadarıyla  sadece birkaç başlıkta olmayan petrol, altın ticareti, Kürt korkusu, cografik  fırsatlarla  ile ambargoyu delme  gibi  bağlar yüzünden bile İran’ı değil zorlaması, bugünkü yolsuzluk izlekleri sebebiyle İran’a  destek verme durumda. Kürtlerin idamının engellenmesini Ankara’dan beklemeye geçmek ya bir rüya, ya da derin bir güvenin yeni heyecanı olarak anlaşılabilir. Rabia işaretinin bir etiket yada siyasal manevra olarak meydanlara çıkarılmasından çokça faydalanan hükümet, aynı Rabia’nın Arkadaşlarıyla demir parmaklıklar ardında, Kedinin fare ile oynadığı gibi  oynayarak, idam cezası kesen tarafa ‘’pişt’’ diyemeyişini unutup İran’a ‘’bir saniye!’’ demesi beklenebilir mi?

İdamlar konusunda Kürtlerin acısı çok derin, Kürtlerin düşmanları onları hep darağacı ile korkutmuşlardır. İdam sahneleri Kürtlere iki devletin armağanıdır. İlki cumhuriyet yönetiminin istiklal mahkemeleri ki; PKK lideri Öcalan’ın varlığı dahi her defasında bu minvalde ele alınır. İdam bir yönüyle Kürtlerle egemen devletlerarasında bir tür ‘’Demokles’ın kılıcı’’ işlevinde tutulurken bu uygulamanın  İkinci tehditkârı İran’dır. Bu denli tarihi bir yara ve tehdidin ortadan kaldırılması ancak ve ancak kendi kendimize yapacağımız siyaset çalışmalarıyla bir sonuca varabilir. İdamı sokak gösterisine çeviren anlayışlarla birbirine ‘’ip taksimi’’ yapan anlayış arasında hiçbir güven farkının olmadığını en iyi Kürtler bilir. Kürtlerin boynuna geçirilen ipler hep ayni! Kürt gençlerinin idamına bahane arayan nedenler de hep ayni. Değişen tek şey ise idama giden Kürtlerin vasiyetlerinde diledikleri süreçlerin gerçekleşen direngenlikleridir. 2008’ de İran’da idam edilen ögretmen Ferzad Kemanger’ın vasiyetindeki bu sözler gibi.

‘’Ve kalbimin, ondaki bütün sevgi ve tutkuyla birlikte bir çocuğa bağışlanmasına izin verin. Nereden olacağı hiç fark etmez; Kaaron banklarında, Sabalaan Dağı yamaçlarında, Doğu Sahara kenarlarında veya Zağros Dağları'ndan güneşin doğuşunu seyreden bir çocuk. Tek istediğim isyankar, kıpır kıpır kalbimin, benden daha isyankarca kendi çocukluk arzularını aya ve yıldızlara ifşa edecek ve onlara sonradan bir yetişkin olarak ihanet etmeyeceğine dair onları tanık tutacak bir çocuğun göğsünde atmaya devam etmesidir. Tek istediğim, kalbimin yatağa aç giden çocuklar üzerine sabrını kaybeden birinin göğsünde; "bu yaşamda en küçük arzum bile gerçekleşmeyecek" diye yazan ve kendisini asan Haamed'in –benim on altı yaşındaki öğrencim- hatırasını kalbimde canlı tutacak birisinde atmaya devam edebilmesidir.’’

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

30.Ocak.2016 Cumartesi
27.Kasım.2015 Cuma
16.Ekim.2015 Cuma
16.Eylül.2015 Çarşamba
13.Temmuz.2015 Pazartesi
07.Temmuz.2015 Salı
01.Temmuz.2015 Çarşamba
18.Haziran.2015 Perşembe