25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

İhanet, Ölüm Döşeğindeki Barzani ve Yükselen Kürdistan

İhanet, Ölüm Döşeğindeki Barzani ve Yükselen Kürdistan

Amerika’nın Kürt politikası üzerine bazı araştırmalar yaparken, bir vefasız Amerikalı diplomatın (James Akins), Kürt halkının yegane kahramanlarından biri ve belki de en önde olanı olan Molla Mustafa Barzani ile ilgili bir röportajına denk geldim.

 

Röportajı yapan Kürt-Amerika ilişkilerine sözü getirip sorduğunda, 70’li yılları Irak’ta geçirmiş bu diplomat aynen şöyle diyor:

 

“Ben bu meseleyi diplomasi tarihimizin en utanç duyulacak hikayelerinden biri olarak kabul ediyorum.”

 

Kürtler her defasında bana geldiğinde onlara dedim ki siz çok iyi insanlarsınız, inanılmaz iyisiniz, ve haklarınızı almayı hak ediyorsunuz ancak benim size hiçbir söz verecek durumum yok. Söz verseydik Türkler ve Farslar kalp krizi geçireceklerdi ve biz onları kaybetmeyi göze alamadık, özellikle de Türkleri. Çünkü onların kontrolünde daha büyük Kürt nüfusu var.”

 

Bu zat Molla Mustafa Barzani’den bahsederken yerin dibine batıyor ve başta dönemin dışisleri bakanı olan Henry Kissinger olmak üzere menfaatperest Amerikalı siyasetçilerin bir milletin kahramanını ve kaderini nasıl etkilediğini pişmanlıklar içinde kalarak anlatıyordu.

 Gözyaşları içinde kalarak okuyorum.

Sonra aynı gözyaşlarım benim bu satırları yazmama bir türlü müsaade etmiyor ancak onun baş ucuna oturmuş ve son nefesinde bu ölümsüz kahramanın acılarına eşlik eden bir evladı olarak “yazmalıyım bu yazıyı” diye zorluyorum kendimi.

 

Amerika, insan oğlunun nefsinin ve menfaatperstliğinin devletleşmiş hali.

 

Kendi menfaatinden başka hiçbir şeyi esas almayan, binlerce insanı bir varil petrole satabilen amansız bir vahşi kapitalizmin merkezi.

 

Kürdistan, Amerika için her zaman bölge devletlerinin önüne, hiçbir zaman eksik olmayan köpeklerin önüne atılan bir parça etten başka bir şey ifade etmemiş bu zalim devlete.

 

Yakın zamanda konuştuğum bir professor, Kürdistan’ın Amerika için şimdi de başta Türkiye olmak üzere, İran, Irak ve Suriye’deki menfaatlerini koruması için bölge devletlerinin yağmasına açılmış bir sofra olduğunu teyid etmişti.

 

Ve Kürt tarihinin en büyük kahramanlarından biri Molla Mustafa Barzani, dünyanın ters dönen çarkının bu menfaatperest devletin elinde olduğunun bilinci ile bu vahşi canavarı kendi yanına çekmek veya en azından Kürtlere zarar vermemesi için ne kadar çaba sarfetmişti.

 

Ölmeden önce kaderi, onu hayatının son nefeslerini tüketmek üzere onu ve milletini bölge devletlerini kontrol etmek için yem olarak kullanan Amerika’ya göndermişti.

 

Kanser teşhisi ile, hayatının son demlerini geçirdiği, ihanetin en büyüğünü gördüğü bu topraklara yani Amerika’ya denize düşenin yılana sarılması misali  Kürt milleti ve Kürdistan için bir parça umudun peşine düşmüş ve amansız hastalığın pençesinde ölüm döşeğinde kahroluyordu.

 

Bütün ısrarlara rağmen hatıralarını yazmak istemiyordu.

 

Ona göre hatırmalanmaya değecek bir şey yapamamıştı.

 

Feleğin çarkının ters döndüğünü fark eden bazı insanlar ve düşman saflarında veya en azından vefasızlar cephesinde ismi yazılmaya layık bazı kişiler, bu kahraman yapılan haksızlık ve ihanetlerden utanarak Barzani’yi hayatını, mücadelesini yazmaya ikna etmeye çalışıyorlardı.

 

 

O hayatının son anlarında, hehangi bir yanlışlığın getirdiği pişmanlıklarının değil, fakat bölgesel ve uluslararası canavarların, onun en kıymetli varlığı olan Kürt ve Kürdistan’ı paylaşmalarının son nefeste sadece izleyicisi olmak zorunda kalmanın verdiği çaresizliklerinin önünde boyun eğiyor ve kendini başarısız bir lider olarak vasıflandırıyordu.

 

Onun şanlı hayatını bir nebze olsun kendi ağzından duyup kaleme almak için Barzani’yi ölüm döşeğinde bulup konuşmak isteyen bir Arap akademisyenin “lütfen hayatınızı bize anlatın, Irakla, İranla Türkiye, ile olan savaşınız, Rusya günleriniz ve uluslararası alanda mücaleniz sizinle birlikte ölmesin” ısrarlarına “hayır”cevabı vermiş ve hayatının son günlerinde kendi yalnızlığını kimse ile paylaşmadan bu dünyadan gitmeye hazırlanıyordu.

 

“Unutun beni” diyordu halkına.

 

Israr edenlere“Beni hatırlamanızı istemiyorum. Benim hatırlanacak, bu millete gurur verecek bir başarım olmadı. Ne yaptıysam, ne denediysem hepsi başarısızlıkla sonuçlandı. Milletimin beni hatırlamasını hak etmiyorum” cevabı veriyordu.

 

Bütün hayatını cephelerde, dağlarda, sürgünlerde geçiren, Mahabad Kürt Cumhuriyetinin bayrağını ilerde kurulacak olan Kürdistan için hep yanında saklayan, Kürtlere bağımsızlığın ve onurlu bir yaşamın yolunu açan mücadelesinin o günkü durumuna üzülen bu kahraman general, Kürtlerin en karakterli liderlerinden biri olan Molla Mustafa Barzani kendini ve mücadelsini hatırlamaya değer bulmuyordu.

 

Ey halkının hizmetkarı, değerli başkan Molla Mustafa Barzani!

 

Senin tevazun beni derinden sarstı, gözümden yaş akıttı ve günlerdir baş ucunda oturuyormuşçasına senin son günlerdeki ruh halin aklımdan çıkmıyor. Ancak biliyorum ki Kürdistan ve Kürtlerin tarih sahnesine bu kadar güçlü ve onurlu bir aktör olarak çıkmasının mimarı olarak, çocuklarını ve torunlarının özgür Kürdistanı inşasını ve bütün dünyanın onları alkışlamasını kabrinden gülerek izliyorsundur.

 

Sen kabrinde rahat uyu sevgili başkan. Pêşewa Qadi Muhammed’den aldığın bayrak şimdi özgür Kürdistan’da ve özellikle gözbebeğin gibi sevdiğin Kerkük’te dalgalanıyor.

 

Başta halkının cumhurbaşkanı Qadi Muhammed, bütün Kürdistan liderleri ve şehitleri ile birlikte mücadelenizle evlatlarınıza rehberlik yapmaya devam ediyorsunuz.

 

Siz “kimse beni hatırlamasın” demiş olsanız bile bu halk sizin yaktığınız ateşin aydınlığı ile özgürlüğe yürüyor ve size bir an bile unutmuyor.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.