22 Ekim 2017, Pazar

Üst Menu

İlkay Akkaya: Kürtlere anadilde eğitim hakkını talep ettirenler utansın

İlkay Akkaya: Kürtlere anadilde eğitim hakkını talep ettirenler utansın
İlkay Akkaya: Anadilde eğitim temel bir insan hakkıdır. Bu büyük haksızlık karşısında susanların, bu yasaya göre cezalar verenlerin utanç duyması gerek
04 Haziran 2013
-A +A
''Çözüm Sürecindeki Türkiye ve Kader Birliği'' Yazı Dizisi
 
Hazırlayan: Behmen Doğu
 
Binlerce insanın yaşamına mal olan bir iç savaş nihayet bitiyor.
 
PKK ve devlet arasında 30 yılı aşkın süredir devam eden düşük yoğunluklu savaş Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Newroz’unda yaptığı çağrıyla sona erdi.
PKK, liderinin çağrısına önce ateşkes sonra da geri çekilme ile olumlu yanıt verirken Hükümet de Akil insanlar projesiyle çözüm sürecinin ilerlemesi için destek sundu.
Hükümet, geri çekilen PKK gerillaları ile bir temas/çatışma yaşanmaması için son derece dikkatli davrandı. Aylardır bir can kaybının yaşanmaması, Ak Parti ve BDP’li politikacıların çözüm sürecine uygun tavır takınmaları toplumda kalıcı bir barış adına umut ve heyecanla takip edilmekte. Hür Bakış internet gazetesi olarak, içinde bulunduğumuz Çözüm sürecini, Akil insanlar projesini, PKK’yi, anadil hakkını ve yapılması düşünülen yeni anayasayı konuklarımıza sorduk. ‘’Çözüm sürecindeki Türkiye ve kader birliği’’ yazı dizimizin barışa, çözüm sürecine katkı sunması dileğiyle…
 
İlkay AKKAYA
İlkay Akkaya  - Sanatçı
 
Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
En başından beri demokratik çözümü savunan biri olarak, tabii ki çözüm sürecinden umutlu olmak istiyorum. Mecliste bu süreci geri dönüşsüz bir barış ortamına taşıyacak yeterlilik olmadığı ortada. Demokrat ve halkların kardeşliğinden yana tutumunu her zaman korumuş vekiller olsa da azınlıktalar maalesef. Muhalefetin çoğunluğu, bu ülkede yıllardır kanayan bu yaraya yaklaşımıyla, şiddet dilin kullanırken bir de sıkılmadan kardeşlik vurgusuna sarılmasıyla içler acısı bir durumda maalesef. İktidarın, barıştan söz ederken gündelik hayatın her alanında her gün yeniden ürettiği otoriter dil ve bunu pervasızca eyleme döküşü de eklendiğinde, eğer bir çözüm olacaksa bunun yalnızca demokrat ve gerçekten sivil güçlerin kararlılığıyla olacağı çok açık. Azınlık da olsak, yıllardır sürdürülmüş bir mücadele deneyimi var elimizde.
 
Akil insanlar projesi’nin çözüm sürecine etkisi nedir sizce?
 
Akil insanlar içinde birikimine ve samimiyetine inandığım kişiler de var. Nasıl bir çözüm istediğimize dair, birçok platformun hükümet dışı benzer çabaları oldu zaten bu güne dek. Bu konu özelinde de, ülkenin her tarafında nasıl bir ülke, nasıl bir kardeşlik istendiğine dair bir tartışma, söyleşi çalışmasının hiç kötü bir tarafı yok. Burada tuhaf duran nokta, düne kadar soruna savaşın diliyle, intikam ve Kürt düşmanlığıyla yaklaşan insanların da "Akil" kadrosunda olması ki bu da o kişilerin sorunu sanırım. Rüzgâr, rüzgârgülleri için esmez ne de olsa.
 
PKK silahları ebediyen nasıl gömebilir, bunla ilgili PKK ve devlete düşen sorumluluklar nelerdir?
 
Stratejiler konusunda uzman değilim. 
 
Kürtlerin anadilde eğitim talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Kürtlere, bunu talep ettirenlerin utanması gerek. Kürtçe şarkı söylemenin dahi yasak olduğu günlerde başladım şarkı söylemeye.1988 yılında, bu nedenle Kürtçe söyledim ve sonrasında yasaklı dönemler başladı, defalarca yargılandım, cezalar aldım. Anadilde eğitim temel bir insan hakkıdır. Bu büyük haksızlık karşısında susanların, bu yasaya göre cezalar verenlerin utanç duyması gerek. Göçmenlerin anadilde eğitim aldığı bir dünyada, kendi yurdunda bu hak için can pahası savaşmak zorunda bırakılmış bir halktan, özür dilemesi lazım devletin.
 
 
Kalıcı bir barış ve huzur ortamı için nasıl bir anayasa yapılmalı?
 
Ne kadar kısa olursa o kadar iyi olur. Tüm halkların, inançların, farklılıkların kendini güvende hissedebileceği, insan merkezli değil bütün türlerin korunduğu bir anayasa olmalı. Dünya üzerinde hayvanlarla, denizlerle, derelerle, ağaçlarla birlikte yaşıyoruz. Bu gözetilmeli. Sermayenin örgütlü gücü olan devletler bunu yapamaz. Ekonomik krizin derinleştiği ve bu yüzden yeni savaşlara gereksinim duyulan bir dünyada, taşeronların elindeki işçisi her gün iş cinayetlerine kurban giden, HES’ler için doğasını mahveden, nükleer enerji için kararlı, kadın cinayetlerini tırmandığı, gözaltında kaybolanların faillerinin elini kolunu sallayarak gezdiği, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmadığı, Cem evlerinin ibadethane sayılmadığı, Madımak’ın faillerinin serbest kalmasının "Hayırlı Olsun"la kutlandığı, biber gazından onca insan hayatını kaybetmişken fütursuzca biber gazı kullanılan,3. köprü, Gezi Parkı, kanal projeleri ile görgüsüzlüğü tavan yapmış bir iktidardan demokratik bir anayasa beklemek safdillik olur.  Saydıklarımın olmamasının güvence altına alındığı bir anayasa olmalı.

 

 

Yazı Dizisi 1.Gün: İsmail Beşikçi

Yazı Dizisi 1.Gün: Ömer Faruk Gergerlioğlu

Yazı Dizisi 2.Gün: Vahap Coşkun

Yazı Dizisi 2.Gün: İlkay Akkaya

Yazı Dizisi 3.Gün: Hasan Kaya 

Yazı Dizisi 3.Gün: Erol Göka 

Yazı Dizisi 4.Gün: Meral Danış Beştaş

Yazı Dizisi 4.Gün: Şener Aktürk

Yazı Dizisi 5.Gün: Fazıl Hüsnü Erdem 

Yazı Dizisi 5.Gün: Zeynep Tanbay 

Yazı Dizisi 6.Gün: Seher Akçınar

Yazı Dizisi 6.Gün: Maya Arakon