23 Temmuz 2018, Pazartesi

Üst Menu

İnsan haysiyetinin kökeni

İnsan haysiyetinin kökeni

İnsan haysiyeti, insanın neşv u nema bulup gelişme hakkı ile ilgilidir. İnsan haysiyetinin temelinde insanın muhatap olması var. Muhatap olmak için irade sahibi olmak ve şahıs olmak gerekir. Şahıs olmak için de yüz’e ve vicdan’a sahip olmak gerekir. Bu özellikler insanda birikirken, insan da cüz’i (partiküler) olmaktan çıkıp külli (genel) bir mahiyet kazanır. Taş, bitki ve hayvan’dan insan’a olan bu yolculuk’da insan “duyarlı” hale gelir. Yani kendinin dışına çıkar. Demek ki varlığın insanda bir temessülü sözkonusudur. Varlığı temsil eden, bir şahit ve bir muhatap olarak insan kâinattaki varlıklardan biri, herhangi biri değildir.

Zikrettiğimiz bazı ifadeleri açalım:

Muhatap olmak, bir konuşmada/hitapta iki taraftan biri olmak demektir. Konuşmanın şartları vardır: Konuşma için irade(şahıs), akıl ve dil (hem mantık hem de nutuk yani logos) gerekir. Bunlara sahip olmayanlarla (konuşma) olmaz. Muhatap olmayan hükme maruz kalır. Muhatap olan ise seçme imkanı ve gelişme imkanına sahip olduğu için konuşma diyalojik hatta diyalektik bir angajman olarak bir maceradır. Sonu baştan belli değildir.

Muhatap’ın bir özelliği ise konuşma denen akışın başı veya sonu olması anlamında bitiş noktası olmasıdır.

Peki, insanın şahıs olması ne demektir? Şahıs varlıktaki bir odak noktasıdır. Varlığa ve varlıkta hitap “şahıs”adır. Zira sadece şahıs olan kabil-i hitaptır. Demek ki eşyaya hükmedilir iken, insana konuşulur. İnsanın doğa’nın dışında ve üstünde kalan kısmına seküler dilde kültür deniyor. Bu sanat, kemal ve faziletin ortaya çıktığı açık âlemdir. Plastiktir. Şahsiyetin oluşumu buradadır. İnsanın haysiyetli olması ile ilim, kültür ve evrenselleşmeyi birleştirmesi arasında bu yüzden bir bağ vardır.

Teşahhus diye güzel bir kavram var: Şahıslaşma, şahsiyetin/kim’liğin ortaya çıkması. Mesela hukukta muhatap olmak için şahıs olmak gerekir. Teşahhus’ta varlığın evrimi ve buluşması var. Tesahhusta esma (yani Allah’ın isimlerinin) birikmesini görüyoruz. Vücudun üstüne hayat, onun üstüne irade biniyor. Ve yüz ortaya çıkıyor. Yüzü teşhis ediyoruz.

Yüzinsan bedeninin en insan olan kısmı, bedenin en aşkın kısmıdır. Sima ile birlikte hitapkonuşma ve ahlak başlar (Levinas gibi düşünürlerin bu konuda değerli tespitleri var).

Vücudun şahıs haline gelebilmesi için sima sahibi olması gerekiyor. Yüz, vücudun evrenselleşme, kendi dışına çıkma düzlemidir. Duyular (görme, duyma, seslenme…) yüzde toplanmıştır. En önemlisi ise dil ve ifade simadadır. Duyular ve yüzünü kaybeden insan kendine mahkûm hale düşer, kendinin dışına çıkamaz. Evrensellik imkânından mahrum kalır.

Vicdan kapanamayan bir göz, bir bağlanma noktasıdır (öteye bağlanma noktası). Ötede kim var, bu tartışılır ancak vicdan bir açıklıktır. Vicdan, Hobbes’a göre birşeyi bilen iki kişiden biri olma durumunu ifade ediyor: bir tür ortak şahitlik, birlikte bilme (ingilizcede con-science). Hakikate sessiz bir sadakati ifade ediyor.

Vicdanirade ve şahsiyet sadece insanın kötülük yapmaması için değil, kötülüğün gelip insanın içinden geçmesini de engellemek içindir. Kötü bir elin tuttuğu bıçağın, o elin doğrayacağı şeyin bir lokantadaki ekmek mi yoksa bir işkencehanedeki insan bedeni mi olacağı üzerinde bir tasarrufu yoktur. Çünkü alettir. Yani iyilik de kötülük de gelip bıçağın içinden geçebilir. Ancak insan bu geçişe yani kendisinin bir cinayet aleti olarak kullanılmasına izin vermeme kabiliyetine sahip olduğu için vicdanını, aklını ve iradesini kullanmaya memurdur, yükümlüdür. İnsan olmak, vicdan sahibi olmaktır.

 

Not: Mücahit Bilici'nin yazısı Yeni Yüzyıl Gazetesi'nden alınmıştır

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları