21 Kasım 2017, Salı

Üst Menu

İslamcılık Üzerine (4)

İslamcılık Üzerine (4)

İslam; bugün itibariyle şiddet, terör, yıkım, vahşet ve katliamlarla sadece Müslümanları ve coğrafyamızı değil insanlığı tehdit eden eli kanlı gruplarla veya iktidar/egemenlik hırsı ile gözü dönmüş otoriter politikacılarla temsil edilmektedir. Sessiz, tepkisiz ve seyirci kaldıkça bu anlayışın daha geniş kitleleri etkileyeceği ve öfkeli kesimlerde kabul göreceği kesindir. Bu iki anlayışı da sorgulamadan İslam’ın öngördüğü hakikat yolunu bulmanın mümkün olmadığını düşünüyorum.

Farklı yöntemlerle dahi olsa bu iki kesim de, Allaha ait olan hükümranlığı kendisine ait zannetmektedir. Bunun için de yeryüzünün tümüne Cihad/Savaş açmayı ibadet sayan bir anlayışı ilelebet İktidar ve egemen kılmak gibi bir hedef uğruna mücadele etmektedir. Bu nedenle başta Müslümanlar için olmak üzere zamanımızın en büyük tehdidi;  Cihadı iktidar ve devlet olmak için bir SAVAŞ olarak gören ideolojik ve siyasal İslamcılıktır.

Şiddeti esas alan İslamcılığın devlet ideolojisi Milliyetçilik ve Ulusçuluktan farklı değildir. Ulusçuluk/milliyetçilik Batı da  “dogma din ruhbanlığına ve feodal aristokratizmine karşı verilen mücadele sonrası “devletin” ve “toplumun” merkezine inşa edilmiş ve kısa bir süre sonra birinci ve ikinci dünya savaşlarında milyonlarca insanın ölümüne ve yakın dönem katliamlara sebep olmuş sorunlu bir ideolojidir.

 

Oysa İslam Barış dinidir. Cihad emrini; Tevhid inancını yaymak, adalet ve barışı tesis etmek, Salih amel işlemek ve yeryüzünde Fitne kalmayıncaya kadar devamlı bir gayret ve mücadele içinde olmak şeklinde görür. Savaşı ise İnsan Hak ve Hürriyetleri için ve zalimlerin zulmünü ortadan kaldırmak için sadece Allah uğruna yapılmasını ister.(22/39-40)

 

Resul-i Ekrem (s) İslam tatbikatında Haksızlığa karşı Hakkı, Kötüye karşı İyiyi, Savaşa karşı Barışı, Zulme karşı Adaleti emreder. En büyük cihadı da “kendi nefsi ile mücadele etmek” olarak tanımlar.

 

İslamcılık ise bir Savaş ideolojisidir. Allah’ın Cihad emrini, Müslümanlar için iktidar olmak, iktidarı korumak, iktidarı alanını genişletmek ve iktidarını yeryüzüne hâkim/egemen kılmak için kıyamete kadar savaşı sürdürmek şeklinde yorumlar ve hayata geçirir.

 

Birbiriyle örtüştüğü için Siyasal İslamcılığı ideolojik İslamcılıkla birlikte kullanıyorum. Çünkü Siyasal İslamcılık, şiddeti yöntem seçen ideolojik İslamcılık gibi iktidar olma mücadelesini cihad olarak gördüğünden siyasi rakiplerini dahi düşman belirler ve onlarla mücadeleyi bir “savaş hali” olarak değerlendirir. Bu bağlamda “Savaş hiledir” mantığıyla ahlaki ve İslami kuralları ötelemeyi meşru sayar. Engel olarak gördüğü her şeyi, Müslümanlar da dâhil muhalif olan herkesi yok etmeyi cihadın bir gereği kabul eder.

 

Yıkmayı, yakmayı, öldürmeyi, çalmayı, hırsızlık, yolsuzluk, talan, usulsüzlük, hukuksuzluk gibi Allahın yasakladığı haram eylemleri meşrulaştıran fetvalarla mal-mülk-servet edinmeyi Cihad için zorunlu kabul ederler. Sonuç olarak, Kur’an’da sınırları çok net olarak belirlenmiş Helal-Haram alanları karıştırılarak Cihad adına İslami hayat bütünüyle kirletilmektedir.

 

Elinden ve dilinden İnsanların emin olduğu Müslüman”, İslamcı kimliği ile ne yazık ki insanlık için en büyük tehdit ve tehlike unsuru haline gelmiştir. Bu farkı anlayıp ayırımı doğru yapmazsak Allah indinde de, tarih ve insanlık nazarında da sorumlu ve suçlu duruma düşeriz.

 

Eğer Müslümanlar olarak Allahın dini olan İslam’ı doğru olarak düşünce ve yaşam merkezimize yerleştiremezsek, iktidar ve egemenlik hırsı ile politize edilmiş ideolojik ve siyasal İslamcılığın çok daha büyük tahribatlarıyla karşılaşacağımız kesindir.  Şayet sahih din batıl ideolojiyi yok etmezse, batıl ideoloji sahih inancı, dolayısıyla dini yok edecektir.

Bu yok oluş bizimle ilgilidir, kuşkusuz dinin sahibi Allah’tır, dinini koruyacaktır ancak dinin izzetinden uzaklaştıkça ideolojilerin ve politikanın zilletine mahkûm olacağımızı bilmeliyiz.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
08.Ağustos.2016 Pazartesi
01.Ağustos.2016 Pazartesi
17.Temmuz.2016 Pazar
11.Temmuz.2016 Pazartesi
04.Temmuz.2016 Pazartesi
27.Haziran.2016 Pazartesi
20.Haziran.2016 Pazartesi