21 Kasım 2017, Salı

Üst Menu

İslamcılık Üzerine (5)

İslamcılık Üzerine (5)

Bir sorgulama ve yüzleşme ihtiyacı gördüğüm için öncelikle ülkemiz ve coğrafyamız olmak üzere dünyanın siyaset merkezine yerleşen İslamcılık hareketine ilişkin düşüncelerimi paylaşmak istedim. Yüzleşirken aynayı başkalarına değil Müslüman olarak kendimize tutmaya çalıştım. Çünkü İslam iddiasıyla, Allah adına zorla otoriteler tesis edilmekte, Küresel güçlerin müdahalesiyle de öncelikle İslamcılar eliyle Müslümanlara zulüm edilmektedir.

 

Bugün itibariyle Müslüman coğrafyası, Küresel ve Yerel talan ve tahribatlarla adeta Moğol vahşetini yeniden yaşamaktadır. Moğol istilasını, “Müslümanların Kıyameti” olarak tanımlamayı fazla abartılı saymıyorum. Çünkü geniş bir coğrafyada, İslam ve insanlık için özellikle Müslümanlar eliyle hayata dair inşa edilen ne varsa yok edilmiştir. Bazı bölgelerde insan nüfusunun tamamı ortadan kaldırılmış, tarihe, sanata, kültür medeniyete ait her şey imha edilmiştir. Kütüphaneler, binlerce el yazma kitaplar, bilimsel eserler, camiler, kiliseler, havralar yakılarak ortadan kaldırılmıştır.

 

Bugün Müslüman coğrafyasında benzer bir kıyım, yıkım ve vahşetle karşı karşıyayız. Tarihimize ve medeniyetimize ait her ne varsa İşgalciler, işbirlikçileri ve İslamcılar eliyle yok edilmektedir. Daha vahim olanı İslamcılık ideolojisi; şiddet, terör, talan ile İslam’ın Rahmet yüzünü kirletmektedir. Bu ideoloji hem Müslümanlar arasında, hem Müslümanlar ile diğer dini unsurlar arasında, hem de insanlık âlemi arasında fitneyi, ayrışmayı, bozgunculuğu, düşmanlığı yaymaktadır. Bu yaklaşım en çok İslam’ın Adalet, Rahmet ve Barış yüzünün tamamen farklı anlaşılmasına sebebiyet vermektedir.

 

Küresel güçlerin coğrafyamızdaki işgallerin taşeron ideolojileri 20. Yüzyılda ulusçuluk ve milliyetçilik iken, 21.yüzyılın taşeron ideolojisi İslamcılık oldu. Daha açık bir ifade ile ulusçuluk, milliyetçilik gibi İslamcılık da bir bölünme, ayrışma, parçalanma, yıkım ve paylaşım projesine dönüştü. Demokrasi ve Arap Baharı kılıfı ile hazırlanmış Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) yerel baş aktörlerinin de “Dava Sahibi”, “Mücahid” İslamcılar olması hayal kırıklığının yanı sıra yüzkarası olarak da tarihteki yerini almıştır.

 

Batı istilasına karşı başlangıçta antiemperyalist bir hareket olarak ittihadı İslam hedefiyle ortaya çıkan İslamcılık, geldiği noktada Müslümanları yüzlerce parçaya bölmekle kalmamış, birçok bölgede Küresel güçlerle artık doğrudan işbirliğine girmiştir. Afganistan buna açık bir örnektir. Rus işgaline karşı şanlı bir cihad örneği veren Afgan Mücahitleri, zamanla özellikle Suudi Arabistan ve Türkiye dostluğu üzerinden Amerika’nın doğrudan güdümüne girdiler. Bugün Türkiye, Suudi Arabistan ve Katarın oynadığı rolü görmezden gelebilmek mümkün mü?

 

İslamcılığın bir medeniyet inşası olmadığı, tersine yıkım ve talan ideolojisine dönüştüğü açıktır.  Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de Terör ve şiddet eylemleriyle sayısız eser yakılıp yıkılırken, Türkiye gibi bazı ülkelerde de siyaset yoluyla tarihe ait ne varsa tahrip ve talan edilmiştir. İstanbul başta olmak üzere büyük rantlar uğruna yapılan imar değişiklikleri Müslümanlık şuuru değil İslamcılık ideolojisinin bir sonucudur.

 

İslam, savaş durumunda dahi talan, azgınlık ve aşırılığı yasaklarken, iktidar için her azgınlığı mubah sayan bir Müslümanlık olabilir mi? Ne yazık ki bu sorunun cevabı bugün için “Evet” olmuştur. Kaldı ki bu azgınlık ve tamah sadece siyasal ve ideolojik İslamcılar için değil, dernek, vakıf, cemaat gibi DİN üzerinden örgütlü kesimler için de geçerlidir.  Bu batıl gidişata dur demek için önce kendimizle ve Müslümanlığımızla yüzleşmek zorundayız. 

Müslümanlar olarak yüzümüzü Mezhepçilik, Cemaatçilik, Particilik, Milliyetçilik ve İslamcılıktan çevirip; Hidayet, Rahmet, Adalet, Ahlak ve Barış dini İslam’a (Allah’ın ipine) sımsıkı sarılmalıyız. Din merkezli yaşanan buhran ve bunalımı ancak böyle bir ihlâsla aşabileceğimize inanıyorum. Hiçbir cemaat, grup, parti, ideoloji DİN değildir, İslam’ı da, İslam’ın izzetini de temsil etmezler. Bu nedenle izzeti, kurtuluşu ideolojilerde değil İslam’da aramalıyız.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
08.Ağustos.2016 Pazartesi
01.Ağustos.2016 Pazartesi
17.Temmuz.2016 Pazar
11.Temmuz.2016 Pazartesi
04.Temmuz.2016 Pazartesi
27.Haziran.2016 Pazartesi
20.Haziran.2016 Pazartesi