20 Temmuz 2018, Cuma

Üst Menu

İstanbul İslamcılığı ve Kürdistan

İstanbul İslamcılığı ve Kürdistan

Bilindiği gibi geçen aylarda Türk medyasında bir İslamcılık tartışması yapıldı. Yazılanlara baktığımız zaman tartışmanın tamamen Merkez İslamcılığı ya da İstanbul İslamcılığı dediğimiz mecranın etrafında dolaşıp durduğunu görmüştük. Doğal olarak bütün bu tartışmalar yapılırken Kürt İslamcıların da eskiden olduğu gibi “nasılsa birileri bizim yerimize düşünüyor, artık bizim düşünmemize gerek yok” şeklinde düşüneceği bekleniyordu.

Tabi bu arada yaygın Türk medyasında yer almasa da Kürtlerin sınırlı ve az sayıdaki yayın organlarında uzun zamandan beridir sürmekte olan bir İslamcılık tartışması vardı. Bu tartışmalarda özetle; Merkez İslamcılığına (ya da İstanbul İslamcılığına) son derece esaslı eleştiriler yöneltiliyordu. Merkez İslamcılığının devletçi olduğundan tutun da neredeyse Kemalist olduğuna, en nihaye Türklerin ve Türk devletinin menfaatlerini ön planda tutmasından Kürdistan’ı tanımamasına kadar her türlü eleştiri yapılıyordu. Tabi yapılan bu tartışmalar ya Türk İslamcıları tarafından görmezden geliniyor ya da gerçekten görülmüyordu. Ta ki MAZLUMDER’in İznik’te düzenlediği ve katılımcılarının “marjinal” Kürt İslamcıları ile belli başlı orta kesim Türk İslamcılarının olduğu Kürt Sorunu Forumuna kadar.

Basından ve sosyal medya ortamından takip edildiği gibi yapılan tartışmalar Türk İslamcılarında ve bazı Kürt İslamcılarında adeta şok etkisi yarattı. Belki de ilk defa, yaşanan sorunun Kürt Sorunu mu yoksa Kürdistan sorunu mu olduğu İslamcılar arasında bu boyutta gündeme geldi. Buna karşılık kimi Türk İslamcıları Kürdistan sorununu küçümseyen ve marjinal birkaç kişinin düşüncesi olarak kabul eden yazılar yazarken, bölünmemek için Kürtlerin Kürdistan’ını tanımaktansa Türklüğünden vaz geçip Kürtleşmeyi önerenler bile çıktı. Bunu yanında Türk ve Kürt İslamcılarının hızla birbirinden ayrılmaya başladığı şeklinde tespitte bulunanlar da vardı. Ama hemen hemen hiç kimse Kürdistan gerçeğini tanımaya yanaşmadı. Ancak bu saatten sonra Türk İslamcıları ile Türk İslamcılığının etkisinde bulunan bazı Kürt İslamcılarının artık nur topu gibi bir Kürdistan sorunu olduğunu söyleyebiliriz.

Kürdistan kavramını kullanmak doğal olarak belli bir ayrılığı da ima etmektedir. Biz de İstanbul İslamcılığı Kürdistan’ın Neresine düşer? başlıklı bir yazı yazıp kendimize ait blogda http://abdulbasitbildirici.blogspot.com/2012/09/istanbul-islamciligi-kurdistanin_9.html adresinde yayınlamıştık. Bu yazımızın bir kısmında şu ifadelere yer vermiştik: Öyleyse geldiğimiz nokta itibariyle Kürt Müslümanlar ile Türk İslamcılar arasında bir ayrışmanın yaşanması şarttır. Çünkü bu noktada birlikte mücadelenin Kürtleri götüreceği nokta “alavere dalavere Kürt Memet nöbete” darbı meselinde belirtildiği gibi Kürtleri yine susturmaktan başka bir şey olmayacaktır. Kardeşlik ve birlik beraberlik şeklindeki iki çok anlamlı kelimenin ise Türkiye’de kirlendiği kadar kirlenen dünyada başka hiçbir yer yoktur. Buna rağmen kopmaktan kastım tarafların birbirine düşman olmasını gerektirecek bir kopuş değildir. Öncelikle örgütsel anlamda bir kopuş iki tarafın da yararına olacaktır. Yıpranmış, içi boşaltılmış, Kürtleri oyalamak için kullanılan kardeşlik kavramının yerini fiili komşuluğun alması gerekmektedir.”

 

Geldiğimiz nokta itibariyle gerçekçi düşünüldüğü zaman sorunun çözümü noktasında önümüzde iki seçenek bulunmaktadır.

Birinci seçenek; Kürtlerin her hangi bir statü sahibi olmadan, yapılacak yasal düzenlemeler ile her alanda eşit bir şekilde yaşamasıdır ki bunun muhâl (imkânsız) olduğu aşikârdır. Bu konuyla ilgili olarak da bir yazımız yayınlanmıştı. http://abdulbasitbildirici.blogspot.com/2012/09/her-alanda-esitlik-mumkun-mudur.html Bu yazıda kısaca ve özetle bunun neden imkânsız olduğuna değinmiştik.

İkinci seçenek ise Kürtlerin artık bir statü sahibi olmasıdır. Bu statü; içeriği çok net olmasa da Demokratik Özerklik, federasyon ya da bağımsızlık şeklinde açığa çıkacaktır. Yani her halükârda yönetsel anlamda fiili bir ayrılık şarttır. Bunun için de Kürt İslamcıları ile Kürt Müslümanların bir an önce İstanbul İslamcılığından ve bunun etkisinden kopması gerekmektedir. Çünkü İstanbul İslamcılığının Kürdistan kavramına tahammül etmesi varlık sebebine aykırılık teşkil edecektir. Bunu için de bu zihinsel ve örgütsel kopuş yaşanmadığı sürece belirtmiş bulunduğumuz gerçekçi çözümlere ulaşmak imkânsızdır.

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.