17 Eylül 2019, Salı

Üst Menu

Kırk Yedililer Kırk Yaşında

Kırk Yedililer Kırk Yaşında

C.Üster  bir kitap çevirisinde; '' Bütün kitaplar eşittir, ama bazı kitaplar öbürlerinden  daha eşittir.”diye  seslenir okura. Elbette sayısız kitap vardır  okur'un gönlünde, yaşam tahtında ölümsüzlüğün harika oyununu oynayan.Bir deniz misali dünyamız’ın kıyısında duran nice kitaplar var! Su uyur,düşman uyumaz saiki’yle bizleri yaşayabildikçe diri ve hisli olmaya sevk eden,Ruhumuzu,usumuzu tok tutan kitaplar!, Adlari yüzümüzü  gülümsetir,konuları aklımızı başımıza devşirir.Bitişleriyle bizi bir zaman sonrasının masalına sürükleyen!.Günümüzde, kitabın yeri tartışmalı bırakılmak istense de,teknolojinin mat ve hazır yiyiciliğine bolca davet edilsek de,kitap kitaptır ve başkadır. Ve sözcükler asla soğutulmaya yada dondurulmaya gelmez diyoruz yine de. Zira onların dolabı daima insan düşleri, yerleri ise  elin,emeğin ve çabanın yükseldiği kocaman beklenti merdivenleridir.Her şeyin unutulma ve harcanma tartısına kolayaca çekilmek istendiği günümüzde; her kitap saygı ile anılmayı gerçekten hak ediyor.Ama birde  ayrıcalığı ve edebi saygınlığı olan kimi kitaplar vardır ki; onlar ne ucuza alınabilir nede  satılabilinir. Onlar hep kendi yazım serüvenleri ve yazarlarının sırlarıyla ulaşmak ister geleceğe! işte Firuzan’ın Kırk Yedi’liler Kırk Yaşında adlı kitabı da böylesi bir kitap. Edebi yerini ve yazarının kabiliyetini hiç kırıp dökmeden, hedefinden sapmadan yazım yolculuğunu zaman karşısında parlatarak ilerleyen bir kitap.Sanırım her basımında Firuzan’ın, yazarlık gücü, üstünde ki tozu biraz daha atıyor. ve Kırk Yedi’liler ‘ın Kırk yıllık güzelliği de bununla beraber   daha göz alıcı, ilgi çekici ve okurun yanında biraz daha paha biçilmez hale gelecek.

Bir Türkiye masalı diyelim.Ninnisi,Ninesi,Torunu,emeği,toplumsal çelişkileri,siyasal dönem,sosyal ve insani gerçekliği ile  insana geçmişi fısıldayan bir masal! Acı uyandırıcı,kahredici,yürek dağlayıcı, hala aynı zihniyet, dedirten gerçekten kocaman bir roman !Anlatısının ve kahramanlarının  yer ve zamanın ara ara anlatım değiştirdiği Kırk Yedi’liler aslında değişik hayat  öykülerinin bir  fısıltısı. Öykü'nün tatlı anlatımından romana doğru tırmanan  kırılgan hüzünlü,iradeli  ve dokunaklı  bir edebi eser.

Bir Türkiye gerçeğidir Kırk Yedi’liler Kırk Yaşında. işkence,hapis,gözaltı,mahpusluk,korkular,tehditler,her türden ayırımcılık ve baskıcı faşist yöntemlerle el değiştiren ama asla akıl değiştirmeyen bir gerçekliğin Türkiye'si. Kahır ve karanlık dolu yılların edebiyatla ki buluşması  diyebiliriz. Ve Firuzan, bu kitabıyla bu karanlıkların çetelesini hayli derince tutarak ayrı değer katmış yazarlığına. İnsan ve hayatı birleştiren bir olgu olarak edebiyatın gücü bir kez  daha bu iddasını kanitliyor Kırk Yedi’liler de. Anamızın ak sütü gibi  temiz kalmakta ısrar eden  edebiyatın büyüsüne  halel getirmeyen kimi yazarların, ağırlığıyla da  bir kez daha karşılaşıveriyoruz. Coğrafik,siyasi,fikri ve fiziki,maddi,manevi, onalarca engelin bulunduğu ortamların kavuşma noktasını satırlarında yaratan nice yazar gibi; Firuzan’da,  Kırk Yedi’liler Kırk Yaşında ile hem Türk edebiyat tarihinin evrensel misyon modunu, hemde geleneksel değer ve  siyasal rejimlerin   gölgesindeki   geç  olgunlaşma sürecini  beraberce sorguluyor sanki. Türk edebiyatının durumunu   aydın ve aydınlanma üzerinde kurguladığı bu kitapla bir nevi devri aydınlanma kalıntılarına dünya evrensel çapta eleştirel  bakış ekliyor.  

Türk edebiyatının mecburi bir takım istikametler sonucu cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren girdiği tekil dùnya,hem edebiyatın özgün,özgür ve sınır tanımaz işlevini zedelemiş,hemde buradaki aydın ve aydınlanmanın toplumsal doğruları yazma,görme ve dünya’ya aktarma işlevini de  hayli geciktirmiştir.Görünmez güdümlerle yürütülen bir çok edebi çabanın zaman içerisinde; yazarını  yazımını ve toplumu ciddi şekilde yaraladığı  hala güncel bir tartışma iken,  Kırk Yedi’liler Kırk yaşında bu yanıyla bir tùr ara  ileti noktası olarak ta gorülebilinir.

Bu ileti noktası hem Firuzan’ın yazarlık serüvenini, bir çok açıdan edebiyatın genel seyri içinde ilkler ve ayrıcalıklara sahip oluşunda saklı galiba.Türkiye gibi bireysel,düşünsel, sosyal ve siyasal imkanların daima tehdit ve denetim altında olduğu bir ülke de bir kadın edebiyatçı olarak var olmanın kulvarını aralamak hiçte kolay olmasa gerek.Sadece yazmanın apayrı bir baskı sansür,izlenme,sürgün,tehdit ve tehlike unsuru olarak anıldığı bir ülke de kadın bir yazar olmak,üstelikte kendi varoluş alanında ilerlemek isteyen biri olmak, asla ve asla sıradan bulunamaz.Tarihinin çoğunluğunu topluma baskı, tekçilik ve  bağnaz kalıplarla örgülü bir düşün ve eğitim dünyası sürdüren bir realite de; özgürlüğü ve gerçekleri anlatabilmekse ancak ve ancak Firuzan gibi kendine özgù, yazarların cesaret ve edebi özgüvenine dayandirilabilinir.Edebiyatin bile özgürlüğünü ve gerçekliğini çok zahmetli ve geç kabul ettiği bir ülkedir Türkiye.Bunun için Türkiye de edebiyatın apayrı bir gelişim ve değişim serüveni söz konusu iken Firuzan'ın tek bir çocuk olarak başladığı  bu macera  beraberinde bir ülkenin hikayesinden  ayrı  ele alınamaz.

Firuzan ın iki açidan önemi var ;Ilki edebiyatta kendi pencerisinden açtığı manzara, diğeri ise kadın olarak yaşadıgı süreç.Daha önce Parasız yatılı,Sevda dolu bir yaz ve Ah Güzel İstanbul’la hatırlayıp okuduğumuz Firuzan, elbette her eseri ve konusu ile okurlarının nezdinede ki yerini daima yükselten bir yazar.Ancak hem Türkiye'nin son yarım asrına hemde günümüzün vardığı siyasal,kültürel ve sosyal değişimler açısından Kırk Yedi’liler romanı apayrı bir öneme sahiptir.Hem Roman’ın konusu hemde Romana esin kaynağı olan dönem belki de günümüze uzanan neden ve sonuçların ipuçlarını taşıma bakımından ayrıcalıklı.

Kırk Yedi’liler Kırk Yaşında kitabi, son Kırk yılın sosyal ve siyasal hatıralarına insanın en sade tarafından bir yaklaşım olarak bakılabilinir. Roman'ın asıl karakteri olan Emine'nın gözünden, dönemin Türkiye  gençlik devrimci hareketinin yapıp etmeleri ve karşılaştıkları insanlık dışı uygulamalar hakkında tarafsız ve gerçekçi bir yönlendirme yapan yazar, aynı zamanda ciddi bir sınavdan başarı ile çıkmasını bilmiştir.

 

Kırk Yedi’liler bir dönem olsa da, o dönemin hiç geçmeyen izleri   hala hayatımızın her alanında etkisini sürdürüyor.işkencenin  ve baskının hiç azalmadığı,faşizmin palazlandığı Türkiye de  tam da Kırk Yedi’lilerin doğumundan başlayıp, onlarca kuşağın acımasızca kurban edildiği günümüze kadar savaş ve devlet baskısının  kanıtlanmış  edebi vesikasıdır adeta. Toplumun bilinç derecesi ve sosyal hayatında açilan  yaralar hala kanamaya,kanatmaya devam ediyor.Türkiye devrimci hareketinin nirengi noktası olan Kırk Yedi’liler, her açıdan günümüzün ruh halini  biçimlendiren en güçlü sosyal ve siyasal refleks olarak varlığını koruyor. Sehven ve şeklen değişimi dillendiren Türk siyasal hayatının aslında bir faşist devlet kopyası olduğu, farklı düşünce ve kesimlerinse daima acımazsızca ve ilkesizce nasıl  hedef tahtası seçildiklerinin yazılı seyrini yansıtan en iyi anlatımlardan biri.

Özellikle Emine karakteri aracılığıyla, devrimci ve özgür iradesi ile düşünüp davranabilen özgür Kadın tartışmasını çokça dile getiren yazar, siyaset ve onun genel dalgaları içinde kadına dair önemli bir alan yaratarak bilinçli bir muhakeme oluşturuyor . “ kadınlık kolay değil Emine.insan kendini amansızca izliyor” Sözü bu muhakemenin  boyutlarının çok derinden yürütüldüğünün de işareti adeta. Devrim içinde  sorumluluğunu arayan ve bunun mücadelesini veren Emine ile,geleneksel ve siyasal paradigmaların şekillendirdiği Nuveyre  hanim karakteri  Romanın  ana çatışma  merkezini oluşturur. Nüveyre hanımın donemin  “idealist “ cumhuriyet kadını ve ögretmen kimliği üzerinden bir dönemi okumanin belki de en ciddi gözlemlerini aktarıyor.Aynı zamanda Anne ve Kız olan Emine, Nüveyre   karakterleri devrin siyasal algı,davranış ve tutum farklılıkları Romanın güncelliğini diri tutan  kurucu ögeler.Tùrk edebiyatının güçlü Kadın yazarı olarak  Firuzan’ın, bu romanda ki; dil,kurgu,farklı zaman kesiti ve karakterlerin çok dinamik misyon  yüklenme gayreti romanı çok açıdan değerli ve ayrıcalıklı kılıyor.Farklı bir zihinsel okuma olarak ta  Kırk Yedi’liler Kırk Yaşında her yanıyla okurların ve dönemlerın degişmezi olarak edebiyat arenasının baş aktörlerinden biri olmaya devam edecek gibi .“Gerçeğin son durumu” gibi bir tespitle okura bir hayli düşündürücü sorular yönelten yazar, aynı zamanda kendi aydın ve cesur yaklaşımınında ipuçlarını vermekten kaçınmamaktadır.Kırk Yedi’liler,  Kırk yaşında siyaset ve edebiyatın, yazarla devrimcinin, sistemle öğrencinin, iktidarla devletin,muhalefetle hak aramanın, hangi katmanlardan gelip nerede bir Türkiye gerçeği hali aldığının çok sıcak bir hatırlatmasıdır. “ kadında kişiliğe alışmamışlar.” Belirlemesi  bir devrimci tespit olarak yorumlanabilir ve bu tamamen yazarın muhakeme ve cesur kadını yaratabilme olgusuna baglanabilinir. Yine yazarın çok güzel bir tespit olarak ortaya koyduğu  “Türkiye ve dünyanın epeydir sloganlarla idare edildiği gerçeğinin” Türkiye cephesi açısından ki makus talihinin ironik  açığını ele veriyor.

 Kırk Yedi’liler Kırk yaşındalığnın bir diğer önemi; Kürt gerçekliğinin yazarın gözünden izlenim ve yorumlarla  Türk edebiyatında dillendirilme olgusudur. “Onlar çoğunluk yüksek sesle gülmeyen ,az konuşan insanlardı.Aslında çekingen taşra çocuklarıydılar. Bu.Bu insanlarla birden açılan inanç sevgi ve yüreklilik silinmez güzellikler getirmişti Emine ye.” Kürt gerçeğinin yıllarca “bir doğu” mitosuna hapsedilen açmazının simgeler ve imalar üzerinden Türk edebiyatına  sızması aslında o dönem itibariyle bile Kürt sorunun ağırlığını açıklama açısından kaçınılmaz bir veri. Haydar karakteri aracılığı ile Kürt gerçekliğine yumuşak bir geçiş yapmak isteyen Yazarın bu konuda edebi üslup ve yaklaşımla ciddi sosyal ve siyasal tespitlere dikkat çektiğini  belirtmek gerekir. “ Biliyorum.Biliyorum. Türkiye'de neler olmuş biz doğuncaya kadar.Neler neler geçmiş.”diyerek aslında üstü örtük  siyasi inkarlarında çaresizliğini ele veriyor.

Hem karakterleri hem dil ve anlatım zenginliği hem de Firuzan ın Kadın kimliği ile edebiyat dünyasına kazandırdığı Kırk Yedi’liler hayatımızın da son Kırk yılının bir anmalığı olarak okurunu bekliyor.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

30.Ocak.2016 Cumartesi
27.Kasım.2015 Cuma
16.Ekim.2015 Cuma
16.Eylül.2015 Çarşamba
13.Temmuz.2015 Pazartesi
07.Temmuz.2015 Salı
01.Temmuz.2015 Çarşamba
18.Haziran.2015 Perşembe