18 Ocak 2018, Perşembe

Üst Menu

Konuşan Kadın Olunca…

Konuşan Kadın Olunca…

Çin Büyükelçiliğinin verdiği davette Emine Erdoğan’ın konuşmasına “sen kimsin” sözüyle itiraz eden Kamer Genç’in çıkışı, esasında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in meclise başörtülü giren Merve Kavakçı’ya “şu kadına haddini bildirin” söyleminden farksızdır. “Başörtülü” ve “Kadın”a itirazın, “başörtülü iktidara” ve “iktidar kadına” itirazın sesidir. Zira konuşan kadın yöneticidir, susan kadınsa yönetilen…

 

İktidar kendinden olanın yanlışlarına muhalefet etme ahlakını yok eden korkunç bir canavardır. Kendinden olan iktidardakinin haksız hukuksuz tutumlarını ve uygulamalarını görmeni istemeyen. Gündemi oluşturan, baktığı yerden baktıran, köleleştiren,eriten, susturan, gören kör konuşan lâl ettiren, devrimciyi ellerini okşayan fırsat bekçisi yaptıran.

 

Türkiye’de İslami kesimde ise muhalefet meselesi AKP’nin iktidara geçmesiyle birlikte büyük oranda azalmıştır. Üç dönem ard arda iktidar olma şımarıklığı eklenince iktidar haddini bilmeyen ama haddini bildiren oluvermiştir.

 

İktidarların terbiye metodunu ise en bariz “kadın” alanında görürüz. Bilhassa siyasal iktidarlar her dönemde kendi otoritelerini ve faşizan anlayışlarını meşrulaştırmak için kadın bedenini araçsallaştırmaktan çekinmemişlerdir. Bu araçsallaştırmayı Türkiye siyasal hayatının son on yılında başörtüsü meselesi özelinde görebiliriz. Ancak ben istediğim zaman çözerim anlayışıyla kadına “Senin kendin üzerinde söz hakkın yok senin hakkında karar verebilecek tek otorite tek mekanizma benim. Sen kontrol edilensin bense kontrol eden. Sen, “özne” olan benim iktidarımda “nesne” olmanın ötesine geçemezsin.” söylemi dikte edilmek istenmiştir.

 

Bu nedenle tamda bu haliyle “demokratikleşme paketi” adıyla kamuoyuna sunulan pakette yer alan başörtüsü anayasal güvencesinin bu kadar geç hayata geçmesi anlaşılabilinirdir. Ve bu başarı ki eğer başarıysa iktidarın değil konjoktörel demokratikleşme süreçlerinin başarısıdır. İslamcı kadın hareketinin başarısı ise hiç değil. Çünkü İslamcı kadın başörtüsü meselesinde sınıfta kalmıştır. Nasıl mı? Kendinden olan iktidara geçince ona eklemlenerek, benzeşerek. Kadın olarak varlığını iktidarın varlığına armağan ederek. Tıpkı Cumhuriyetçi kadın hareketi gibi, tıpkı sol kadın hareketi gibi ideolojilere iktidarlara kurban verilen kadınlık onuru!

 

Bu haliyle AKP’nin yaptığı şey zaten toplumsal zemini, mutabakatı olan bir meseleyi anayasal güvence altına alma mecburiyetinden öte bir şey değildir. Tıpkı Kürt ve Kürdistan meselesinde olduğu gibi; toplumsal zeminin elverişli olduğu topraklara demokrasi tohumları ekme yalanıdır. Var olan zemini nihayet görme. Dolayısıyla AKP’nin başörtüsü ve Kürt meselesinde attığı adımlar yandaşlarının ifade ettiği gibi cesaret ya da devrim değil bir tür var olanı okumadır. Bu okuma görünür kıldığı için anlamlıdır. Ancak yine bu okuma zorunluluğunu,  cesaretini her dönem yaklaşan seçimlerden aldığı için etik değildir.

 

Bu noktada iktidarın yapıp ettiklerini alkışlayan, ancak iktidar görünce gören bir İslami anlayış var Türkiye’de. Nitekim şimdiye kadar kadın hakları ya da kadın meselesine kafa yormayan mesai harcamayan İslami anlayış, İslamcı kalemşör ve medya patronları, bir kısım cemaat temsilcileri ya da kanaat önderleri Emine Erdoğan vakası yaşanınca bir anda kadın hak ve özgürlük havarileri kesildiler, başka bir şey konuşmaz oldular. Belki de uzun bir uykudan beri ilk defa” konuşan/ yöneten kadına saygı” söylemini gündemlerine aldılar. İslamcı kadını bu kadar susturmuşken, başörtüsü üzerinden İslamcı kadın bedeninin bu kadar araçsallaştırmışken. İslam tarihinde dönemsel olarak sesi kıstırılan kadın Kamer Genç sayesinde yeniden görünür mü oldu bilinmez ama İslamcı erkek ve İslamcı bakış açısı kadın meselesi ile bir kez daha yüzleşmek zorunda kaldı. İslamcı erkek ve kadınlar eğer iktidar endeksli bir okuma yapıp bu meseleyi Kamer Genç tartışması olarak bitirmez gündemlerine alırlarsa bu durum ciddi bir kazanım olur. Çünkü İslamcıların büyük bir bölümü evet şöyle ya da böyle Kürt ve Kürdistan meselesi ise yüzleştiler ancak henüz kadın meselesi ile değil.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.