19 Ocak 2018, Cuma

Üst Menu

Kürdistan’ın Gazze’si Rojava

Kürdistan’ın Gazze’si Rojava
''Rojava halkı Esad yönetimi ve muhalifler arasında yaşana savaşta her iki tarafında zulmüne maruz kaldığından kendi varlığını ayakta tutmaya çalışmıştı. ‘Laci’ diyorlardı onlara yani ‘yabancı’ yıllardır vatandaş olarak kabul edilmediklerinden eşit yaşam şartlarına sahip değillerdi.''
01 Ekim 2014
-A +A

Rojava-Güney Kürdistan izlenimleri (2)

 

Hazırayan: Hüda Kaya

 

Rojava halkı Esad yönetimi ve muhalifler arasında yaşanan savaşta her iki tarafında zulmüne maruz kaldığından kendi varlığını ayakta tutmaya çalışmıştı. ‘Laci’ diyorlardı onlara yani ‘yabancı’ yıllardır vatandaş olarak kabul edilmediklerinden eşit yaşam şartlarına sahip değillerdi.

 

19 Temmuz 2012 de uzun yılların baskı ve katliamlarına karşı verdikleri mücadele ile Kobani halkı kendi özerk yapısını oluşturmuştu.

 

İsviçre modeli gibi üç kanton bölgeden oluşuyordu. En büyüğü Ciziri, Kobani ve Afrin. Birbirleri ile kopuk, coğrafi sınırları yok. Hepsinin çevresi IŞID kontrolünde diyebiliriz.

 

Kantonlarda sadece Kürtler yaşamıyor. Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Asuriler, Ermeniler hatta Çeçenler, bölgede ki bütün farklı halklar bir aradalar.

 

IŞİD'in Musul ve Şengal saldırıları sonrasında Ezidi ve Şii halklar da güvenli bölge diye sığınmışlar.

Biz Cizire kantonunda bulunan Ezidi halkın kaldığı Newroz kampını ziyaret edeceğiz ve Ciziri yönetimi yetkilileri ile görüşeceğiz. Kanton hükümet merkezi  Amudi’de.

 

Kampın daha dışında sayılabilecek yerlerde çocuklar derelerde oynarken, pek çok çadırın önünde kadınlar toprak üzerinde leğenlerde çamaşır yıkamaktaydılar.

 

Newroz Kampında

 

Derik şehrinde, çöl ortasında çoğu kadın ve çocuk yedi bin civarı Ezidi göçmen var Ezidilerin hepsi etnik olarak Kürt. Gelenler Şengal katliamından kaçarak kurtulabilenler. Yüzlercesi de Türkiye’ye veya Şengal için geri dönmüşler.

Gölgesiz dayanılmaz ağır bir sıcaklık var. ‘Mevsim değişti, bu ne ki. Daha çok sıcaktı’diyorlar. Biz sıcakta toprak yolda yürümeye zorlanırken, onlar üzerlerinde bir bez çadır, bulabilenlerin altında toprağın üstüne serdikleri bir

kilim ve sergiler çadırların içinde oturmaktan başka çareleri yok.

Katliam başlayınca 200 binin üzerinde insan Şengal dağına kaçıyor.  Günlerce yakıcı güneç altında Şengal dağında yaşam mücadelesi veriyorlar. Susuzluktan ve açlıktan çocuklar, yaşlılar ölüyor. Tamamen etrafları çevrili iken HPG güçlerinin Rojava ve Şengal dağı arasında savaşarak açtıkları bir koridordan bu taraf geçiriliyorlar. Bu yüzden her söz alan mutlaka HDP- PKK diyemiyorlar, PKK'ye  minnetlerini ifade ediyorlar. ‘Bizi ölümden kurtardılar’ diyorlar. Ailelerini buraya güvenli bölgeye getirdikten sonra geriye dönerek şehirlerini kurtarmak için savaşmak üzere savunma birliklere katılan gençler olmuş. Açılan bu koridor hala aktif. Zaman zaman IŞID mayınlıyor ve saldırıyormuş ama sürekli olarak güvenliği yeniliyorlarmış.

Barınma, gıda gibi bütün sorumluk ve yük Rojava yönetimi tarafından karşılanıyor. Rojava’nın resmi statüsü olmaması sebebi ile BM, Suriye yönetimi üzerinden ilişki kuruyor fakat yönetim de burayı tanımadığı için orada tıkanıyor ilişkiler. Yine BM biraz çadır yardımında bulunmuş. Rojava zaten hep bir saldırı ve ambargo altında olduğundan son derece zorlanmakta bu durumlara karşı fakat gelen halkı da kendi insanları olarak gördüklerinden ekmekleriniz paylaştıklarını ifade ediyorlar. Gelen ailelerin tamamına yakınının kayıpları ya da kaçırılan kadınları var.

Ezidi halkı adına sözcülük yapan Şeyh ’74. Katliamı yaşadık. APO cemaatine, PPK’ya, HPG’ye ve YPJ’ye minnet duyduklarını, hayatlarının kurtulmasında, onlara borçlu olduklarını, hayatları boyunca bunları unutmayacaklarını’ söylüyor. Saydığı yapıları ‘Apo’nun cemaati’ olarak ifade ediyorlar.

 

‘Şengal’e saldıranların nereden geldikleri belli olmayan insanlık düşmanları olduklarını biliyoruz. Allah’tan dileğimiz, umudumuz bize bunları yaşatanlarında, bunları yaşamasıdır. Umutluyuz ve onları kovacağız. Bu IŞID bir kanser. Bu kansere karşı mücadele eden halkları, ülkeleri selamlıyorum. Bizim için canlarını veren, savaşanları selamlıyorum. Peşmerge geri çekilince biz IŞID ile, katliam ile yüzyüze kaldık. IŞID Musul’u alınca biz ‘Peşmerge bizi korur, gerekli güvenliği alır’ diyorduk. Hani savaşsalardı, yenilselerdi, silahları yetmeseydi anlardık. Havan, Bixi gibi silahları vardı ama bir kurşun atmadan gittiler. Bu durum bizi şüpheye düşürüyor.

 

YPG ve YPJ bizim güvenliğimizi sağlarsa kendi şehrimize dönmek istiyoruz. Biz de bu arkadaşlar ile mücadele etmek istiyoruz çünkü binlerce kadınımız, kızımız onların elinde esirdirler. Onları satıyorlar’ diyor.

 

Bir kadın yine aynı minnetini ifade ediyor. ‘Bunlar olmasaydı şimdi hiç birimiz kalmamıştık. 13 saat yol yürüdük. Çatışmaların ortasında kalmıştık. Bunlar geldi bizi buraya güvelikli yere getirdiler ve ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışıyorlar.

 

Avrupa’ya değil, kendi Ülkemize dönmek istiyoruz. Çünkü bizim Ülkemiz çok güzeldir. Avrupa’dan daha güzeldir. Güvenlikli olsun yine orada yaşamak işitiyoruz.  Bu arkadaşlar bizim için canlarını verdiler. Kanlarını akıttılar.’

Ailelerin içinde kadınları kaçırılanlar var mı? Diye soruyorum. Aynı aileden10 kadını kaçırılanlar var. Birinin üç kız kardeşi kaçırılmış. Hiç birinin durumlarından haberleri yok. Yaşıyorlar mı, satıldılar mı? Bilgi alma imkanları yok.

 

Eşi öldürülmüş dört çocuğu ile gelebilmiş bir kadın var. Eşleri öldürülen kadınlar çok fazla.

 

Bir ailenin 21 yaşında kızı öldürülmüş ama geri dönüp cesedini alabilme imkanları olmamış.

 

Kızları, kaçırılan kadınlar ile konuşmayı talep ediyoruz ama zor. Kadınlar ağlamaktan konuşamıyorlar.

 

CHP Milletvekili Melda hanım‘Peki Türkiye devletinden ne istiyorlar?diye soruyor. ‘Yerlerimize dönmek istiyoruz. Bunun için çalışsınlar.’

 

‘Sesimizi Dünyaya duyurun’ diyorlar.

 

Değişen mevsim ile ihtiyaçlar daha da artmakta. Acilen kış şartlarına uygun barınma problemlerinin giderilmesi gerekiyor.

 

İlaç ve gıda sorunu da büyük bir sıkıntı. Statü sorunundan BM bile üstesinden gelemiyor.

 

Anneler çocuklarının yarım kalan eğitimleri için üzülüyor. Çocukları için sosyal ve eğitim imkanları oluşturulmasını istiyorlar.

 

Devam edecek:Cizire Kanton yönetimini ziyaret